CUMHURBAŞKANI’NIN KONUŞMASI

Cumhurbaşkanı Sezer’in konuşması anlayana tam anlamıyla bir hukuk, demokrasi ve cumhuriyet dersi. Anlama yeteneğinden yoksunlara bir sözüm yok, ama domuzuna anlamazlıktan gelenlerin de ipliğini pazara çıkarmak gerekiyor.
Demokrasi aşklarını Cumhuriyet, Devrimler ve TSK karşıtlığıyla sınırlandıran zevat gene yedi dereden su getiriyor.
AKP hükümeti ise kendini savunurken “bozacı”yı “şıracı”ya tanık gösterecek kadar şaşkın.
***
İrtica var mı, yok mu tartışması, AKP iktidarı zamanında tavuk-yumurta meseli gibi bir şey:
AKP iktidarı mı irticadan çıktı, irtica mı AKP iktidarından çıktı ?
Benim bu tartışmaya bir katkım olsun istiyorum: Her kim ki Anayasa maddeleriyle, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla yetinmez ve kendince yeni laiklik tanımları yapar ya da yapılmasını ister, o kimse mürtecidir ! Yani irtica failidir !
Bir ülkede Cumhurbaşkanı irtica tehlikesinden söz edecek ve “Yok diyen son yirmi yıla baksın!” diye yol gösterecek, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay başkanları irticaya karşı önlem isteyecekler, TSK da ordu komutanları ile Genel Kurmay Başkanı ile can havliyle uyarıda bulunacak…
***
Ve bunlara karşı Adalet Bakanı Cemil Çiçek, yasalarda “irtica” diye bir suç olmadığını ileri sürecek ve şöyle bir yanıt verecek : “Sizin irtica kabul ettiğinizi bir çok noktada özgürlük olarak kabul eden var. Mesela kılık-kıyafet, ‘bırakalım’ diyen de var, ‘bu çağda bu kıyafet’ diyen de… Siz bunu irtica kabul ediyorsanız, hükümet neden muhatabı olsun?”
Hükümet elbette muhataptır, çünkü her yasanın son cümlesi olarak “Bu yasayı Bakanlar Kurulu yürütür” yazar. Kuşkusuz Anayasa’nın değişmez 174.maddesinin koruması altında bulunan devrim yasalarının sonunda da bu cümle yazmaktadır. Bakan’ın sarakaya aldığı kılık kıyafetle ilgili yasalar hala yürürlüktedir ve AKP hükümeti bu yasaları uygulamak zorundadır. Uygulamıyorsa, irtica suçuna ortak olmaktadır!
Ama kendimizi üzmeye gerek yok, çünkü Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın “Türkiye’de ‘Dini irtica yoktur’ diyemem!” diyor. Bu nedenle, bakan Mehmet Ali Şahin’in “irtica faaliyetlerinin giderek arttığı” iddialarına katılmamasının hiçbir önemi yoktur.
***
Cumhurbaşkanı, irtica uyarısını Hergele Meydanı’ndaki bir esnaf kahvesinde yapmadı, TBMM’de hükümetin, muhalefet partilerinin ve milletvekillerinin önünde yaptı. Demek ki muhatapları TBMM’de kendisini dinleyen muhterem zevat.
Hükümet olmadığını söylüyor ama Başbakan başta olmak üzere, hükümetin ve AKP milletvekillerinin büyük çoğunluğu bir tarikatın üyesi, bir şeyhin müridi olduğu gerçeği önümüzde dururken “irtica yoktur” inkarını ciddiye almamız mümkün mü?
Tarikat mensubu olan AKP bakanları ve milletvekilleri Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair 677 sayılı yasaya, eğitim alanında da 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na aykırı davranmaktadırlar. Bu bir irtica eylemidir. AKP ve hükümeti bu irticaın şoför mahallinde !…
Laik devlet kadrolarına imam tayin etmek, devlet kadrolarını ve üniversite kadrolarını İslamileştirmek, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay gibi yüksek yargı organlarını hasım kabul etmek irticadır, TSK’dan irtica yüzünden ihraç edilen personel için çekince koymak irticadır, MEB’nın işleri, yayınladığı ve tavsiye ettiği kitaplar irtica kanıtıdır. AKP hükümetinin mürteci olduğunun en büyük kanıtı ise Başbakanlık müsteşarı yaptığı kimse !..