CUMHURİYET OLMAYAN DEMOKRASİLER

DEMOKRASİ OLMAYAN CUMHURİYETLER

Başıbozuk tarih yazıcıları sıkıştıkları zaman mugalataya başvuruyorlar: Cumhuriyet olmayan demokrasiler varmış… Elbette var ! Demokrasi olmayan cumhuriyetler varmış… Kuşkusuz onlar da var !.. Bu iki tür hilkat garibesi rejimlerin arasında tam anlamıyla laik olmayan ya da hiç laik olmayan yönetimler de varmış… Var ! Var oğlu var !
Ve bize ne !!! Bizim kaygımız, derdimiz, kıskançlığımız Türkiye’nin rejiminin hem cumhuriyetçi Cumhuriyet, hem demokratik, hem laik, hem de sosyal hukuk devleti olması ! Var mı itirazı olan ? Var !
Örneğin İslamcıların laiklikle, neoliberallerin ve İkinci Cumhuriyetçilerin “jakoben” olarak niteledikleri cumhuriyetçilikle başları hiç de hoş değil. 1923’te kurulan bu cumhuriyeti laikliğine su karıştırmak istemediği, Anglo-Sakson sekülarizmine benzemeyi kabul etmediği için jakoben buluyorlar. İslamcı dostlarıyla birlikte, Cumhuriyet’e “Gel uzlaşalım!” diyorlar.
Türkiye’yi 1923’ten bu yana huzursuz kılan ideolojik bir muhalefet bu. Bütün askeri darbelerin, demokrasinin topallamasının gerisinde bu geleneksel ve yeminli muhalefet var!
***
Kendi yazıları dışında her şeyi “Resmi Tarih” diye tanımlayan, dolayısıyla güvenilmez bulan başıbozuk tarihçilerden biri (Cemil Koçak), tartıştığı muhatabını mat etmek için mahalle kahvesi tarihçiliği yapıyor (Radikal 2, 2.12.06):
*İngiltere meşruti monarşidir, demokrasidir, ama laikliği bizimkine benzemez.
*İsveç, Norveç, Danimarka, İspanya,vb, da İngiltere’ye benzerler.
*İran cumhuriyettir ama laik ve demokratik değildir. Irak laik bir diktatörlük idi. Suriye laik cumhuriyettir ama demokrasiden uzaktır.
*ABD, laikliği bizimkine benzemeyen bir demokratik cumhuriyettir.
*Cumhuriyet laik ve demokratik olmayabilir. Bizim tek parti döneminde olduğu gibi laik olup demokratik olmayabilir.
*Fransa hem cumhuriyet, hem demokrasidir ve laikliği bize model olmuştur.
***
Bunların hepsi doğru. Bazı başıbozuk tarihçilerle tartışırken ben de yazdım bunları. İstenirse noter huzurunda imza bile atarım yukarıdaki maddelere.
Sorun bunlar değil elbette ! Sorun şu : Tek parti döneminde (1923-1945) ve özellikle de Atatürk döneminde (1923-1938) Türkiye’de demokrasi neden kurulmadı, kurulamadı ? Bu sorunun yanıtlanması. Başıbozuk tarihçiler, Atatürk’ün ve Kemalist rejimin pirinç ve yağ olmasına karşın demokrasi pilavı yapmadıklarını iddia ediyorlar. Ama mazbut insanlar Atatürk ve Kemalist rejimin pirinç, yağ, uygun tencere ve maltız bulunmadığı için başarılı olamadığını düşünüyorlar. Elbette dünya konjonktürü de var, ama bizim başıbozuklar bunu belki de özellikle görmek istemiyorlar.
Aslına bakarsanız Cumhuriyet’in temelleri bu kadar cumhuriyetçi olmasaydı, demokrasinin demokratlığından pek şikayetçi olmazlardı. Bakın, aralarında, Cumhuriyet Anayasasının değişmez maddelerine alerjisi olan AKP iktidarını eleştiren var mı ?