CUMHURİYET, VATANDAŞ, YURTTAŞ VE DEMOKRASİ

OI_YeniYaziBannerSquareBrown

 

“Demokrasi, kendinden beklenen iyi sonuçları verebilmek için, toplumda ne hürriyetini satacak kadar züğürt, ne de hürriyeti satın alacak kadar zenginler bulunmalıdır. Orada buna göre düzen almalıdır.” (Jean-Jacques Rousseau)

065 CITOYENS
Cumhuriyet vatandaşI (yurttaşı) erkekler için hela

Artık “Üzümün çöpü, armudun sapı” günleri sona erdi.

Bir tarafta  “meşru”, yani Anayasa’ya, Cumhuriyet’in ilke ve niteliklerine bağlı bir demokrat aday (Ekmeleddin İhsanoğlu); öte tarafta “gayrı meşru” yani Anayasa’ya ve Cumhuriyet’in ilke ve niteliklerine karşı (R.T.Erdoğan) bir despotik-teokratik aday var.

Saygısızlık olmasın ama üçüncü aday (Selahattin Demirtaş) bu filmde henüz başrolde değil. Bu nedenle, seçmen “meşru” ile “gayrı meşru” arasında bir seçim yapacak.

Konuya ahlaki açıdan bakacak olursak:

“Meşru” aday Ekmeleddin İhsanoğlu, ahlaki açıdan  her bağlamda mazbut, uygun ve sınıf geçer durumda.

“Gayrı meşru” aday R.T.Erdoğan, ahlaki açıdan, her bağlamda şaibeli, lekeli, yasal olarak temize çıkmaya muhtaç, aslında yasal olarak adaylık niteliklerine sahip olmayan bir gözbağcı. AKP tarafından ayarlanmış ahlaki olmayan, eşitsiz, eşitliksiz bir seçim ortamında, her türlü gayri meşru ve ahlak dışı iftiralara, karalamalara başvuran ve bunları sömüren bir vurguncu.

Üçüncü aday, şimdi, birinci tur için, gene kusura bakmasın, onu, olursa ikinci turdaki tavrına göre değerlendireceğiz.

Seçmen, birinci ve olursa ikinci turda “meşru” ve “gayrı meşru”, “ahlaki” ve “ahlak dışı” arasında bir seçim yapacak. Verdiği oya göre, yaptığı tercihe göre kendisi de bu sıfatlardan birini seçmiş olacak. Yapacağı seçimde vurgun ve yolsuzlukları hesaba katmayacaksa, katmazsa, böyle bir adama bağlı eşek bile güvenilmez.

“Bu benim adayım değil!” diye mazaret  parlatan ayrıksı insanlar var. Bunlar özellikle Ekmeleddin İhsanoğlu söz konusu olduğu zaman ortaya çıkıyor. “Meşru mu yoksa gayrı meşru mu?”, “Ahlaki mi yoksa ahlak dışı mı?” sorularını cevaplandırmadan, “Benim adayım değil!” diye çemkiriyorlar.

Nerede o yoğurdun bolluğu yeğenim? “Haute couture”de ısmarlama elbise diktirmiyorsun! Kendi adayın yoksa, bir misafir olarak umduğunu değil bulduğunu yersin!

Hele düşün bir, senin adayın nasıl ve neden olsun ki? Gönül verdiğin partilerin en kabadayısı seçimlerde % 25 oy almış, ya da aldığı oy bindelerle hesaplanıyor. Bu ne nezaketsizlik, bu ne kabalık, bu ne densizlik! Bu ne hesapsızlık! Bu ne vurdumduymazlık! Bu ne kendini beğenmişlik, kendini bilmezlik.

Çağının çağdaşı bir seçmen, “kendi adayım” zevzekliklerine başvurmadan önce Cumhuriyet’e sahip çıkar. Cumhuriyet’e sahip çıkmayacaksın, saygı ve sevgi duymayacaksın,  ve kendi adayın olmadığı için, kendi adayını çıkarmaya beceremediğin  için,  sandığa gidip oy vermeyeceksin!  Aferin doğrusu!

Bu vatandaşlık bilincinden, yurttaşlık sorumluluğundan yoksun insanlara, bazı temel bilgileri aktarmak için internette vikipediye başvuracağım. Fazlası haramdır!

GEZİ PARKI ŞEHİTLERİ
(blog radikal.com.tr) R.T.Erdoğan vatandaş ve yurttaşlarını pek sever vallahi!
[Vatandaşlık, genellikle bir ülke olan politik kurumların bir parçası olmak demektir. Anayasal ülkelerde, o ülkede yaşayanların devlet tarafından anayasada vaadedilen haklardan yararlanmaları için o ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olmaları gereklidir. Bu kişilere vatandaş denir. Vatandaşın politik katılım hakkı vardır.

