CUMHURİYETİN ZAFERİ

Yahya Kemal’e mal edilen “Ankara’dan İstanbul’a dönüşü severim” cümlesinde dile gelen gizli hıncı ve intikam ateşini anımsayalım: “İstanbul Dükalığı”nın Ankara düşmanlığını… Bu aynı zamanda saf ve som Cumhuriyet düşmanlığının da yara izli simgesidir.
Bugün zaferini dile getirmek istediğim Cumhuriyet’in en önemli başarısızlıklarından biri gazete merkezlerini, banka ve finans çevrelerini Ankara’ya taşımamasıdır.
Bunun önemini “Pistanbul” (“Yazmasam Olmazdı”, s.215, Doğan Kitap) adlı yazımda anlatmıştım. Cumhuriyet, İstanbul’u tam anlamıyla iktidarsızlaştırmalıydı. Ol(a)madı !
***
Yeminli Cumhuriyet ve Ankara düşmanları, genellikle, has ve evlatlık İstanbul çocukları arasından çıkar. Bu çevreye sorarsanız Cumhuriyet çuvallamıştır, çünkü devrimleri halka sormadan yapmıştır. Bunların arasında, harf devrimi için referandum yapıp yüzde 99’u okuma-yazma bilmeyen halka danışılması gerektiğini düşünen tuhaf tarihçiler bile vardır.
Cumhuriyet karşıtlarının ailesel ve kişisel tarihlerine girmek istemiyorum. Benim yapacağım bir şey değil bu.
***
Cumhuriyet’in en önemli başarısına gelince: Geleneksel toplumun yüzyıllardır dinamizmini yitirdiğini farketmiş olmasıdır: Asya tipi üretmeyen bir toplum ! Osmanlı yönetimi de bunu zaman zaman farketmiş, vezirlerin, yönetici-alimlerin yazdıkları siyasetnamelerde, zamane birey ve toplumunun düzeltilmesi için bürokratik reformlar ve İslam’ın özüne dönüş gibi yöntemleri önerilmiştir.
Bu tavsiyeyi alan hiçbir padişah, fetihlerin ürünü olan dinamik dönemi yeniden yakalama ve üretici bir topluma yol açma başarısını gösterememiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı aynı zamanda Müslüman birey ve toplumun da uğradığı bozgunu ifade eder.
***
Cumhuriyet karşıtı İslamcı çevrelerde, Demokrat Parti’nin sağladığı gevşeme sayesinde, 1950’den itibaren kendine dışardan önder bulma eğilimleri görülür. Amaç, Cumhuriyet’in önerdiği laik ve çağdaş topluma karşı İslami (“Müslüman” değil) bir yönetim kurmaktır.
Bu çevreler önderlerini Pakistan’da (Mevdudi) ve Mısır’da (Seyyid Kutup) buldular. Seyyid Kutup İslamcı çevrelerin kült kitabı “Yoldaki İşaretler”de “değerler” bağlamında iflas etmiş olan batının uçurumun kıyısında bulunduğunu ve yakında yok olacağını müjdeler. Aradan yarım yüzyıl geçmesine karşın bu müjde gerçekleşmemiştir.
Seyyid Kutup, kapitalizmin, komünizmin ve sosyalizmin bozguna uğradığını, tek umudun İslam olduğunu, ama onun da yozlaşmış olduğunu, bu nedenle geleneğin kaynaklarına, Kuran’a dönerek İslami toplumu, İslam ümmetini yeniden yaratmak gerektiğini ileri sürer. Bunun için de yüzlerce yıl gerekmektedir. Bizim Cumhuriyet karşıtı Islamcılar bu safsataların peşindedir işte.
***
Cumhuriyet, çağı ile baş edebilecek kuşaklar yetiştirmeyi amaçlamıştır. Çağ ile ancak kurumları ve yapıları laikleşmiş, modernleşmiş bir Müslüman toplum baş edebilir, İslamcı şizofreni ve paranoyayı aşarak kendini yeniden kurup yenileyebilir. İslam, Seyyid Kutub’a göre çağımızın erdemli (faziletli) insanını yaratamadı ama bizim Cumhuriyetimiz, ilkelerinin eksen ve doğrultusunda çağdaş bir erdem bulabildi. Ve mükemmel olmasa da buldu onu.
Cumhuriyet’in zaferini görmek için bu projeyi anlamak ve ona sadık kalmak gerekmektedir.