CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANININ ZIRVALARI

Adam bir gizli örgüte sızmış bir kışkırtıcı ajan gibi mi acaba?  Ama durum öyle değil, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın resmi kadrolu başdanışmanı. Kendi bireysel fantezilerini teşhir edecek, ortaya saçacak kadar özgür değil. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı makamından olumsuz bir açıklama gelmediği için, Makam’ın, başdanışmanın düşüncelerini paylaştığını düşünmek hak ve özgürlüğüne sahibiz. Çünkü adam tuttuğu futbol takımını açıklamıyor, ülkenin temellerini özenle dinamitliyor.

Türkiye’ye  ‘Eyalet Sistemi getirilmeli’  diyen  bu adam kim? Anayasa Referandumunda “evet” çıkması durumunda kurulacak olan Başkanlık saltanatının “Başkanlık Kabinesinde” (muhtemel)  Milli Savunma Bakanı olarak adı geçen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, SADAT Başkanı Adnan Tanrıverdi… “Eyalet sistemi getirilmeli, Türkçe ikinci dil yapılmalı” diyor!

Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık ve bazı genel genel müdürlüklerde “Danışman” kadroları vardı. Vardı ama bu danışmanların kim oldukları bilinmezdi. Basın toplantıları yapmazlar, medyaya demeç vermezler, kendilerinden istendiği zaman belli konuda rapor yazarlardı. Makam bu raporları ister kullanır ister kullanmazdı.

Bir de “Kızak” sayılan danışmanlıklar vardı. Görevden alınan yüksek dereceli (Birinci Derece) memurlar bu kadrolara atanırdı. Sadece maaş alırlar  ve genellikle işe gelmezlerdi. Kendilerini arayan soran olmazdı. Ben de TRT Televizyonu’nda Program Planlama Müdürü’yken, Milliyetçi Hükümet (MC) zamanında danışman edilmiştim yani “kızak”a alınmıştım. Bilirim!

Günümüzde işler değişti. Günümüz danışmanları cumhurbaşkanı gibi, başbakan gibi, bakan gibi her konuda demeç veriyorlar. Bazan patronlar tersine konuşuyorlar, bazan susuyorlar. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, SADAT Başkanı Adnan Tanrıverdi… “Eyalet sistemi getirilmeli, Türkçe ikinci dil yapılmalı” demiş! Görevde kaldığına göre, cumhurbaşkanlığı makamı danışmanın görüşünü paylaşmakta. Tersi vaki ise, cumhurbaşkanlığı danışmanın görüşünü onaylamıyorsa ve ben bunu bilmiyorsam, “Makam”dan özür dilerim.

Bu konuda Cnnturk (17.08.2016) kaynaklı bi internet haberini olduğu gibi aktarıyorum):

[Erdoğan’a Başdanışman atanan Adnan Tanrıverdi kimdir, Sadat nedir?

Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığına atanan emekli general Adnan Tanrıverdi ve kurucusu olduğu kuruluş Sadat bir çok iddia ile gündeme geldi. Peki Adnan Tanrıverdi kimdir ve Sadat adlı şirket ne faaliyetler yürütüyor? İşte iddialar ve kamuoyuna yapılan açıklamalarıyla bu soruların yanıtları…

Sadat adlı uluslararası savunma danışmanlığı firmasının kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirilmesi kamuoyunda da merak edilen soruları beraraberinde getirdi. Peki Adnan Tanrıverdi kimdir ve Sadat firması ne yapmaktadır?

1944 Konya Akşehir doğumlu olan Adnan Tanrıverdi, 1963-1964’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Bölümündeki öğreniminin ardından 1964 yılında girdiği Kara Harp Okulun’dan 1966’da topçu subayı olarak mezun oldu ve 1996 yılındaki emekliliğine kadar 30 yıl TSK’da görev yaptı. 1980’de kurmay subay olan ve “Gayrinizami Harp Kursu” de gören Tanrıverdi’nin görev yaptığı birlikler arasında Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı ile KKTC Sivil savunma Teşkilat Başkanlığı da bulunuyor.

