BÜYÜK YAŞAR KEMAL’E BİR İTİRAZ

Yaşar Kemal’in adının önündeki “Büyük” sıfatını ilk kez kullanmıyorum. Daha önce birçok yazımda, birçok konuşmamda çağımızın en büyük romancılarından, şairlerinden biri olduğunu yazdım. Kitaplarımı kendisine “Büyük şair Yaşar Kemal’e” seslenişiyle imzaladım. Evet Yaşar Kemal’in romanlarının birçok sayfası şiir olarak da değerlendirilebilir.
Yaşar Kemal’in yirminci yüzyılda hemen hemen dengi yok. Ondokuzuncu yüzyılda yeri Balzac’ın, Stendhal’in, Zola’nın, Dostoyevski’nin yanında.
***
3 Temmuz 2006 tarihli Birgün gazetesi, Yaşar Kemal’in, Sabancı Üniversitesi’nin Akademik Yıl kapanış töreninde yaptığı konuşmanın tam metnini yayınlandı. Bu vesile ile Sabancı Üniversitesi’ni kutlamak istiyorum. 2006 yılı Yaşar Kemal sayesinde özel bir yıl olacak üniversite için. Ama konuşmanın bazı yerlerinin çağımızın en büyük kıssahan’ına, yani anlatıcı’sına yakışacak düşünsel düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil:
“Anadolu, coğrafyasından ve çokkültürlü bir toprak olduğundan dünya kültürüne kaynaklık etmiştir …/… Anadolu’da yaşayan her halk kendi anadilini kullanacak. Kendi ana dilinde eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek…./…Biz çok kültürlü toprak olduğumuzun farkına varacağız …/… Elimizi çabuk tutmazsak başımıza bölünme belası gelebilir. Oysa çokkültürlülüğü ile Anadolu bölünmeye uygun değil.”
***
Büyük Yaşar Kemal, ne yazık ki, bazı kavramları yanlış kullanıyor. Birçok yazar, bilimadamı, politikacı, akademisyen de “bazı” kavramları inatla yanlış kullanıyor ama onların adı Yaşar Kemal değil.
Büyük Yaşar Kemal “çokkültürlü” sözcüğünü “çok kültürlü” yerine kullanıyorsa büyük bir yanlış yapıyor. Anadolu, tarihsel açıdan kuşkusuz bir “çok kültürlü” topraktır, bu nedenle ona “kavimler kapısı” denilmiş.
Ancak, günümüzden söz ederken, Anadolu’yu “çok kültürlü” ve “çokkültürlü” olarak tanımlamak çok yanlış olur. Geçmişte İskender’in İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Çarlık Rusya, Sovyetler Birliği, Osmanlı İmparatorluğu “çokkültürlü” toplumlara örnek olabilir. Ama günümüz Türkiyesi, (sanıldığı ve sandırıldığı gibi) Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, Lazı, Süryanisi, Ermenisi, Rumu ile “Çokkültürlü” bir toplum değildir.
***
Büyük Yaşar Kemal, “Her halk …. kendi anadilinde eğitim görecek” diyor. Avrupa Birliği’nin de istediğini gibi “Anadilini, lehçesini özgürce öğrenme”nin önündeki her türlü engelin kaldırılması başka “Kendi anadilince eğitim görmek” başka.
“Kendi anadilinde eğitim” ancak devletin resmi dili ile yapılır. Bugünkü Anayasa ile bu mümkün değil. Çünkü “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” diyen Anayasa’nın 3.maddesine aykırı. Ve bu madde değiştirilemez. “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” (Anayasa, Madde: 42)
Günümüz Anadolusu eğer çokkültürlü ise ve Türkçeden başka bir dil eğitim ve öğretim dili olacaksa bu ancak “Bölünme” ile gerçekleşebilir. Demek ki temenni başka gerçekler başka.
***
Büyük Yaşar Kemal, “Ulus Devlet” yorumunda da yanlış yapıyor. Günümüz Türkiyesi ulus devletin tek tip insan yaratmadığının en canlı kanıtı. “Halk” kavramının yazınsal anlamı ile politik ve sosyolojik anlamları da aynı değil. Bir hayranın itirazları bunlar…