ÇİRKEFE TAŞ ATMAK

Rahmetli annemin her duruma uygun atasözü metaforları vardı. Şirretler için “İtle harara girilmez oğlum!” derdi. Harar çok büyük çuval anlamına gelir. Yapışkan şirretler için de “Şerim şerim üstüne işerim!” özlü deyişini tekrarlardı. Bir de çok kızınca “Makröf!” derdi ki “Mikrop” anlamına gelir.
***
Adamın biri e-posta iletisi göndermiş: “Mini etekli bir kızın Müslüman gençler tarafından diri diri yakıldığını imzalı haberin, bizzat haberin kaynağı Gaye Petek tarafından yalanlanmıştı. Bu yalan haberinizden dolayı bir Müslüman olarak sana hakkımı helal etmiyorum” diyor. Al başına belayı ! Tam anlamıyla kuru deriden bal çıkarmak !
Meğer müzevvir Vakit gazetesi, Hürriyet gazetesinde yer alan “testis röntgeni çekmeyen tesettürlü kadın doktorlar” haberinin yarattığı deontoloji (meslek ahlakı) skandalını saptırmaya çalışırken, iki yıl önceki Paris yazılarımı hatırlatıyormuş (19.12.06).
Oysa, Vakit gazetesi muhabiri Muzaffer İldeniz’in yazımla ilgili şikayetini değerlendiren Basın Konseyi, sunduğum CD ve ses bandını inceledikten sonra 15 Nisan 2004 tarihinde şikayetin yersiz olduğuna karar vermişti. Çağdaş Gazeteciler Derneği de yazı dizimi yılın ödülüne layık görmüştü.
Böyle bir olay olmadıysa Paris adliyesinden resmi yazı alamazlar mı? Gerçekte, Paris mahkemesinin kararına göre Müslüman gençler oturdukları sitenin çöphanesinde Müslüman bir genç kızı diri diri yakmıştı ve ayrıca Gaye Petek hanımın bu konuda söyledikleri Basın Konseyi’ne sunduğum CD ve ses bandında yer almaktaydı (almaktadır).
Hakkımda yayınladığı sürekli tezvirat dolayısıyla Vakit gazetesini mahkemeye vermedim. Aksini yapsam, en azından 100 kez dava açmam gerekir(di).
Tekrar ediyorum: 2003 yılında Magripli Müslüman gençler mini etekli hemşerilerini diri diri yakmıştı. Ve sanıklar mahkeme tarafından suçlu bulunmuştu. Resmi belge ile aksini kanıtlamak bana değil kendilerine düşer.
***
Bunun benzeri şirret saldırganlığa Orhan Pamuk olayında da tanık olduk. İslamcı & neoliberal ortaklığı kendi 301.maddesini yürürlüğe sokarak “Orhan Pamukluğa Hakaret” suçu yarattı.
Orhan Pamuk’un “Türkler tarafından öldürülen 1,5 milyon Ermeni ve 30 Kürt” safsatası ve “Bunu söylemeye benden başka cesaret edemedi” megalomanisini “düşünceyi açıklama özgürlüğü” sayan lonca üyeleri karşı eleştirileri neden aynı düzlemde değerlendirmediler de olayı 301. madde hukukuna ve şovenlerin hukuksuz tepkilerine indirgediler ? Başta Orhan Pamuk olmak üzere lonca ihvanı, eleştirileri neden “kıskançlık” bayağılığına çekti?
Orhan Pamuk’u Nobel öncesi ve sonrası tartışmalarının dışında tutuyorum. O, Nobel’ini kazansa da, Tarih ve Edebiyat karşısında nasıl olsa hesap verecek.Belki Nobel kazanılır ama bu hesap verilmeden asla “Büyük” yazar olunmaz. Bunu bildiğim için kendisini Tarih’e ve Edebiyat’a havale ediyorum.
Nobel cinneti geçiren loncaya gelince, elimdeki taşları atmayacak kadar sabırlıyım!