CEHALETİN RÖNESANSI

 

Aydın düşmanlığı faşizmin en önemli özelliklerinden biridir. Bunun örneklerini İslamcı muhitlerde bıktırıcı oranda görürüz. Gerçek demokratları ve “sol”u suçlamak için onları  “elit” (seçkin) ve “elitist” (seçkinci) olmakla suçlarlar. Kedi ve erişemediği ciğer hikâyesi. Bu  tuhaflık Osmanlı’nın son yıllarında da vardı: Halka inmek, halkın nabzını tutmak, halka yabancılaşmak bağlamlarında “Avam” ve “Havas” kavramları çarpıştırılırdı. İslâmcı milletini ürkütmemek için iki kavramın tanımını bir Nurcu siteden alıyorum. Nurculara göre bakın ne demekmiş bu iki kavram: CEHALETİN_RÖNESANSI-kapak(KAYNAK YAYINLARI, 2013)

Avam, kelime manası olarak ‘alt tabaka”’demektir. Havas ise ‘üst tabaka’  anlamına geliyor. Bu genel terimler, kullanıldığı ilim dalına göre farklı manalar içerirler. Mesela, iktisadi açıdan avam fakir demek iken, havas zengin manasına geliyor. Siyasal açıdan avam seçmen iken, havas seçilen demektir. Fen ilimlerinde avam tabiri eğitim ve öğretim görmemiş insan demek iken, eğitim ve öğretim görenler havas oluyor. İslam ilimlerinde ilmi derecesi olmayan insanlar avam iken, ilmi derecesi olanlar havas ve alimdirler. Çiftçi bir insan ekonomik açıdan  fakir, ama ilmi açıdan donanımlı ise,  iktisadi açıdan avam, ilmi açıdan havas sayılır. Yani avam ve havas tabirleri kullanıldığı yere göre mana ve hüküm kazanıyorlar.”                                                                                                                          .

Örneğin, eleştirmek için, Cumhuriyeti sivil ve asker elitlerin (havasın) kurduğunu söylerler.Doğrudur, dünyanın her yerinde böyle olmuştur. Elitler (seçkinler, saygınlar) olmadan devlet kurulmaz. Halksız devlet de olmaz. Ama devlet seçkinlerin seçtiği modele göre kurulur. ABD’yi kuran kurucu babaların biyoğrafilerini okuyun. İslâmcı milleti Osmanlı düzenine bayılır, ama Osmanlı halis seçkincidir. Sarayda, devleti yönetecekleri yetiştirmek için Enderûn deyu bir okul mektebi bile kurmuştur ve sadrazamlarını, kaptanpaşalarını, eyalet valilerini, sancak beylerini, yeniçeri ağalarını hep buradan yetiştirmiştir. Ey ümmet-i Müslüman!  bu  enderûn denilen mektep okuluna Etrak (Türkler) alınmazdı, söylemesi ayıp Hıristiyan devşirmeler alınırdı. Bu nedenle  biraz tezekkür et, kafa yor. İşe yarar. Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet döneminin seçkinleri Mekteb-i Sultani (Galatasaray), Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler) ile Harbiye’den yetişmiştir. Cumhuriyet avamın (halkın, proletaryanın, yoksulların) çocuklarını seçkinleştirmek için “leyli meccani” (parasız yatılı) sistemini kurmuştur. Çoban Sülü, yoksa nasıl Süleyman Demirel olurdu? Dünyanın ciddi ülkelerinde seçkin yetiştiren liseler ve üniversiler vardır. İngilizlere, Amerikalılara sorun size adlarını tesbih gibi saysınlar. ABD’de Başkan olmak için Harvard, Yale, Colombia gibi üniversiteleri bitirmek gerekir. Nebraska Üniversitesi olmaz. Eton College, (sıkça Eton olarak kısaltılır), İngiltere’nin en eski ve elit özel okullarından biridir. 1441 yılında Kral VI. Henry tarafından kurulan okul sadece 13-19 yaş arasındaki erkekleri, yatılı olarak kabul etmektedir. Yüzyıllardır İngiltere’nin en elit ailelerinin çocuklarını kabul eden okul, öğrencilerini, İngiltere’deki öteki okullara kıyasla çok daha nitelikli ve zor bir eğitimden geçirir.  Ayrıca okulun mezunları arasında birçok ünlü başbakan, aristokrat, prens, bilim adamı ve yazar vardır. Okulun mezunları “Old Etonians” (eski Eton’lılar) olarak bilinir. (İnternetten aktarma). Fransa’da bir Yüksek Öğretmen Okulu (École Normale Supérieure) vardır ki vay anam-babam.  1794 yılında kurulmuştur.                                                                                                                        Dünya çapında en başarılı öğrencilerin son derece ağır sınavlardan geçerek alındıkları okulda Fransa’nın en önemli bilim adamları ve filozofları ders verir. Türkiye’den bu okulda okumuş sadece Cahit Arf‘ın adını biliyorum. École Normale Supérieure’ün İngiltere‘de değişim için anlaşmalı olduğu sadece üç yüksek öğrenim kurumu vardır: Cambridge, Oxford ve London School of Economics‘tir. Yakında Allah’ın izniyle, Rize’deki Recep Tayip Erdoğan Üniversitesi’de bu listeye girer. Ancak nefesi kuvvetli yedi hocanın hatim indirmesi yeter de artar bile. Fransa’da dört adet École Normale Supérieure vardır. Olmuş da n’olmuş sanki, mezunları arasından Bekir Bozdağ gibi bir feylezof, Temizlik Doğudan Gelir adlı bir başyapıt kaleme almış Doç.Dr.Hüseyin Çelik gibi “tüşünür”  çıkmış mı bakalım? Bana inanmayan dünyaca ünlü teolog Recep Tayyip Erdogan hazretlerine sorsun. Ama École Normale Supérieure denince akla Paris’in Ulm Sokağı’ndaki  ENS-Ulm diye de bilinen okul gelir. Kimbilir kaç cumhurbaşkanı, kaç başbakan, kaç bakan, kaç Nobelist kaç büyük filozof ve yazar çıkarmıştır: Romain Roland, Henri Bergson, Jean-Paul Sartre, Louis Pasteur, Paul Langevin, Cahit Arf, Louis Althusser, Raymond Aron, Etienne Balibar, Alain, Jacques Derrida, Michel Foucault, Maurice Meleau-Ponty, Jacques Rancière, Hippolyte Taine, Pierre Bourdieu, Emile Durkheim, Jean Giraudoux, Julien Gracq,  Paul Nizan, Jules Romains, Gérard Gennette, Marc Bloch, Georges Dumézil, Laurent Fabius, Edouard Herriot, Jean Jaurès, Alain Juppé, George Pompidou… Yeter, kolum yoruldu. Ancak onda biri. Bir yanlış yoruma engel olmak için seçkin (havas, elit) kavramı için birkaç örnek vermek istiyorum: Genç Türkler, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Mustafa Suphi, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, öteki kurucu kadro üyeleri, Nâzım Hikmet; Karl Marx, Engels, Lenin, Troçki, Mao, Castro… Bizimkilere gelince: “Cehaletin bu rönesans döneminde devlet işleri ve demokrasi ancak bu kadar olur!” diyecek nankörler, fesatlar ve darbeciler çıkacaktır. Bu yazı, Silivri Toplama Kampı’nın ilk mezunlarını verdiği gün yazılmıştır. Avam’ın Havas’tan intikamı işte böyle olur. Özdemir İnce Köy, 5 Ağustos 2013