CAHİL ÖZDEMİR İNCE !

Yazdıklarım karşısında bocalayan İslamcıların, İkinci Cumhuriyetçilerin ve hariçten gazel atan zevzeklerin bir cankurtaran simidi var : Cahil Özdemir İnce ! Özdemir İnce cahilin tekidir, bu işten anlamaz !
Belki cahilim, belki değilim, çünkü bu başıbozuk postmodern çağda cehalet de görecedir. Ama budala olmadığım kesin ! Her konuda danıştığım, bilgi alıp tavsiyesine uyduğum dostlarım, arkadaşlarım var : Hukuk, ekonomi, İslam, vb., konularında. Anayasa konusunda yazıyorsam, mutlaka bir anayasa uzmanına danışmışımdır. Ayrıca, hiç olmadı ya, yazılarımı işin uzmanına da yazdırmış olabilirim ! Altında imzam olan her yazı bana aittir !
Bu nedenle, benim cahil olup olmadığım önemli değil, yazdıklarım doğru mu değil mi ? Sorduğum sorulara cevap veremeyenler, yalan ve yanlışlarını yüzlerine çarptığım palavra esnafı, “Cahil Özdemir İnce !” diyerek kurtulacaklarını sanıyorlar.
Madrabazların köy gençlerini bastırmak için “Sen önce askerliğini yap !” demeleri gibi.
***
Adam İslamcı atmasyonculuğuyla bir şeyler yazıyor (ki bu atmasyonculuk İslamcı yazıcıların çoğunda vardır). Büyük laflar. Thomas Jefferson’u da yanlış tanıtıyor. Meğer o büyük laflar kendisinin değil bir büyük yazarın imiş. Sıkışınca yazarın ve kitabın adını veriyor. Sıkışmasa laflara sahip çıkıp hava basacak. Aslına bakarsanız, üslubundan da anlayacağınız gibi adı anılmaya değmez biri. Ama teşhir etmek için adını veriyorum. Baktın “adam” ne diyor :
“Batılı oryantalistlere rahmet okutacak kadar bu topluma, bu toplumun asil kültür ve medeniyet birikimine şaşı bakan, üçüncü sınıf bir gönüllü acentası gibi çalıştığı için de Batı kültürünü, düşüncesini, uygarlığını bir bütün olarak kavramaktan âciz birilerini ciddiye almam hiç şık değil. İyi de, Özdemir İnce, hangi cesaretle beni kalemine dolama cüreti gösterdi acaba? Olsa olsa câhil cesaretidir bu. Ama Özdemir İnce’nin yaptığı şey düpedüz terbiyesizlik. O yüzden bu cevabı hak ediyor. Benim, hiçbir zaman kafadan atmayacak, uydurmayacak kadar kişilik ve birikim sahibi biri olduğumu düşünmek bile istemiyor anlaşılan.” (Yusuf Kaplan, Yeni Şafak, 16.10.2007)
***
Alıntı yaptığım bölüm “adam”ın kişiliği hakkında bilgi veriyor. Kendisini pek önemsiyor ve zorunlu olarak tanımam gerektiğine inanıyor. Oysa yazılarına arada bir göz attığım köşe yazıcılarından biri. Bundan sonra da öyle kalacak. İnternetten adını aradım, böbürlenmesine denk bir özgeçmişi, yapıtı var mı diye. Yurt dışında doktora yapmış. Ama diploma ve doktora alanının dışında tipik bir otodidakt ! Gerisi, İslamcı mürit böbürlenmesi !
Beni güldüren, kendisini eleştirmeme şaşırması, “Hangi cesaretle ?” diye sorması. “Cesaret” ile yazmadığım için, türünü belirtemeyeceğim. Ama gene de bir cevap vereyim ortaya : Ben bir yalanbozucu dikkatiyle yazarım.
Tuhaftır bu İslamcı yazıcılar: İpe sapa gelmez iddialar ileri sürerler. İddialarını çürütürüm. Bunun üzerine ünlü bir ecnebi yazarın adını verirler ! Böylece başkalarının düşüncelerini yürüttükleri ortaya çıkar. Tuhaftır bu İslamcı yazıcılar ! Bazıları kâbuslu rüyalarında beni görürler ve ertesi sabah “İkinci Cumhuriyetçilerin korkulu rüyası Özdemir İnce !” diye yazarlar.