ÇÖZÜMDE İLK ADIM !

“Kürt sorunu” konusunda bugün iyice açık seçik olacağız. Kürtçüler, Kürt ırkçı ve milliyetçileri beni Kürt düşmanı ilan etmeden önce yazdıklarımı iyice okusunlar.
Bilindiği gibi son zamanlarda Kürtçenin eğitim-öğretim dili olması konusu öne çıkartılıyor. Dışarıdan özellikle de Fransa’dan örnekler veriliyor. Ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923-1946 dönemi serbest atış topa tutuluyor.
***
Biz geçmişin değerlendirmesini daha önce yaptığımız için onu şimdilik bu yazının dışında bırakalım. Yerel dil, ulusal dil, resmi dil sıfat ve kategorileri yönetim biçimiyle çok yakından ilgilidir. Kürtçe şu anda yerel dil konumunda, ama onun ulusal dil ve dahası resmi dil olmasını isteyenler, bunları savunanlar var. Bu nasıl olacak ? Bunun gerçekleşmesi için devletin yapısının değişmesi gerekir:
1.Özerklik : Kürtçe ulusal ve resmi dillerden biri. 2.Federasyon : Kürtçe ulusal ve resmi dillerden biri. 3.Bölünme/Bağımsızlık : Kürtçe ulusal ve resmi dil. 4.Mevcut durum : Kürtçe sadece yerel dil. 5.Mevcut durumda reform : Kürtçe okullarda öğretilen, üniversitelerde filoloji bölümü olan, yazılı ve görsel basında kullanılan bir yerel dil.
***
Özerklik, federasyon ve bağımsızlık başka bir yazı dizisinin konusu. Bu konuya daha önce de birkaç kez değindim : Çok trajik ve kanlı bir iştir. Kimseye tavsiye edilmez.
Mevcut durumun sürdürülmesi, iç ve dış dinamikler nedeniyle ve insan hakları dolayısıyla mümkün değil. Bunu herkesin anlaması gerek.
Demek ki önümüzde “Mevcut durumda reform”dan başka bir seçenek bulunmuyor : Kürtçe yerel dil olarak öğretilecek ama mevcut koşullar siyasal olarak değişmedikçe yerel dil olarak kalacak, ve ulusal dil, resmi dil statüsü kazanamayacak.
Ne yapalım ki gerçekler acı olsa da böyle : Yeryüzünde üç binden fazla yaşayan dil var ama sadece 205 devlet var. Resmi dil de bu sayı dolaylarında.
Tarihin cilveli diyalektiği dolayısıyla da Kürtçe Türkiye’de sadece bir yerel dil konumunda.
“Efendim, biz mevcut durumda da Kürtçe’nin Türkçe’ye eşit olmasını, ikinci ulusal ve resmi dil olmasını istiyoruz !” diyenler, yazarlar var Kürtçüler arasında.
Böyle bir şey sadece Türkiye’de değil, dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün değil. Bu nedende mevcut durumda Kürtçenin ikinci ulusal ve resmi dil olmasını istemek özerklik, federasyon, bağımsızlık istemek anlamına gelir. O başka…
***
Mevcut durumda reform ulusal birlik ve ülkenin bütünlüğü için son derece önemlidir ve bir saniye bile geçirmeden hemen hazırlıklara başlanması gerekir.
Reformun ilk adımı Türkiye’nin en büyük üç üniversitesinde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin kurulması olacaktır. İkinci adım ilköğretimin 6,7 ve 8 sınıfları ile orta öğretimde (liselerde) Kürtçenin seçmeli ders olarak öğretilmesini yasallaştırmak olmalı. Bu derslerin öğretmenleri Kürt Dili ve Edebiyatı bölümlerinde yetişecek. Sokaktan gelmeyecek…
24 Aralık 2008 tarihli Radikal’in “Biz Kimiz : Kürtler 4” yazı dizisinde açıklandığına göre Kürtlerin yüzde 99,7’si öğrenim dilinin Kürtçe olmasını istiyormuş. Bu isteklerinin özerklik, federasyon ya da bağımsızlık anlamına geldiğini biliyorlar mı acaba ?… Sanmıyorum ! Benden başkaları da anlatmalı bu sevimsiz gerçeği bu insanlara.