CEHALETİN RÖNESANSI – önsöz

ÖNSÖZ OLARAK SON SÖZ
Aydın düşmanlığı faşizmin en önemli özelliklerinden biridir. Bunun örneklerini İslamcı muhitlerde bıktırıcı oranda görürüz. Gerçek demokratları ve “sol”u suçlamak için onları “elit” (seçkin) ve “elitist” (seçkinci) olmakla suçlarlar. Kedi ve erişemediği ciğer hikâyesi. Bu tuhaflık Osmanlı’nın son yıllarında da vardı. Halka inmek, halkın nabzını tutmak, halka yabancılaşmak bağlamlarında “Avam” ve “Havas” kavramları çarpıştırılırdı. İslamcı milletini ürkütmemek için iki kavramın tanımını bir Nurcu siteden alıyorum. Nurculara göre bakın ne demekmiş bu iki kavram: “Avam, kelime manası olarak ‘alt tabaka’ demektir. Havas ise ‘üst tabaka’ anlamına geliyor. Bu genel terimler, kullanıldığı ilim dalına göre farklı manalar içerirler. Mesela, iktisadi açıdan avam fakir demek iken, havas zengin manasına geliyor. Siyasal açıdan avam seçmen iken, havas seçilen demektir. Fen ilimlerinde avam tabiri eğitim ve öğretim görmemiş insan demek iken, eğitim ve öğretim görenler havas oluyor. İslam ilimlerinde ilmi derecesi olma- yan insanlar avam iken, ilmi derecesi olanlar havas ve âlimlerdir. Çiftçi bir insan ekonomik açıdan fakir, ama ilmi açıdan donanımlı ise, iktisadi açıdan avam, ilmi açıdan havas sayılır. Yani avam ve havas tabirleri kullanıldığı yere göre mana ve hüküm kazanıyorlar.”
Örneğin, eleştirmek için, Cumhuriyet’i sivil ve asker elitlerin (havasın) kurduğunu söylerler. Doğrudur, dünyanın her yerinde böyle olmuştur. Elitler (seçkinler, saygınlar) olmadan devlet kurulmaz. Halksız devlet de olmaz. Ama devlet seçkinlerin seçtiği modele göre kurulur. ABD’yi kuran kurucu babaların biyografilerini okuyun. İslamcı milleti Osmanlı düzenine bayılır, ama Osmanlı halis seçkincidir. Sarayda, devleti yönetecekleri yetişmek için Enderûn deyu bir okul mektebi bile kurmuştur ve sadrazamlarını, kaptan- paşalarını, eyalet valilerini, sancak beylerini, yeniçeri ağalarını hep burada yetiştirmiştir. Ey ümmet-i Müslüman! Bu enderûn denilen mektep okuluna Etrak (Türkler) alınamazdı, söylemesi ayıp Hıristiyan devşirmeler alınırdı. Bu nedenle biraz tezekkür et, kafa yor. İşte yarar. Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet döneminin seçkinleri Mekteb-i Sultani (Galatasaray), Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler) ile Harbiye’den yetişmiştir. Cumhuriyet, avamın (halkın, proletaryanın, yoksulların) çocuklarını seçkinleştirmek için “leyli meccani” (parasız yatılı) sis- temini kurmuştur. Çoban Sülü, yoksa nasıl Süleyman Demirel olurdu? Dünyanın ciddi ülkelerinde seçkin yetiştiren liseler ve üniver- siteler vardır. İngilizlere, Amerikalılara sorun size adlarını tesbih gibi saysınlar. ABD’de Başkan olmak için Harvard, Yale, Colombia gibi üniversiteleri bitirmek gerekir. Nebraska Üniversitesi olmaz. Eton College, (sıkça Eton olarak kısaltılır), İngiltere’nin en eski ve elit özel okullarından biridir. 1441 yılında Kral VI. Henry tarafından kurulan okul sadece 13-19 yaş arasındaki erkekleri, yatalı olarak kabul etmektedir. Yüzyıllardır İngiltere’nin en elit ailelerinin çocuklarını kabul eden okul, öğrencilerini, İngiltere’deki öteki okullara kıyasla çok daha nitelikli ve zor bir eğitimden geçirir.

Ayrıca okulun mezunları arasında birçok ünlü başbakan, aristokrat, prens, bilim adamı ve yazar vardır. Okulun mezunları “Old Etonians” (eski Eton’lılar) olarak bilinir. (İnternetten aktarma). Fransa’da bir Yüksek Öğretmen Okulu (École  Normale Supérieure) vardır ki, vay anam babam. 1974 yılında kurulmuştur. Dünya çapında en başarılı öğrencilerin son derece ağır sınavlardan geçerek alındıkları okulda Fransa’nın en önemli bilim adamları ve filozofları ders verir. Türkiye’den bu okulda okumuş sadece Cahit Arf’ın adını biliyorum. École Normale Supérieure’ün İngiltere’de değişim için anlaş- malı olduğu sadece üç yükseköğrenim kurumu vardır: Cambridge, Oxford ve London School of Economics. Yakında Allah’ın izniyle, Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi de bu listeye girer. Ancak Fransa’da dört adet École Normale Supérieure vardır. Olmuş da n’olmuş sanki, mezunları arasından Bekir Bozdağ gibi feylezof, Temizlik Doğudan Gelir adlı başyapıtı kaleme almış Doç. Dr. Hüseyin Çelik gibi “tüşünür” çıkmış mı bakalım? Bana inanmayan, dünyaca ünlü teolog Recep Tayyip Erdoğan hazretlerine sorsun. Ama École Normale Supérieure denince akla Paris’in Ulm Sokağı’ndaki ENS-Ulm diye de bilinen okul gelir. Kim bilir kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan, kaç bakan, kaç Nobelist, kaç büyük filozof ve yazar çıkarmıştır: Romain Roland, Henri Bergson, Jean-Paul Sartre, Louis Pasteur, Paul Langevin, Cahit Arf, Louis Althusser, Raymond Aron, Etienne Balibar, Alain Jacques Derrida, Michel Foucault, Maurice Meleau-Ponty, Jacques Ranciére, Hippolyte Taine, Pierre Bourdieu, Emile Durkheim, Jean Giraudoux, Julien Gracq, Paul Nizan, Jules Romains, Gérard Gennette, Marc Bloch, Georges Dumézil, Laurent Fabius, Edouard Herriot, Jean Jaurés, Allain Juppé, George Pompidou… Yeter, kolum yoruldu. Ancak onda biri.

Bir yanlış yoruma engel olmak amacıyla seçkin (havas, elit) kavramı için birkaç örnek vermek istiyorum: Genç Türkler, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Mustafa Suphi, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, öteki kurucu kadro üyeleri, Nâzım Hikmet; Karl Marx, Engels, Lenin, Troçki, Mao, Castro… Bizimkilere gelince, “Cehaletin bu Rönesans döneminde devlet işleri ve demokrasi ancak bu kadar olur!” diyecek nankörler, fesatlar ve darbeciler çıkacaktır. Bu yazı, Silivri Toplama Kampı’nın ilk mezunlarını verdiği gün yazılmıştır. Avam’ın Havas’tan intikamı işte böyle olur.
Özdemir İnce Köy, 5 Ağustos 2013