1992’de tuğgeneralliğe yükseltilen Tanrıverdi, İstanbul’daki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın ardından Kara Kuvvetleri Sağlık Daire Başkanlığı yaptı ve 1996’da kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edildi. Tanrıverdi’nin geçmişte ve atamasının ardından “TSK içinde irticai faaliyetler yürüttüğü için” emekli edildiği iddiaları sıkça gündeme getirildi. Emeklilikten sonra da Üsküdar FM Radyosunun Genel Koordinatörlüğünü, İhlâs Marmara Evleri Camii Yaptırma ve Yardım Derneği Yönetim Kurulu üyeliğini yapan Tanrıverdi’nin genel başkanlığını yaptığı, 2000 yılında kurulan Adaleti Savunanlar Derneği’nin (ASDER) TSK’dan ihraç edilen ve emekli askerlerden oluştuğu sıkça eleştiri konusu oldu. Kuruluş, bünyesindeki Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) aracılığıyla TSK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik eleştiriler geliştirdi. Atama sonrasında basında yer alan iddialar arasında 15 Temmuz sonrasındaki kararnamelerle TSK’ya getirilen yeni düzenlemelerin bu önerilerle paralellik taşıdığı da var.

Atama kararının ardından Genelkurmay Eski İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in, “Bu adam TSK’daki görev yaptığı süre boyunca dini kendi amaçlarına alet eden uygulamalar içinde olmuştur. İstanbul Maltepe’deki Tugay Komutanlığı sırasında kışlanın içine dini sokmuş, kendine orada bir grup yaratamaya çalışmış, kışla içinde toplu sihir namazları kıldığına yönelik gelen bilgiler doğrultusunda kızak bir göreve çekilerek emekli edilmiştir” şeklindeki iddiası basına yansıdı.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz da Tanrıverdi’yi “Atatürk düşmanı” diye niteleyerek, “Atatürk düşmanı, cumhuriyet düşmanı bir adamla yoluna devam edenler bu ülkeyi bu felaketten kurtaramaz” açıklaması yaptı.

Adnan Tanrıveri’nin 2012’de kurucusu olduğu Sadat Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi, özellikle Suriye savaşı bağlamında sıkça gündeme gelen bir kuruluş.

Misyonu: ‘İslam dünyasının dünya süper güçleri arasındaki yerini almasına yardımcı olmak’

Gayri nizami harp eğitimi veren şirketin çeşitli yerlerde açtığı eğitim kamplarında 2 bin 800 kişinin gayri nizamı harp ya da gerilla eğitimi aldığı 3 Eylül 2012’deki Aydınlık gazetesinin bir haberinde yer aldı. Peki Sadat kendisini nasıl anlatıyor? Şirketin internet sitesinde misyonu, “Silahlı Kuvvetlerin ve İç Güvenlik Güçlerinin organizasyonu, iç güvenlik ve savunma alanında stratejik danışmanlık, iç güvenlik ve askeri eğitim ile donatım alanlarında hizmet vererek, İslam Ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmayı ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yerini almasına yardımcı olmaktır” şeklinde tanımlanıyor.

Türkiye’de uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek şirket olduğu belirtilen ve eski TSK mensuplarının görev aldığı Sadat, askeri ve “iç güvenlik” yani “terörle mücadele” alanında danışmanlık ve eğitim hizmeti veriyor. Askeri ve güvenlik alanında pek çok eğitimi veren şirketin, kursları arasında “Gayri Nizamı Harp” ve “Keskin Nişancılık” gibi başlıklar da dikkat çekiyor. “Kara Harekatı”, “Keskin Nişancılık”, “Koruma”, “Tahrip”, “Gayri Nizami Harp”, “İleri Tek Er Muharebe”, “Topçu ve Havan İleri Gözetleyicilik”, “Tank / Zırhlı Araç Avcılığı” gibi kurs eğitim paketleri bulunuyor.

