BU İZDİVAÇ NEDEN OLMAZ

Sol ile İslamcı İslam arasındaki izdivacın neden olamayacağını Yılmaz Özdil’in 14.12.10 tarihli “Gençlik İnsanın Başına Bi Kere Gelir” başlıklı harika yazısı ne güzel özetliyor. Gene, gazetemiz yazarlarından Ahmet Hakan’ın 14.12.10 tarihli köşesinde yayınlanan “İçkili lokantaya baskın olayına aykırı bir bakış” başlıklı yazısı da çok dikkatle okunmalı. Ve ilham alınmalı!
Hayatında mayo giymemiş, ağzına içki sürmeyen “günahsız” ile bunları yapan “günahkar” hayat tarzı, birbirine uymayan iki takım nasıl siyasal işbirliği yapacak? Yapamaz!
***
Latin Amerika’nın kadınlı-erkekli protestan ve katoliği, komünisti, faşisti görücü usulü ile evlenmez, eşini kendisi seçer, ailecek birlikte yedikleri yemeklerde şarap içer, birlikte meyhaneye gider, kadın-erkek dans eder, laik düzene değil, kurulu düzene (statükoya) baş kaldırır. Solda yer alanları kapitalizme ve emperyalizme hep birlikte muhalefet eder, baş kaldırır. Aynı şeyi Türkiye solu da aşağı yukarı birlikte yapar.
Ama laik olmayan köktenci İslamcılar böyle bir şey yap(a)mazlar. Görücü usulüyle evlenirler. Daha fazla mahremlerine girmeye hakkım yok. Şeyhleri, cemaat önderleri, imamlarından hiçbiri laik düzeni içine sindirememiştir. İslamcıların denetimi altındaki uygulamacı mümin kesimin büyük bir çoğunluğu işsizdir, yoksuldur. Ama “öteki” yoksullarla, işsizlerle, açlarla, ezilmişlerle işbirliği yap(a)mazlar, fakat şeyhlerin, cemaat önderlerinin peşinden giderler. Bu iki hayat, bu iki zihniyet dünyası su ile zeytinyağı gibidir, birbirine karışmaz. Bu nedenle bu ısmarlama izdivaç olmaz! Aşk gerekir!
***
Şimdi duralım ve düşünelim: Bütün bu engellere karşın, parti düzeyinde düzmece bir nikah kıyıldı diyelim, aynı nikah halk düzeyinde kıyılacak mı? Bu evlilik nasıl yürüyecek. Bir yanda emekçi ve işçi sınıfına ait olduğunun aşağı-yukarı bilincinde olan bir sol kitle. Bir yanda emekçi ve işçi sınıfına ait olduğunun bilincinde olmayan, kendini bir tarikat ya da cemaate ait olduğunu hisseden bir tutucu kitle. Ki karşısındaki sol ya da solumsu kitlenin dinsiz, kafir ve komünist olduğunu düşünmektedir.
Hurafeler İslamına gönül vermiş bu kitlenin şeyhleri ve önderleri, Peygamler ve ilk dört halife döneminin görkem ve adaletine (!) tekrar kavuşmak için, çağdaş dünyayı reddedip eskiye dönmenin selefi hayallerini kurmakta ve Müslüman Kardeşler tarzı kurtuluş hesapları yapmaktadır.
HSL’ye yani Halkın Sesi Partisi’de yamanan sol, HSL’nin Müslüman liderleri ile uzlaşsalar bile, HSL’nin Müslüman liderleri, tarikat şeyhlerinin, cemaat önderlerinin denetimi altında bulunan hurafe müminleri ile herhangi bir ilişki kuramayacaktır. Asla!
Yapılması gereken şu : Sol bir siyasal güneş gibi sabit kalıp, dinci kesimin yanına gelmesini bekleyecektir. Bu arada, doğal olarak, karşı tarafın inanç nabzına şerbet vermeden toplumsal gerçekleri söyleyecek, sömürünün, eşitsizliğin tarifini yapacaktır. Tıpkı Latin Amerika solu gibi. Özetle: Tarikat şeyhleri, cemaat önderleri siyasal planda solun programına inanmadan bu izdivaç gerçekleşemez. Deneyen sol ve solcu İslamcı faşizmin kapatması olur!