CUMHURİYETÇİ DEMOKRASİ

Evet, liberal demokrasiden başka bir de demokrasinin cumhuriyetçi olanı da var. Neo-liberaller şimdi cumhuriyetçi demokrasiyi benim uydurduğumu sanacaklar ama kendilerine Jürgen Habermas’ın “Öteki Olmak, Ötekiyle Yaşamak” (YKY, S.151) adlı kitabının “Demokrasinin Üç Normatif Modeli” bölümünü okumalarını tavsiye edeceğim. Neo-liberalliğin şanındandır, kuşkusuz ve elbette Jürgen Habermas’ın kim olduğunu biliyorlardır.
***
Jürgen Habermas olmadan yemek sofrasına oturmayanların “Liberal Demokrasi” diye höykürürken “Cumhuriyetçi Demokrasi”yi ağızlarına almamaları çok tuhaf. Akademik yayın ve muhitlerde bu iki kavramı ele aldılarsa ve bunu bilmiyorsam, benim otodidaktlığıma, şairliğime versinler.
Cumhuriyetçi Demokrasi’nin neyin nesi olduğunu kavradığımız zaman, 1923’ten bu yana olan-biteni, günümüzü ve yarınımızı çok daha iyi anlayıp tartabileceğiz.
Cumhuriyetçi Demokrasi’nin kaynağı Anayasamızda var: 2.maddedeki “Sosyal bir hukuk devleti” kavramı. Her nedense ve özellikle gündem dışı tutulan bir kavram.
***
Şimdi Habermas’ın yukarda adını verdiğim kitabının “Demokrasinin Üç Normatif Modeli” bölümünden (S.151-166) işaretlediğim yerleri İlknur Aka’nın çevirisinden birlikte okuyalım:
“Liberal” yaklaşıma göre demokratik sürecin işlevi, devleti toplumun çıkarları doğrultusunda programlamaktır. Burada devlet, kamu yönetimi mekanizmasına göre, toplum ise Pazar ekonomisine göre yapılandırılmış ilişkiler sistemi olarak, özel kişilere ve onların toplum içi çalışmalarına sunulmaktadır. Siyasetin görevi de, toplumsal özel çıkarların, kolektif hedefler için siyasi egemenlik konusunda uzman bir devlet mekanizması karşısında, bir arada toplanması ve kabul ettirilmesidir.
***
“Cumhuriyetçi” yaklaşımda siyaset böyle bir işlevle ortaya çıkmaz, topyekun toplumsallaşma sürecine temel oluşturmaktadır. Siyaset, doğal dayanışmacı toplum üyelerinin birbirine bağlılıklarını benimseyecekleri ve devlet vatandaşı olarak, var olan karşılıklı kabullenme ilişkilerini iradeli ve bilinçli biçimde özgür ve eşit hak sahipleri ortaklığına götürecekleri ve geliştirecekleri ortamı oluşturur. Böylece devlet ve toplumun liberal mimari yapısı önemli bir değişikliğe uğrar. Devletin hükümranlık gücünün hiyerarşik, pazarın ise yerinden yönetimle düzenlenmesi, başka deyişle idari güç ve özel çıkarların yanı sıra dayanışma, toplumsal entegrasyonun üçüncü bir kaynağı olarak yer almaktadır.”
***
Bu böyle uzar gider. Liberal demokrasi “hukuk devleti”ni ağzından düşürmez ama “sosyal” sıfatını da ağzına almaz. Oysa “Sosyal hukuk devleti” Cumhuriyetçi Demokrasi’nin temel ilkesidir. Sağ siyaset ile sol siyasetin ayrım çizgisi de burada. Liberal Demokrasi yolun sağ şeridinde, Cumhuriyetçi Demokrasi ise sol şeridinde ilerler. Bundan böyle Cumhuriyetçi Demokrasi kavramını sürekli olarak kullanacağım.
(PS: Çevirmen İlknur Aka benimle temas kurarsa sevinirim!)