Şirketin “Gayri Nizami Harp Kursu Eğitim Paketi” kapsamında, “Gayri Nizami Harp teşkilatlanması ve bu teşkilatın unsurlarının pusu, baskın, yol kapaması, tahrip, sabotaj ve kurtarma-kaçırma harekatları ile bu harekatlara karşı koyma faaliyetlerinin eğitimini” verdiği anlatılıyor. Şirketin bu kurs kapsamında verdiği dersler arasında, “istihbarat”, “gerilla harekatı”, “kurtarma-kaçırma harekatı”, “özel kuvvetler harekatı”, “psikolojik harp” dikkat çekiyor. Bu kurs sonucunda “kazandırılacak kabiliyetler” başlığı altında da şunlar sayılıyor:

“Kursiyerler, GNH Kursları sonucunda; Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere, Sabotaj, Baskın, Pusu, Tahrip, Suikast, Kurtarma ve kaçırma, Tedhiş, Sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri, imkân ve kabiliyetine ulaştırılır ve yapılacak test ve değerlendirmelerde başarılı olanlara GNH Uzmanlığı Sertifika verilir.”

Kurulduğu 2012’de Ali Rıza Öztürk, Bülent Tezcan ve Ali İhsan Köktürk tarafından verilen Soru ve Meclis Araştırması önergesiyle TBMM gündemine taşınan Sadat’la ilgili son olarak CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle 1 Temmuz’da soru önergesi vermişti. Suriye savaşındaki etkinliği ve faaliyetleri sorgulanan Sadat’la ilgili önergede, “Sadat’ın TSK’ya alternatif oluşturduğu” iddiaları hatırlatılmıştı. Sağlar’ın deyimiyle şirketin “kontrgerilla eğitimi” verdiği belirtilen soru önergesinde, şirketin “Suriye’de savaşan IŞİD türevi radikal İslamcı örgütlere gayrı nizami harp eğitimi” verdiği iddiaları sorulmuştu. Sağlar soru önergesinde, şirketin kamplarında “Osmanlı Ocaklarından gelen gençlerin” de bulunduğu iddialarını hatırlatarak, Sadat’ın resmi kurumlarca verilmiş bir izninin olup olmadığını, “TSK’ya alternatif oluşturması için hükümet tarafından izin verilip verilmediğini” ve hangi gruplara ne tür eğitimler verdiğinin takip edilip edilmediğini sormuştu. Sağlar, “Eğer takip ediliyorsa hangi gruplara, ne tür eğitimler hangi tarihler aralığında ve nerede verilmiştir?” sorusuna da yanıt istemişti. Soru önergesinde Sağl

“Gerilla eğitimi veren SADAT’ın kontrol edilmemesi durumunda, ne gibi sıkıntılara gebe olduğumuzu ön görüyor musunuz?” diye de sormuştu.

Fikri Sağlar’ın soru önergesine 12 Temmuz’da Sadat’ın internet sitesi üzerinden yanıt verilmiş ve bu iddiaların arkasında sosyal medyada “Fuat Avni” olarak bilinen ve kim olduğu bilinmeyen bir kişiyle, eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün bulunduğu belirtilerek, bunların iftira olduğu ileri sürülmüştü. Cevapta Eymür’ün bu iddiaları, “CIA’nin yönlendirmesiyle” gündeme getirdiği iddia edilerek, “Bu ülkelerin silahlı kuvvetlerine ihtiyaç duydukları askeri eğitimleri SADAT A.Ş. vermesin de ABD şirketleri mi versin?” denilmişti.

