CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ZAFER KONUŞMASINA KARŞI…

Gazeteler: [« Cumhurbaşkanı Erdoğan balkonda zafer konuşması yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, halk oylamasında “evet” çıkmasının ardından Tarabya’daki Huber Köşkü önünde bir araya gelen vatandaşlara seslendi. Bir, iyi, diri, kardeş ve hep birlikte Türkiye olduklarını vurgulayan Erdoğan, şu mesajları verdi»] deyorlar. Elbette bizim de bir diyeceğimiz olacak. Yoksa diyalog ve iletişim olmaz.

 

TEKİN YAYINLARI

Şimdi asıl şenlik başlıyor: Bolu Beyi, Köroğlu’na karşı. Zaloğlu Rüstem’e[i] karşı. Demokrasi ve çağdaş uygarlık bilinci kuşanmış yüzde ellinin çok üzerindeki halka karşı.[ii]

Biz şimdi Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan ile Yazar’ın gıyabi tartışmasına gelelim:

RTE- Adeta yedi düvel saldırdı. Batının nasıl saldırdığını gördünüz. Bölünmedik, parçalanmadık yurtiçi, yurtdışı…

YAZAR- Adeta ne demek? “Sanki” ve “hemen hemen” anlamına gelir. Demek ki yedi düvel gerçekten, tam anlamıyla  saldırmamış. Yedi Düvel denen Batı, Erdoğan’a ve hükümete saldırmadı. İki taraf arasında atışma oldu. Batı’nın iki eleştirisi ile koskoca bir devlet bölünüp parçalanır mı? Peki bu abartı neden?

 RTE- Sizlerle beraber yapacağımız çok iş var. Ama bilesiniz ki bu yola çıkışımızın ilk anı değil. Biz şu anda zaten yoldayız. Şimdi birleştirerek daha hızlı şekilde gideceğiz. Bunlar hep bize patinaj yaptırdılar. Artık Türkiye’nin kitabında, Allah’ın izniyle patinaj olmayacak. Ve her alanda Türkiye çok daha önemli adımları, çok daha büyük adımları atmak üzere. Muasır medeniyetler seviyesine çıkacak, hiç endişeniz olmasın.

YAZAR- Kimlerle yapacağı ya da yapacakları çok iş varmış? “Evet” oyu verenlerle. Yani seçmenlerin yarısından daha azıyla.  Kimse bana %51 Evet’i yutturamaz. Eşitsiz koşullarda, haram olanaklarla, türlü çeşitli korkutma ve şantajlarla, tehditlerle ve oy hırsızlıklarıya lekeli bir referandum…

Kimle kimi, ne ile neyi birleştireceksin(iz)?

Evetçilerle Hayırcıları mı?

Geçmiş(ler) ola…

Artık kendi aranızda kırıp sararsınız!

“Bunlar hep bize patinaj yaptırdılar. Artık Türkiye’nin kitabında, Allah’ın izniyle patinaj olmayacak” diyor.

Kimler bunlar: Batı mı, Cumhuriyetçiler mi, Hayırcılar mı patinaj yaptırmış Erdoğangillere? Hz.Muhammed’in ölümünden itibaren, bizzat Müslümanların İslam’a patinaj yaptırdıklarından haberleri bile yok! Patinajı, yeteneksiz sürücüler yaptırır… Hepsi tamam da şimdiye kadar Allah, patinaj yapmanıza izin veren Allah, bundan sonra neden izin vermesin? Kimin gül hatırına? Bunlar boş laflar ve ancak Evetçilerin yobaz tayfası için geçerlidir.

“Muasır medeniyet seviyesi”ne imam-hatip kafasıyla çıkılmaz. “Muasır medeniyet seviyesi”ne bilimle çıkılır.  AKP’nin eğitim anlayışı bizi ancak uygarlık çemberinin dışında bırakır.

Dün öğleden sonra, Ülker ve ben, ülkelerinden sürgün edilmiş Arap aydınlarıyla birlikteydik. Hepsi Türkiye’nin “Hayır”cılarına müteşekkirdiler. Müslüman ülkelerin kurtuluşunun Türkiye’nin Hayırcılarıyla sıkı sıkıya ilişkili olduğunu söylediler.

İslamı, Müslümanları, Müslüman ülkeleri, Allah, Peygamber ve Kitap düşmanı İslamcılardan, Vahabilerden, Selefilerden, İhvan’dan (Müslüman Kardeşler’den) ancak Laik Demokrasi kurtarabilir. Araplarla işbirliği yapmaktan söz etmiyorum. Araplarla işbirliği yapıl(a)maz. Bizler Türkiye’deki İslamcılardan, Vahabilerden, Selefilerden, İhvan’dan (Müslüman Kardeşler’den) Türkiye’yi kurtarmak zorundayız. İslamcılığın demokrasi ile bir arada bulunamadığı, bir arada yaşayamadığı, İslamın (diyelim ki İslamcıların) demokrasiyi boğduğu 16 Nisan’da kesinlikle ortaya çıkmıştır.

 (Gazeteler, Huber Köşkü önünde yağmur altında bekleyen vatandaşlara Cumhurbaşkanlığı otobüsü üzerinden seslenen Erdoğan’a, eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da eşlik ettiğini. Erdoğan, Kısıklı’daki evinin önünde toplanan halka da Bilal Erdoğan’ın telefonu ile bağlanarak teşekkür ettiğini yazıyor).

YAZAR-Elemterefiş kem gözlere şiş! Ama ailenin tablodaki eksikliği bizleri kesinlikle üzmedi. İlerde, Bilal-Berat kavgasına da üzülmeyiz. Bu aile artık bu ülkede bir işgalcidir.

