“CUMHURİYETSİZ DEMOKRASİ” İÇİN HAŞİYE

6 Ocak 2007 tarihli “Cumhuriyetsiz Demokrasi” yazımı anlamayanlar oldu. Türkiye’de içi dolu doğru kavramlarla konuşulmadığı için bu çok doğal. Cumhuriyet ne ? Demokrasi ne ? Bu iki kavramı doğru anlayabilmemiz için bir ortak paydamız olması gerekiyor.
Kimi “okumadan alim, yazmadan katip” tayfası, bana İran’ı kötü cumhuriyete örnek gösteriyor. Libya da var… Demokrasinin cumhuriyetsiz de olabileceğinin kanıtı da var ellerinde : İngiliz, İsveç, Norveç, İspanya, Danimarka, Hollanda monarşileri..
***
İlgisi yok ! Cumhuriyet bir idealdir, cumhuriyetçilik bir düşünce biçimidir. 1789 Fransız Devrimi tarafından yaratılmış ve özgürlük, eşitlik, kardeşlik üzerine oturtulmuş bir toplumsal bütünlük önerisidir..Bu özelliğiyle Cumhuriyet bir düşünce biçimi olduğu kadar toplumsal düzendir. Cumhuriyet’in bireyine yurttaş (citoyen) denir ki Fransız Devrimi’nde bay ve bayan yerine kullanılırdı. Bunun böyle olduğunu çarıklı erkanıharplerin bilmemesi hadi neyse… Koca koca köşe yazarları (Hasan Cemal), kelli felli üniversite profesörleri (Baskın Oran) de bilmiyor. Merak edenler Hasan Cemal’i okusun (Milliyet, 07.01.07)
Ben, bilindiğini varsayıp “Cumhuriyetçiyim” dediğim zaman CHP’li sayılabileceğimi aklıma getirmemiştim. Cumhuriyet’in 1789 Fransız Devrimi’nden kaynaklanan bir düşünce biçimi (özgürlük+eşitlik+kardeşlik), bir ideal olduğu unutulmaz ise ABD’nin Cumhuriyetçi Parti’sinin cumhuriyetle hiçbir ilişkisi bulunmadığı görülür.
***
İlk yazımda sözünü ettiğim, Edgar Morin ile Sami Nair’in ortak yapıtı “Bir Uygarlık Siyaseti”nde Sami Nair demokrasi ile cumhuriyet ilişkisini şöyle tanımlıyordu:
“Demokrasinin erekliliği yalnızca bireysel özgürlüğe saygı gösterilmesi değil de aynı zamanda ortak iyiliğin savunulması ise savunulmaya değer. Cumhuriyetçi içeriği olmayan bir demokrasi, içinde özel çıkarların ortak çıkara karşı diktiği boş bir kabuktur. İşte bu yüzden, örneğin yarının Avrupa’sında hangi toplum modelinin üstün gelmesi gerektiğini bilmek ilgisiz kalınacak bir şey değildir. Fransız Devrimi tarafından başlatılan cumhuriyetçi fikir, yalnızca pazarın düzenleme düzeneğine bağlı Anglo-Sakson tarzı bireyci demokrasi içinde ortadan kalkacaksa, bu Avrupa’yı savunmak için hiçbir neden yoktur.” (S.247-248)
***
Yukarıdaki son derece hayati önemi olan alıntıyı yorumlayacak olursak: Anglo-Sakson liberal demokrasisinin karşısına 1789 Fransız Devrimi’nden kaynaklanan Cumhuriyetçi Demokrasi’yi çıkartamayacaksa Avrupa Birliği ne işe yarayacak ? “Hep bana Rab bana” diyen ve bireysel çıkarını her şeyin üzerinde tutan birey, ortak iyilik, ortak çıkar gibi toplumsal kaygılar taşıyan yurttaş karşısında galip gelecekse, durup geleceğimizi düşünmemiz gerekmeyecek mi?
Çünkü demokrasinin pazar ve serbest piyasa tarafından sürekli yozlaştırılması onun sonunda oligarşilere teslim olmasına yol açar. Ve liberal demokrasi militer demokrasiye dönüşür. ABD’nin Irak’taki hali. Bu nedenle bizim liberalizm ve liberal demokrasi meftunlarının gözlerini açıp kafalarını çalıştırmaları gerekiyor.