Şirketten soru önergesi üzerine yapılan açıklamada, Ticaret Kanunu kapsamında faaliyet gösterdikleri, şirketin kuruluşunun Ticaret ve Milli Savunma Bakanlıkları’na bildirildiği ve “Türk Silahlı kuvvetlerine alternatif olmak gibi bir amacı ve iddiası” olmadığı söylendi. Kurulduğu günden bu güne kadar herhangi bir ülke veya gruba, yurt içinde ve yurt dışında nizami-gayri nizami veya herhangi bir konuda eğitim hizmeti verilmediği belirtilen açıklamada, bazı ülkeler ile proje bazında danışmanlık için görüşme yapıldığı ifade edildi. Savunma Sanayi ürünleri alıp-satmak için girişimlerde bulundukları anlatılan açıklamada, “Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlıklarının izni olmadan, savunma sanayi ürünlerinin yurt içi ve uluslararası sevkiyatı mümkün değildir. SADAT A.Ş. de aynı hükümlere tabidir” denildi. Yurt içinde ve yurt dışında herhangi bir eğitim tesisi ve kamplarının bulunmadığı dile getirilen açıklamada, bu yöndeki iddialar “iftira” olarak nitelendirildi. Açıklamada, “SADAT A.Ş.’nin eğitim kampları yoktur. SADAT A.Ş.’nin İŞİD (DAEŞ – DEAŞ – ISIS – ISIL) ile ve başka her hangi bir terör örgütü ile hiç bir ilgi ve bağlantısı yoktur ve olması da mümkün değildir. SADAT A.Ş. yurt içinde ve dışında hali hazırda hiç bir ülkeye veya örgüte gerilla eğitimi vermemiştir” denildi.

Ancak şirketin gayri nizami harp eğitimi verme imkan ve kabiliyeti bulunduğu ifade edilen açıklamada, şu ifade ve iddialar yer aldı:

“Şu anda ihtiyaç duyan ülkelere küresel güçlerin benzer şirketleri bu eğitimi vermektedir. SADAT A.Ş. için kuşku ile bakılan bu husus ülkelerin milli ihtiyaçlarına bağlıdır. Özellikle küresel güçlerin kontrolündeki terör örgütleri ile mücadelede İslâm Ülkeleri bu tür özel eğitimli birlikler yetiştirme ihtiyacı duymaktadırlar. SADAT veya bir başka Türk şirketi veya TSK bu talebi karşılamazsa, ilgili ülkedeki teröristi de, terörle mücadele kuvvetlerini de küresel güçler eğitmektedirler. Bu tür eğitimlerin yurt dışında SADAT A.Ş. tarafından verilmesinin devlete her hangi bir sıkıntı vermesi mümkün değildir. Sadece bu imkandan haberi olmayan devlet, bu imkanı bir dış politika enstrümanı olarak kullanmaktan mahrum olacaktır.”

İddiaların karalama kampanyası olarak nitelendirildiği açıklamada, Sadat’ın “ülke çıkarları için endişe edilecek değil teşvik edilecek bir şirket” olduğu öne sürülmüştü.]

Danışmanın kim olduğunu epeyce öğrendik. Bir insanı kendi makamına danışman yapan onun bütün geçmişine ve görüşlerine sahip çıkmıştır. Şimdi gene bir alıntı yapacağım

(FLAŞHABER-(Hakan SÖNMEZ – siyasetcafe, http://www.siyasetcafe.com/Gundem-Haberleri28 Ocak 2017 Cumartesi)

 [Başkanlık Sistemi’nin gerçekleşmesi durumunda ismi muhtemel Milli Savunma Bakanı olarak geçen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi, TRT’nin mikrofonları önünde verdiği açıklamada kafasındaki yeni Türkiye’yi ortaya koyuyor.

“Devletin resmi okullarında isteyen Kürt vatandaşlarımıza kendi dilinde eğitim hakkı sağlanmalı ikinci dil olarak da Türkçe öğretilmelidir diyen Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Adnan Tanrıverdi, Eyalet sisteminin getirilmesi gerektiğini savunarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin taşra teşkilatı ve devletin yönetim şekli yeniden düzenlenmeli. Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini kapsayacak hem de devlete bağlılık ve aidiyet duygusunu artıracak şekilde oluşturulmalıdır” diyor.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’nin açıklaması şöyle:

TÜRKÇE İKİNCİ DİL OLMALIDIR”

