CUMHURİYET LİMİTED ŞİRKETİ

17 haziran Çarşamba günkü yazımı “Ağam gel bir devlet kurak !” cümlesi ile bitirmiştim. Bugünkü yazıya bu görkemli cümle ile başladıktan sonra izini sürmemek çok yazık olur.
***
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Çanakkale il kongresinde Muş Milletvekili Sırrı Sakık “Ağam gel bir devlet kurak!” cümlesine uygun bir kanuşma yapmış. Birlikte dinleyelim:
“Burası emperyalizme karşı Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle herkesin omuz omuza mücadele edip toprağa gömüldüğü yerdir. 1921’lerde cumhuriyet kurulurken cumhuriyetin temel hedefi, Kürtler ve Türkler bu cumhuriyetin asıl sahipleriydi. Çünkü, Çanakkale’de ölenler ortak vatan için mücadele ettiler. Ama ne yazık ki, 1921’de Anayasa’da, ‘Bu vatan Kürtlerin ve Türklerin ortak vatanıdır’ dedi Mustafa Kemal ve arkadaşları. 1924’te ret ve inkar politikalarıyla, Cumhuriyeti yönetenler Çanakkale’de toprağa gömülenlere ihanet ettiler. 1924’te tek ırk, tek dil yarattılar.” (Çanakkale DHA)
***
Artık kibar davranmayı bir yana bırakmak zorundayız. Sakık’ın söyledikleri tarihsel açıdan tamamen yalandır. Özellikle 1921 Anayasası üzerine söylediklerinin yalan olduğu 2008 yılının kasım ayında yayınladığım yazılarla kanıtlandı. (Yakında Cumhuriyet Kitap tarafından yayınlanacak “Demokrasisiz Demokrasi” adlı kitabımın ‘Kürtçülüklere Dair’ bölümünde bu konu enine boyuna ele alınmaktadır.)
Sırrı Sakık ve Kürtçülerin can simidi olarak sarıldıkları “Ortak vatan”, “Cumhuriyeti birlikte kurduk” deyişlerinin günahı 1960-70’lerin soluna ait. Türkiye İşçi Partisi döneminde Kürtleri onurlandırmak için kullanılmış bir yağcılık örneği. Türkiye İşçi Partisi tarihini inceleyin Kürt temsilcilerinin bugünkü gibi milliyetçi davrandıklarını görürsünüz. TİP programı içinde doğu feodalizminin ortadan kaldırılması, sol enternasyonalizm onların umurlarında bile olmamıştır. TİP’in kapatılmasının nedenlerinden biri de açgözlü Kürt milliyetçileri tatmin politikası olmuştur. Bunları kimse konuşmuyor.
***
Sırrı Sakık’a gelelim: Çanakkale savaşı yanlış bir örnek. Osmanlı vatanını savunmak her Osmanlı vatandaşının görevidir. Bunun hesabı sorulamaz, parsası da olmaz. Osmanlı’nın askerden kaçamayan Kürtlerden bulabildiğini Çanakkale savaşına soktuğunu kimse inkâr etmiyor. Bu böyle iken ikide bir Çanakkale’yi öne sürmek insanlara hakaret etmektir. Öfkelendiriyor. Ya biri de çıkıp “Herkes 1000 yıl içinde verdiği şehit kadar konuşsun!” derse ne olacak ? Kürt ayan ailelerinin ihanetlerini anımsatırsa ne olacak ?
Şemdin Sakık “Kürtler ve Türkler bu cumhuriyetin asıl sahipleridir” derken Arapların, Boşnakların, Pomakların, Çerkezlerin, Lazların, Romanların, Gürcülerin, Azerilerin, Farsların, Kırım Tatarları’nın, vb., hakkını yemiş olmuyor mu ? Bu ne biçim adalet ?
Sırrı Sakık “Bu vatan Kürtlerin ve Türklerin ortak vatanıdır” derken gene milliyetçilik yapıyor ve yukarda adlarını verdiğim unsurların hakkını yiyor. Vatan savunmasının şartı-şurtu olmaz, vatan savunmasında “Bana şunu verirsen seni desteklerim” denmez. Ayıptır, utanç vericidir! Türkiye Cumhuriyeti devleti bir sanayi ve ticaret limited şirketi olarak kurulmadığı için, sınırlı sorumlu bir konut kooperatifi olmadığı için ortakları yoktur, olamaz. Hiçbir görgüsüz ve saygısız, Cumhuriyet için yaptığı hayali katkıları başa kakamaz !