ÇANAKKALE SAVAŞI ÜZERİNDEN TARİHLE TEPİŞMEK

Sanki aksini iddia eden varmış gibi, “Hayııır, Çanakkale Savaşı’nın başkomutanı Mustafa Kemal değil, Alman mareşali Liman von Sanders idi !” diye bir yerlerini yırtan, ar damarı çatlamış gabîler var bu ülkede. Mustafa Kemal rütbesindeki (yarbay) biri savaş kazanamazmış. Komuta edecek yüzbaşı kalmadığı için bir teğmenin komuta ettiği bölükler bile kazanır savaşı. Bu ülkede, Atatürk’ün Söylev’inin karşısına Rıza Nur ve Kâzım Karabekir Paşa’nın anılarını çıkartan tarih allâmeleri de vardır. Oysa tarihçinin önünde belgeler karşı karşıya değil, yan yana dururlar. Karşılaştırmak için.
***
DİRİLİŞ, ÇANAKKALE 1915’in yazarı Turgut Özakman yukarda sözünü ettiğim türden hal ve gidişleri bildiğinden, Şu Çılgın Türkler’den sonra onarım için bir kez daha alet çantasını açıyor. Kaleme aldığı Önsöz’den anladığımıza göre bir de Cumhuriyet’i yazacak ve böylece “Diriliş, Çanakkale 1915”, “Şu Çılgın Türkler”, “Cumhuriyet” üçlemesi tamamlanmış olacak.
“Şu Çılgın Türkler” deneyiminden biliyoruz : “Diriliş”in de “Resmi Tarih” anlayışının yörüngesinde olduğu ileri sürücektir. Sanki resmi tarihin yörüngesinde olmak kınanacak bir özellikmiş gibi. Tarihte, malûmattraşlık, safsatacılık, yalan ve sahte belgecilik kınanır. Doğal olarak bir de gabîlik. Gerisi yeteneğe kalmıştır.
“Şu Çılgın Türkleri” beğenmeyen “Bu İdraksiz Türkleri”, “Diriliş”i beğenmeyen “Geberiş”i yazar. Gerisi zevzeklik ve lâf ebeliğidir.
***
Turgut Özakman, Çanakkale hakkındaki ciddi, dürüst, saygıdeğer araştırmaların dışında dört tür yaklaşım olduğunu yazıyor önsözde:
“1.Çanakkale’yi Mustafa Kemal’siz, Mustafa Kemal’i yok sayarak anlatmaya yeltenenler,
2.Çanakkale’de Mustafa Kemal’in rolünü küçültmeye çalışanlar,
3.Çanakkale’yi bir mucizeler, kerametler sergisi halinde anlatanlar,
4.Çanakkale’yi yaratan olgularla ilgili sayıları abartanlar. (Örneğin şehit sayısını 250 binden aşağı düşürmeyenler.)
***
1, 2 ve 4.maddelerdeki yaklaşımları tarih yazımının olanak verdiği eleştiri yoluyla etkisizleştirmek hiç de güç değil. Ama Çanakkale’nin Allah, Peygamber, mucizeler, kerametler, pirler sayesinde kazanıldığını ileri sürenler karşısında ne yaparsınız ? Falakaya çekmekten başka ? “Bunlara göre savaşı, komutanlar, dövüşenler, can verenler değil, ilahi, gizli güçler, veliler, erenler, dervişler kazanmış.”
Tıpkı Yunan mitolojisinde olduğu gibi komutanlara savaş taktiği veren Allah, Allah’ın kelâmını yorumlayan ak sakallılar, sakalık yapan pirler !…
İnsanın aklına “Yahu, Allah neden sadece Çanakkale Savaşı’nda Türklere yardım etti de Balkan savaşında, Birinci Dünya Savaşı’nda yüzüstü bıraktı ?” sorusunu sormak geliyor. Ama kesinlikle sormayın, onun da kerametli bir cevabı vardır.
***
Mahzar Osman’ın Bakırköy Tımarhanesi’ne benzetilen bir ülkede onurlu kalemiyle bir şeyler yapmaya çalışan Turgut Özakman’a saygı duymak zorundayız ! Onu saygı ile okuyalım !