Her anayasal ülkenin vatandaşlık gereklilikleri anayasalarında yazmaktadır. Günümüzde bu gerekliliklerin başında milliyet, doğum yeri ve kültür gelir. Örneğin birkaç yıl öncesine kadar Alman vatandaşı olmak için anne veya babasının Alman olması gerekliliği vardı. Fransa‘da, doğum yeri Fransa sınırları içinde olanların vatandaş olma hakları vardır. ABD‘de ise, vatandaş olmak isteyenler, Amerikan toplumuna tümüyle uyum sağladıklarını ve Amerikan geleneklerini benimsediklerini kanıtlamak durumundadırlar.

Uyrukluk (tabiyet=nationality), bir kişi ile bir devlet arasındaki hukuki bağdır, kişinin etnik kökeniyle ilgili değildir. Vatandaşlıkla ilgili olarak şu terimler geçer: uyrukluk, yurttaşlık, vatandaşlık, tabiyet. Buradaki nationality’nin karşılığı milliyet değildir. Milliyet, hukuki kavram değildir. Kişiler için, uyrukluğundan söz edilir, uyruk denilmez. Kişilerin uyrukluğu olur. Uyrukluk tabiyet, vatandaşlık yurttaşlık yerine kullanılmaktadır.

GEZİ 6
R.T.Erdoğan vatandaş ve yurttaşlarını pek sever billahi!

ABD‘de vatandaş ve uyruk aynı değildir. Uyruk, yurttaşları belirttiği gibi, sadakat yoluyla da uyruk olunabilmektedir. Amerikan Samoa ve Swan halkları böyledir (non-citizen nationals). Bazı hukukçulara göre yurttaş (citoyen, citizen) iç hukuku; uyrukluk (nationality, nationalite) uluslararası hukuku ilgilendirir. Uyrukluk Konusanda Avrupa Sözleşmesi’nde ise uyrukluk ile yurttaşlık eşanlamlı kullanılmıştır.

Vatandaşlık, gerçek kişilere has kullanılır. Tüzel kişi ve nesneler için uyrukluk kavramı kullanılmaktadır. Vatandaşlık hukuku, kamu hukuku içinde değerlendirilir. Devletler doğum yeri, kan bağı ve bunların karmasından oluşan ilkelerle uyrukluk verirler.

Türk anayasasının 66. maddesi, “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk‘dür” demektedir. Bu ilke, anayasa hukuku bakımından, vatandaşların siyasal haklardan yararlanmaları açısından önemlidir. İdare hukuku ve sosyal güvenlik hukuku, ceza hukuku, uluslararası hukuk, insan hakları, usul hukuku, vergi hukuku açısından da vatandaşlık tanımı birçok özellik kazanmıştır.

Uluslararası hukuk ilkeleri, vatandaşlık hakkında üç ilke benimser: Her kişinin vatandaşlığı olmalıdır, her kişinin yalnız bir vatandaşlığı olmalıdır, kişi vatandaşlığını seçmede ve değiştirmede özgür olmalıdır.]

***

Arkadaş, yukarıdaki alıntıyı yer doldurmak için yapmadım. Vatandaşlığın ve yurttaşlığın hak olduğu kadar sorumluluk da olduğunu hatırlatmak için yaptım.

Bir yanda onarıma muhtaç arabayı onarmak, onartmak isteyen bir aday (E..İhsanoğlu) var. Öte tarafta, “Ulan bu motor benzinle iyi çalışmıyor, ben bunu mazotla çalıştırırım!” diyen bir hesapsız-kitapsız bir aday (RTE) var. Motor dönüştürümü yaptırmayı bile düşünmüyor. Yönetmelik motor dönüştürümüne (Anayasa değiştirmeye) izin vermediği için, motoru yakmayı göze almış.

Motor babasının malı değil, bu memleketin, bu cumhuriyetin motoru.

Sense, oy verecek kendi adayını arayıp, zevzeklik yapıyorsun.

Ha gayret yeğenim! Ha gayret aslanım benim!

015 CİTOYENNES
Cumhuriyet vatandaşı (yurttaşı) kadınlar için hela.

NOTA BENE:

Vatandaşlık bilincine, yurttaş sorumluluğuna sahip olmayan insanların yaşadığı ülkelere demokrasi uğramaz, uğrasa da yaşayamaz. Elin oğlu, 1789’da Büyük Devrim’ini gerçekleştirdikten sonra, “Erkek”/ “Kadın”, “Bay”/ “Bayan” demeyi bir yana bırakıp, hela kapılarına bile “Citoyen-Erkek yurttaş”, “Citoyenne-Kadın yurttaş” yazmıştı.

Fotoğrafını gördüğünüz kapılar, bugün, bir zamanlar  La Fontaine,Voltaire, Rousseau, Beaumarchais, Balzac, Hugo, Verlaine gibi yazarların ve dönemin siyasetçilerinin uğrak yeri, 1686 tarihinde kurulmuş olan Procope lokantasında bulunmaktadır. Fotoğraf 2014 yılının nisan ayında tarafımdan çekilmiştir.

ÖZDEMİR İNCE

2 Ağustos 2014