ÇANKAYA’YI OKURKEN

Cuma günü yayımlanan “Halkın Değerleri ve Demokrasi” yazımda Falih Rıfkı Atay (1894-1971)’ın “Çankaya” (Pozitif Yayınları, 1961) adlı kitabınndan alıntı yapmıştım. Bugün sizin huzurunuzda günah çıkartacağım: 1961 yılında yayımlanan bu kitabı 2010 yılında okudum. Aslına bakarsanız F.R.Atay’ı da bugüne kadar çok ciddi okuduğum da söylenemez. Ne oldu da böyle bir hata oldu? Aslına bakarsanız her ciddi okurun hayatında böyle kazalar olur, vardır. Ancak yerine yenisi çıkmayacağı için çekilmiş bir diş gibi boşluk bırakır.
Falih Rıfkı Atay gazeteci, yazar, siyaset adamı. Dahiliye Nezareti’nde Talat Paşa’nın hususi kalem memuru oldu. Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye’de Cemal Paşa’nın yanında Dördüncü Ordu Karargahında yedek subay olarak önemli bir şube şefiydi. Cemal Paşa Bahriye Nazırı olunca onun hususi kalem müdür yardımcılığını yaptı.
Daha başından itibaren, ortağı olduğu Akşam gazetesinde Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadeleyi destekledi. Mustafa Kemal’in isteği üzerine Anadolu’ya geçmeyip İstanbul’da kaldı. Kurtuluş Savaşını ve Mustafa Kemal’i destekleyen yazıları yüzünden idam isteğiyle Divan-ı Harb’e verildi. Fakat İnönü Zaferi üzerine serbest bırakıldı. 10 Eylül 1922’de İzmir’de Mustafa Kemal ile buluştu ve 10 Kasım 1938’e kadar hep onunla birlikte oldu.
Hâkimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet ve 1952 yılında Bedii Faik’le birlikte kurduğu Dünya gazetesinin başyazarlığını yaptı.
Yeni Türk alfabesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında Dil Encümeni’nde ve Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunda görev aldı.1950’lerde Dünya gazetesinde Demokrat Parti siyasetine karşı Cumhuriyet ve devrimlerini savundu.
***
Falih Rıfkı Atay “Çankaya”da doğumundan ölümüne kadar Atatürk’ü anlatıyor. Zaten Çankaya’nın altında da “Doğumundan ölümüne kadar” yazıyor. Benim okuduğum baskıda yazarın şöyle bir önsözü var : “Atatürk devri üzerine hatıralarımı 1952’de Dünya gazetesinde yayınlamıştım. Bu eserin iki eksiği vardı: Biri Atatürk devrini bilenler için olması, öteki de o günlerde sırasız sayılabilecek bazı olayları açıklamamasıydı. Şimdi bu eksiği tamamlayarak ‘Çankaya’yı yeniden yayınlıyorum. Moda, 2 Mart 1968, Falih Rıfkı Atay”.
Mustafa Kemal ve Atatürk hakkında birçok kitap okudum ama hiçbiri bende Çankaya’nın uyandırdığı gerçeklik duygusunu uyandırmadı, uyandırmamıştı.
Şu cümleyi birlikte okuyalım: “Haber vereyim ki Atatürk ne yaptığını, nasıl yapacağını, kimlere ne yaptıracağını, kimleri nasıl ve nerede kullanacağını bilen pek hesaplı bir adamdı. Yapmış oldukları üzerinde istediğiniz tenkidlerde bulunabilirsiniz. Fakat kendi varmak istediğine ulaşmaktan başka bir şey düşünmeyen, dostluklarının, yakınlıklarının, sözde sırdaşlıklarının üstünde bilhassa ‘kendi kendine vefalı’ bir lider olduğu su götürmez bir gerçektir.”
Onun pinti sayılamayacağını ama elinin epeyce sıkı olduğunu Çankaya’da öğrendim. Bir süre Çankayalı yazılar yazacağım.