BRÜKSEL YOLUNDA

Şu anda Brüksel’deyim. Ama bu yazıyı 25 Mayıs akşamı yazıyorum. Çünkü yarın sabah Brüksel uçağına bineceğim.
Bu yolculuk nereden mi çıktı ? Avrupa Parlamentosu’ndaki milletvekili dostlarım (Türkler değil) davet ettiler. Davetin kökeninde Avrupa Parlamentosu ya da Avrupa Birliği var mı, bunu Brüksel’de öğreneceğim.
Brüksel’de birkaç gün kalacağım için AP ve AB ileri gelenleri ile buluşup görüşmem mümkün. Göreceğiz !
Dönüşte izlenimlerimi ve olursa daha fazlasını yazarım.
Ardından, 1988’den bu yana ilk kez Bulgaristan’a gideceğim. Sofya ve Varna’ya. Bir uluslar arası yazarlar toplantısı için. Ardından, Avrupa Şiir Akademisi’nin altı aylık dönem toplantısı var. Akademi üyesi sıfatımla katılacağım.
Hayatımda tuhaf bir şey oldu : Eskiden “gazete” ve “medya” dünyasında bir şair ve edebiyatçı olarak otururdum. Şimdi, artık, edebiyat ve şiir dünyasında bir gazete yazıcısı olarak da oturuyorum.
Bundan dolayı aradan yirmi yıl geçtikten sonra AB üyesi Bulgaristan’a bir gazete yazıcısı gözüyle de bakacağım.
***
Ben de “ama” rezervi ile Avrupa Birliği’nden yana olan vatandaşlardan biriyim. Biliyorsunuz, “ama” rezervi koyanları, darbe yandaşı ve antidemokrat olarak tanımlıyor kimi AKP lejyonerleri. AP ve AB ileri gelenlerine “ama”cıların faşist olduğunu düşünüp-düşünmediklerini soracağım.
Joost Lagendijk ve Olli Rehn ile rastlaşacak olursam, beni de isyan ettiren söz ve yorumları üzerine sorular soracağım.
“AKP’yi madem ki bu kadar beğenip seviyorsunuz, muhatap olarak tercih ettiğiniz iktidara neden kolaylık göstermiyorsunuz, fırsattan yararlanıp müzakere sürecini neden hızlandırmıyorsunuz ?” diye soracağım.
Soracağım bir yığın şey var.
***
Bende şöyle bir izlenim var : Sırbistan seçimlerini kazanan AB sempatizanı parti hükümeti kuracak olursa, bu ülkenin AB üyeliğinin gündeme geleceğini düşünüyorum. Ardından Ukrayna, Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova ve Arnavutluk’a sıra gelecek.
Osmanlı İmparatorluğu’nun işgal ettiği doğu Avrupa ülkelerinin tamamının AB üyeliğine alınmasından sonra, Türkiye’nin adaylığının ciddi olup-olmadığının ortaya çıkacağını da düşünüyorum. Bu operasyon 2020’ye kadar tamamlanacak ve herhangi bir ölümcül trafik kazası olmaz ise Türkiye ile müzakere 2023 yılında tamamlanacak. Bunu da soracağım.
Ayrıca, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinden taviz vermek istemeyen bir edebiyat yazarı ve gazete yazıcısı olarak, mensubu olduğum düşünce kesimi için neler düşündüklerini de soracağım. Yüzüme karşı söylesinler !