BU NE BİÇİM HÜKÜMET ? BU NE BİÇİM HÜKÜMET !

“Sınırötesi harekât hemen başlamalı, PKK’nın bütün yuvaları yerle bir edilmeli, daha sonra bizim sınırın güneyinde bir güvenlik kuşağı oluşturulmalı” demiyorum.
“PKK’nın amacı ne, bizi Irak batağına çekmek mi, yoksa AB ve ABD ile Türkiye’nin arasını açmak mı, dünya kamuoyu önünde itibarsızlaştırmak mı istiyor bizi ? PKK dünya kamuoyunda hürriyet savaşcısı kimliği mi kazanmak istiyor ?” türünden uzmanca (!) sorular da sormak istemiyorum.
“Sınırötesi harekâtı demokratikleşme karşıtları kışkırtıyor ! Operasyonların hepsini PKK yapmıyor olabilir” türünden zırvalıklar ileri sürecek kadar aklımı ve vicdanımı pazara çıkartmış değilim.
PKK’nın 21 Ekim günü, saat 00.20’de yaptığı saldırıdan sonra her şey mümkündür. Bu “Her şey mümkündür”ün içine her şey girmektedir.
Her şey mümkün olmadığı gibi, hiçbir şey de mümkün olmayabilir. Çünkü Türkiye’yi bir “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti” değil, bir “AKP Hükümeti” yönetiyor. Ve bu hükümetin, kimi zaman, parti çıkarlarını, ulusal çıkarların üstünde tuttuğu da çok iyi biliniyor.
Örnek mi istiyorsunuz ? Türkiye’yi yeni bir kaosa sürüklemesi olası, hukuk ve akıl dışı Cumhurbaşkanlığı Referandumu !
***
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü bu hükümetin, “Bu ne biçim hükümet ?” dediğim hükümetin dışında görmüyorum. Şu anda AKP’nin cumhurbaşkanı. Bir gün Türkiye’nin cumhurbaşkanı olacak mı, olabilecek mi ? Bunu bilecek durumda değiliz henüz. Eylemlerine bakacağız !
PKK 21 Ekim 2007 günü, saat 00.20’de, yani gece yarısını yirmi dakika geçe Cumhuriyet’in askerine karşı saldırıya geçiyor, ilk hesaba göre 12 askeri şehit ediyor. Bu olaydan Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Genel Kurmay’ın haberi ne zaman olmuş olabilir ?
Genel Kurmay karargahı olayı “öğrenmesi gereken belli süre” içinde öğrenmiş ve İtalya’da bulunan Genel Kurmay Başkanı’na da hemen haber verilmiş olmalı ki Orgeneral Yaşar Büyükanıt aynı gün içinde Ankara’ya geri döndü.
***
Olay kendisine haber verilmemiş olmalı ki, hiçbir şeyden habersiz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendi eseri olan bir referandumda oy kullanmak için memleketi Kayseri’ye gitti.
Birisi uyarmış olmalı ki saat 20’de Çankaya’da Terör Zirvesi toplantısı düzenledi.
Kayseri’de kendisini izleyen gazetecilere, Sarıkamış felaketine değinmeden, içinde “haklıyız, geçmiş olsun, dayanışma içindeyiz” sözcükleri bulunan bir demeç verdi. Ardından Kayseri özel programını erteleyerek başkente döndü.
***
PKK, bu hükümet döneminde yeniden örgütlendi, politik varlığını Avrupa’da yaygınlaştırdı, temsilcilerini TBMM’ne gönderdi. Ama ite-kaka bir tezkere çıkartan bu hükümet, “İnşallah bu yetkiyi kullanmak zorunda kalmayız” diyerek PKK’yı yüreklendirdi. Hazırlattığı anayasa taslağı ise federasyona ve ayrılmaya giden yolları açmaya aday görünüyor !
Bu durumda, “Bu ne biçim hükümet ?” sorusunun yanıtı “Bu ne biçim hükümet !” olmalı.