CUMHURİYET DEVRİMİNDE İKİ TARİH

Konya Milletvekili Refik Bey (Demokrat Parti’nin dört kurucusundan biri olacak olan Refik Koraltan) ve arkadaşları tarafından hazırlanan Şapka İktisası (Giyilmesi) ile ilgili yasa önerisi 25 Kasım 1925 günü TBMM tarafından kabul edildi. Yasanın birinci maddesi şöyledir:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel ve yerel idare ve bütün kurumlara mensup memur ve müstahdemler, Türk ulusunun giymiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da genel başlığı şapka olup, buna aykırı bir alışkanlığın devamını hükümet engeller.”
***
Şapka Giyilmesine Dair Kanun, Anayasa’nın 174. maddesi tarafından korunan 8 devrim yasasından biridir. Yasanın gerekçesinde, “Aslında, hiçbir özel önem taşımayan şapka meselesi çağdaş ve uygar milletler ailesine girmeye karar vermiş olan Türkiye için özel bir önem taşımaktadır” sözleri yer alıyordu.
Osmanlı döneminde kıyafet dini cemaatlerin geleneklerine göre oluşmuştu. Her din ve mezhep için bir renk söz konusu idi. Yunan kaynaklı fes, memur ve askerler için zorunluydu.
TBMM’de Nurettin Paşa gibi mürteciler yasanın insan haklarını ve kişi dokunulmazlığını çiğnediği gerekçesiyle karşı çıktılar. Ama şapkanın insanları renk ve biçimin ayrılıkçı kastından kurtarıp özgürleştirdiğini anlamıyorlardı.
O günler geçti. Günümüz mürtecileri şapka giymeyenlerin devrim yasalarından birini çiğnediğini ileri sürerek güya muhalefet ederler. Söz konusu yasa başı açık gezmeyi yasaklamıyor. Başınıza bir şey giyecekseniz (geçirecekseniz) bu şapka olmalı, fes ve sarık gibi şeyler yasaktır, diyor. Dün 25 Kasım 2010 idi. 85 yıl olmuş.
***
Devrim yasalarından biri olan “Bazı unvanların kullanılamayacağına dair kanun” TBMM’de 26 Kasım 1934 günü kabul edildi. Bugün 26 Kasım 2010.Yasa önerisi 21 Ocak 1922 ve 11 Ocak 1926 tarihlerinde iki kez kabul edilmemiş ancak 26.11.1934 günü şu şekilde kabul edilmiştir: “Ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi ve hazretleri gibi lâkap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar.”
***
Günümüzün yeni mürtecileri bu yasa tarafından yasaklamasına karşın söz konusu sıfatların kullanılmakta olduğunu söyleyip kıs kıs gülerler. Yasa, bu sözcükleri sıfat olarak yasaklamıyor, unvan olarak yasaklıyor. Bunların bir bölümü dinsel, bir bölümü ise toplumsal sınıflandırmanın, hiyerarşinin simgeleridir. Örneğin “efendi”, “bey”, “beyefendi” arasında bir hiyerarşi söz konusudur. Aynı şey hacı, hafız, molla, hoca gibi unvanlar için geçerlidir. Yasa imam, müezzin, vaiz sıfatlarını meslekleri işaret ettiği için yasaklamamıştır. Yani yasa dine karşı değildir.Bu yasa çıkalı 76 yıl olmuş. Devrim yasaları Cumhuriyet’in biçimsel kaprisleri değildi. Hepsinin temelinde sağlam bir tarihsel ve toplumsal gerekçe vardır.
Bu yazıyı şu günler aynı şaklabanlıkların yapılacağını düşünerek yazdım.