RTE- Bizler şurada bir saat içerisinde toplandık. Bu ne muhabbettir. Bu ne büyük bir aşktır. Bu nasıl bir sevdadır. Bu millete hizmetkar olmaktan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? Biz hep söyledik. Efendi olmaya değil, bu millete hizmetkar olmaya geldik. Bugüne kadar projesi olmayanlar bizim karşımızda konuştu. Ama biz projelerimizle konuştuk. Uygulamalarımızla konuştuk. Bundan sonra da projelerimizle yol almaya devam edeceğiz.

YAZAR- Eşeğin üzerine taşıyamayacağı kadar yük yüklemiş, üstüne üstlük bir de üzerine binmiş köy ağasının eşeğe iyilik yaptığını iddia etmesine benziyor bu konuşma. “Biz hep söyledik. Efendi olmaya değil, bu millete hizmetkar olmaya geldik.” Süper ya da Hiper Başkan olmak için Allah, Peygamber, din ve iman, Anayasa, TBMM ve yasa tanımayacaksın…, sonra da “hizmetkar olmaya geldik”diyeceksin. Pes doğrusu! Hayırcılar, akıllarını Ortak Akıl’a teslim etmediler. Hepsinin kendi akılları var. Köprüyü, tuneli sanki kayıkçı babanın parasıyla yaptırmış. Projelerin tamamı vurgun ve hırsızlık tuzağı…

RTE- Şimdi biliyorsunuz bugünkü çıkan netice, dikkat edin dünya yüzde 50’lerle, yüzde 55’lerle, bazı yerlerde yüzde 35’lerle seçim yapıyor. Bugün biz yüzde 86’yla bir seçim gerçekleştirdik. Böyle bir katılım var mı ya? Ve bunun yüzde 51.5’ini evet aldı. Ve şimdi bazı televizyonlarda falan aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış ya, bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti.

YAZAR-Atı alan Üsküdar’ı geçti”nin olumlu bir anlamı yok. Bir tek olumlu anlamı var:  Fırsatın kaçırılıp artık yapılacak bir şeyin kalmadığını anlatan bir söz. Ama “kapan kaçtı” anlamına geliyor. Doğrudur, bu referandumu ancak “Kapan kaçtı” deyişi özetleyebilir.

RTE- Kardeşlerim, bundan sonra birlikte yapacağımız çok iş var değil mi? Beraber yapacağımız çok iş var. Ve biliyorsunuz bu işin iki safhası oldu. İlki parlamento. Anayasa Komisyonu’nda biliyorsunuz pet şişeler nasıl fırlatıldı. Engellemek istediler. Başaramadılar. Genel Kurul’a geldi. Genel Kurul’da ne oldu? Hamdolsun 339’la Parlamento’dan geçti. AK Parti ve MHP’nin milletvekillerinin dayanışmasıyla. Tabii ben buradan öncelikle Sayın Yıldırım’a ve Sayın Bahçeli’ye özellikle teşekkür ediyorum.

YAZARTBMM tarihinin en yüz karası olaylarını yaratanlar konuşuyor…

RTE- Milletim görevini yaptı mı? Ve milletim, millete sopa gösterilmez. Gösterenler cevabını sandıkta aldı mı? Şimdi ben diyorum ki, AK Parti’ye gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Özellikle Güneydoğu’da Hüdapar’a gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum.

YAZAR- Ne kadar sabırlıyız! İyi ki sabırlıyız! Sabırda Hazret-i Eyüp’ü bile geçtik vallahi!Domuz bağı uzmanı Hizbullah’a bile teşekkür ediliyor. Bundan dolayı “Hayır”cılar da sizlere teessüf ediyor!

RTE- İnşallah ilk iş, (İdam isteriz sloganları)… Hemen bu konuyu Sayın Başbakan’la da, Sayın Bahçeli ile de görüşeceğim. Zaten Sayın Bahçeli ben desteklerim dedi. Sayın Yıldırım aynı şekilde. Kılıçdaroğlu da destekleyeceğini söylemişti. Önüme gelirse ben bunu onaylarım. Desteklemedi, o zaman yapacağımız şey ne? Bir halk oylaması da onun için yaparız. Hiç endişe etmeyin.

YAZAR-Başkancı Erdoğan böyle bir şeyi asla yapamaz. Yaptığı popülizm. Önüne hiçbir engelin kalmadığı günleri heyecanla bekliyorum.Hiçbir uygar ülke idam için halkoylaması yapamaz.Halep ordaysa, arşın burada!

ÖZDEMİR İNCE

19 Nisan 2017   

—————————————-   

[i] Rüstem (veya Zaloğlu Rüstem) – İran (Pers / Fars) mitolojisinin efsanevî kahramanıdır. İran şairi Firdevsî‘nin Şehname adlı eserinde büyük bir kahraman olarak gösterilir. Rüstem, Türk edebiyatında Rüstem-i Zâl, halk ağzında da Zaloğlu Rüstem diye tanınır. İranlılar ile Turanlılar (Türkler) arasındaki mücadelelerde büyük kahramanlık, güçlülük ve yiğitlik göstermiştir. Bu yüzden özellikle pehlivan, yiğit, hükümdar gibi şahısları övmek için Zaloğlu Rüstem’in adı kullanılır. Alper Tunga ile giriştiği mücadele anlatılır. Güreşçi yönü ağır basar. Tutuştuğu güreşlerde hiç yenilmediği söylenir. Dîv-i Sepîd (Beyaz Dev) ile güreşmiştir. Yalnızca Fars kültüründe değil tüm Ortadoğu’da güreşçilerin simgesi hâline gelmiştir.

[ii] Bir gün bu referandumun gerçek sonucu elbette ortaya çıkacak.