“Devletin kurumlarında ve uluslararası ilişkilerde resmi dil Türkçe olmalıdır ancak, Kürtlerin ve diğer etnik grupların kendi dillerini konuşma, geliştirme ve kendi dilinde eğitim yapma özgürlüğü ve imkanı Anayasa ile koruma altına alınmalıdır. Kürtçe dilinin geliştirilmesi devletin kültür programlarında yer almalıdır. Devletin resmi okullarında isteyen Kürt vatandaşlarımıza kendi dilinde eğitim hakkı sağlanmalı, ikinci dil olarak da Türkçe öğretilmelidir. Türkçe eğitim yapan devlet okullarında da ikinci dil olarak Kürtçe dili tedrisata dahil edilmelidir.

“EYALET SİSTEMİ GETİRİLMELİDİR”

Eyalet sistemi getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin taşra teşkilatı ve devletin yönetim şekli yeniden düzenlenmelidir. Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini kapsayacak hem de devlete bağlılık ve aidiyet duygusunu artıracak şekilde oluşturulmalıdır. Her bakanlık kendilerine bağlı en fazla 6 ila en fazla 10 birimi layıkıyla sevk ve idare edebilir. 81 vilayet merkezden dirayetle yönetilemez. Merkezi idarenin hem ülkemizin diğer milletler nezdindeki menfaatlerini bihakkın koruyabilmesi hem de mahalli ihtiyaçların daha yakın tespit ve karşılanabilmesi için coğrafi, ekonomik, sosyal ve etnik şartlar göz önünde bulundurularak Eyalet sistemi oluşturulmalıdır. Eyalet valileri seçimle işbaşına gelmeli. Adalet, iç güvenlik savunma ve dışişleri merkezden, devletimizin diğer faaliyet alanları eyaletler tarafından mahallinden yönetilmelidir.

“CUMHURBAŞKANLIĞI FORSU DEĞİŞSİN”

Cumhurbaşkanlığı forsuna bir yıldız daha eklenmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Türklerden sonraki en büyük ve asli etnik gurubu Kürtlerdir. Cumhurbaşkanlığı forsunda tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’nin simgesi bulunmaktadır. Eyyübi Hanedanlığı Devleti Kürtler kadar, sünni Müslümanların da iftiharla ve hayırla yad ettikleri bir devlettir.

BAHÇELİ BUNLARI HİÇ Mİ DUYMADI?

Başkanlık Kabinesi’nde adı Milli Savunma Bakanlığı’na da geçen Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Adnan Tanrıverdi’nin bu açıklamalarının MHP ve ülkücü tabanda nasıl karşılanacağı merak ediliyor? MHP Lideri Devlet Bahçeli ve Genel Merkezi Başkanlık Sistemi’nde Anayasa’nın ilk 4 maddesini koruma altına aldıklarını iddia ediyordu.

Başdanışman Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanlığı’ndaki tüm bu açıklamalarına rağmen halen devam ederken, MHP’nin Anayasa’nın ilk dört maddesini nasıl güvence altına alabildikleri ve Başkanlık Sistemi geçtikten sonra bu nasıl koruyabilecekleri belli değil.] (Hakan SÖNMEZ – siyasetcafe, http://www.siyasetcafe.com/Gundem-Haberleri. 28 Ocak 2017 Cumartesi)

Bu durumda, cumhurbaşkanlığı makamının adı geçen danışmanın görüşlerini paylaştığı ve anayasa değişikliği referandumda kabul edilirse, Başkan’ın bu görüşleri uygulayacağını düşünemez miyiz.

***

Yukarıdaki gazete kesiğini gördünüz ve  okudunuz: Referandumda “Hayır” oyu verenlerinin çabalarının boş olduğu, çünkü (AKP’li Altıeylül Belediyesi’nin astığı afişe göre) Allah’ın  R.T.Erdoğan’nın Başkan olmasına karar verdiği yazıyor. Bu afişi hazırlayıp asanlar ve afişin mesajına karşı çıkmayanlar dinden çıkmışlardır. İlgili makamlar bu hususta ne düşünüyorlar acaba??

Özdemir İnce

1 Mart 2017