CEHALET GELDİYSEN ÜÇ KEZ VUR !

Ham Marksist çevrelerde, altyapıtın üstyapıyı belirlediği ama, buna karşılık, üstyapının altyapı üzerinde esamesi okunmadığına dair bir önyargı egemenliği vardır.
Ancak ve ne var ki altyapı devrimleri üstyapı devrimlerini, üstyapı devrimleri de altyapı devrimlerini tetikler. Kiros Silindiri (MÖ 539), Asoka Fermanları (MÖ 272 ve 231), Medine Sözleşmesi (622), Manga Carta Libertatum (İngiltere, 1215), İngiliz Haklar Bildirisi (Petition of rights, 1628), İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi (1789), Birleşmiş Milletler Evrensel Beyannamesi (1948) gibi üstyapı (hukuksal) devrim ve reformların altyapısal etkileri olmadığını kimse iddia edemez.
Aynı şekilde, I.Meşrutiyet ve Tanzimat Fermanları’nın, son Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 174 maddesi tarafından korunan Cumhuriyet Devrim Yasaları’nın altyapı üzerinde etkisi bulunmadığını kim iddia edebilir ?
Sosyologlarımız, felsefecilerimiz özgün (telif) olarak bu işlerle ilgilenmediği için, meydanı boş bulan bilgi magandaları ortalığı kasıp kavurmaktalar.
***
Cumhuriyetin karşıtı ve düşmanları, Devrimler’in üstyapısal ve biçimsel devrimler olduğu için halk üzerinde etkili olamadığını, ulus-devlet girişiminin tel tel döküldüğünü iddia ederler. Bu iddiaların gerçeklerle hiçbir ilişkisi yoktur. Olmadığına dair iki örnek vereceğim:
Slavoj Žižek, biçimin yalnızca bir biçimden ibaret olmadığını, toplumsal hayatın maddesel yönleri üzerinde izler bırakan, kendine özgü bir dinamiği bulunduğunu söyler : “Bunun böyle olduğunu, biçimsel burjuva özgürlüğünün, sendikalardan tutun da feminizme kadar, çok somut siyasal talepler ve uygulamalar sürecini başlatması gerçeğinde görebiliriz,” der …
Burjuva özgürlüğünün bir yanılsamaya, başka bir gerçeği (sömürü ve sınıf egemenliği gerçeğini) saklamaya yarayan bir yalana indirgenmesine izin vermemeliyiz. Ama bu özgürlükler toplumsal altyapı devrimlerine giden yolları da açmıştır. Burjuva özgürlüğü, kadınların oy hakkı, çalışma koşullarının düzeltilmesi gibi bazı siyasal taleplerin ifade edilmesi sürecini harekete geçirmek gibi bir yığın alanda etkili olmuştur. Burjuva özgürlüğü Stalincilerin dediği gibi “yalnızca biçimsel” bir özgürlük idiyse ve gerçek güç ilişkilerine bir etkisi yoksa, Stalin rejimi niçin burjuva özgürlüğüne izin vermedi ?
***
Amerika’da daha düne yani 1970’lere kadar bir zenci, beyazların gittiği lokanta ve okula gidemez, bindiği otobüse binemezken bugün Amerikalılar kendilerine (Sezen Cumhur Önal’ın diliyle) çikolata renkli bir başkan seçtiler. Bu kadar kısa bir zamanda bu kadar büyük, hatta mucize sayılabilecek bir değişim nasıl oldu? Hepimiz biliyoruz, başlangıçta (yasa ve Federal Devlet’in silah zoruyla) siyahlarla beyazlar aynı otobüse binmeye, aynı okula gitmeye, aynı otobüste, sınıfta yan yana oturmaya, aynı takımda futbol oynamaya zorlandı. Irkçı deyim ve sözcükler yasaklandı, ayıplandı. Birbirlerine karşı önyargılarının ve duygularının değişmesi beklenmedi, tam tersine bu biçimsel yakınlaşma ruhsal ve düşünsel yakınlaşmayı da beraberinde getirdi. Sonuç meydanda.
***
Türkiye’de de karşı devrim ve AKP’nin yıktığı-yıkamadığı, sattığı-satamadığı ne kadar maddi ve kültürel uygarlık başarı varsa hepsi Cumhuriyet’in üstyapı devrimlerinin eseridir !