BU NE BİÇİM SUSMAMAK?

Başbakan Erdoğan, Trabzon Karadeniz Teknik Üniversite’sinin kendisine verdiği fahri doktorayı alırken ve daha sonra Atatürk Meydanı’nda yaptığı konuşmalarda gene medyayı kıyasıya eleştirip hedef tahtasına koydu. (Gazeteler, 13.06.10)
Başbakan yaptığı iki konuşmada ilginç şeyler söylemiş:
“Biz bugün zulüm karşısında susarsak emin olun Fatih Sultan Mehmet’in kemikleri sızlar. Eğer biz bugün çocukların ölümü karşısında gözümüzü yumarsak emin olun Yavuz Sultan Selim’ín kemikleri sızlar. Devlet terörü karşısında sessiz, tepkisiz, eli kolu bağlı kalırsak, Yavuz’un kemiği sızlar.”
***
Başbakan haklıdır! Ama çocukların ölümüne sadece Gazze’de değil bütün yeryüzünde ve Türkiye’de de karşı çıkmak gerekir.
Zulüm ve devlet terörü karşısında susmamak, eli kolu bağlı durmamak gerekir. Ama verilen örnekler çok yanlış. Bu türden işlerde ne Fatih’in ne de Yavuz’un kemiği sızlar. Fatih dönemini bilmek ve Yavuz Sultan Selim’in Alevilere yaptıklarını hatırlamak, seçilen örneklerin yerinde olmadığını gösterir.
Zulüm karşısında susmamanın iki yolu var: Zalimlerin ve devlet terörü yapanların, uluslar arası hukuk alanında burnundan fitil fitil getirmek. Silaha ve zora başvurmadan hesap sormak, siyasal ve ekonomik alanlarda misilleme yapmak.
Ya da zalimlerin kafasına bomba yağdırmak ki bu kesinlikle tavsiye edilmez.
Doğrudur: Başbakan susmadan konuşmanın dışında hiçbir şey yapmıyor. Muhalefeti, medyayı ve eleştiri hakkını kullanan “malum gazeteler”i İsrail’in taşeronu ve avukatı olmakla suçluyor.
İsrail’in yaptıklarını mahkûm ettikten sonra “ama” bağlacını kullanarak yardım konvoyunun uygunsuzluklarını, tahriklerini sıralayanları da suçluyor. Ona göre, İsrail mahkûm edilecek, vardım konvoyu övülecek, Başbakan’ın söylevleri alkışlanacak. Eksen kaymasından zinhar söz edilmeyecek.
***
Acaba öyle mi? İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), dünya basınında “İnsani yardım kuruluşu maskesi takmış bir İslamcı grup” olarak biliniyor.
İHH’yi Gazze seferine bakarak değerlendirdiğimiz zaman, adı geçen vakfın bir insani yardım örgütünden çok paramiliter bir birliğe benzediğini görüyoruz.
İHH, Gazze seferine katılanlardan sorumsuzluk belgesi almasının anlamı nedir? Ölenler de dahil olmak üzere sefere katılanlar, başlarına herhangi bir felaket gelmesi durumunda İHH’nın sorumlu olmayacağını kabul eden bir kağıt imzalamışlar. Bu bile İHH’nın bir insani yardım vakfı olmadığını kanıtlamaktadır. Yeryüzünde bu türden bir yığın karanlık amaçlı sivil toplum örgütü var. Ciddi ve sorumlu bir hükümet yönettiği ülke ve toplumu bu türden kuruluşlardan korumakla sorumlu olmak gerekir. Bizimki tam tersine onların peşinden gidiyor. Her türlü kaosta bile bir başka dünya mümkündür!