CEMAATLER BATAKLIĞI

“Cemaatçi yapı, örgütlü toplum demek. Örgütlü toplumlar kendi mensupları için güçlü denetim mekanizmaları geliştirirler, ama aynı zamanda dışarıda kalanlara ve farklı olanlara müdaheleyi de engellerler. Belki de cemaatlere ‘farklı olana tahammül’ün sigortası olarak yeniden bakmak lâzım.”
Bu satırları geçmişi karışık biri yazıyor. Ve bu geçmiş beni ilgilendirmiyor. Ancak bu yazarın adının önünde “Prof.Dr” ünvanı var. Militana dönüşmüş bir akademisyenden daha tehlikelisi yoktur, bilime de, gerçeklere de, doğrulara da ihanet ederler.
***
Prof.Dr.Binnaz Toprak’ın raporu, “sporadique” cemaatlerin hal ve gidişinin “Prof.Dr.” yazarın sunduğu gibi olmadığını gösteriyor. Ayrıca ortaçağa özgü anakronik cemaatlerin günümüzde övgüsünü yapmak anakronik bir değerlendirme olmuyor mu ?
Ulusal devlet, cemaatlerin sonudur. Sonu olmalı. Cemaatler ve cemaatler federasyonu ulusal devletin en büyük düşmanıdır, fetret halidir.
“Cemaat”in ne türlüsü olursa olsun, tutucudur ve dışarıya karşı saldırgandır.
Çeteden, mafya ailesinden geçerek meslek loncalarına, dinsel sapınç topluluklarına varıncaya kadar “cemiyet-toplum” olamamış çıkar topluluklarının tamamı “cemaat” niteleme sıfatıyla adlandırılır.
İnsan topluluklarının “toplum”, “ulus” düzeyine erişemediği feodal süreçlerde hep cemaatler ve loncalar vardır, uluslaşma evresinin başlamasıyla cemaatlerin çöküşü başlar. Ulusal toplumlar (ulusal devletler) sanayi devrimlerinin ürünleridir. Türkiye’nin doğusunda cemaatlerin, kabile ve aşiretlerin egemenlik sürdürmelerinin nedeni kuşkusuz yörenin sanayileşmemesidir: ama yörenin sanayileşememesi de yörede cemaatlerin, kabile ve aşiretlerin egemenliklerine bağlanabilir. Biri ötekinin hem nedeni, hem sonucu !
Bazen süreç tersine işler, bunalımların sonunda ulusal toplum tekrar cemaatlere, kabile ve aşiretlere bölünür. Bu fetret dönemidir ! Ve böylesine durumlar, dış güçlerin yararına ve çıkarınadır. Bu nedenle dış ve düşman güçler ulusların cemaatlere dağılması sürecini başlatırlar ve kışkırtırlar.
***
Bu nedenle “cemaatleri” ve cemaat yapılarını örnek olarak öne çıkartıp övgülerini yapmak ulusal çıkarlarla bağdaşmaz.
Cemaat evrensel tanımlama ile bir “fraksiyon”dur, bizim siyasal dilimizde bir “hizip”tir.
Türkiye’nin son 50 yıllık siyasal deneyimi siyasal partileri destekleyen cemaatlerin giderek bizzat siyasal partiye dönüştüklerini göstermektedir. Henüz bir siyasal parti adını almamış olmalarına karşın, parti örgütü gibi çalışmaktadırlar. Fethullah cemaati tabelasız bir siyasal parti kimliği taşımaktadır artık. Ve bu “Prof.Dr.” bu partinin militanı ve partizanı !…
Prof.Dr.Binnaz Toprak’ın araştırması bu gerçeği ortaya çıkardığı için cemaat mensuplarının ve sempatizanlarının saldırısına hedef olmuş durumda. Yapılaşma olarak Müslüman Kardeşler hareketinden ilham alan Fethullah hareketinin, şimdilik, resmen partileşeceğini sanmıyorum. Toplum içinde toplum, parelel bir toplum, “İslami” bir toplum yaratma operasyonu başarıyla devam ettiği sürece partileşmelerinin bir faydası yoktur. Onlar için (şimdilik) önemli olan toplumsal yapıları ve kamu kurumlarını ele geçirmek ve yönlendirmek