CUMHURİYETSİZ DEMOKRASİ

Demokrasi giderek hamsi ve patlıcana benzemeye başladı. Hamsiden tatlı, patlıcandan reçel yapılmasına bakarak, demokrasinin DNA’ları ile oynayarak kendilerine göre demokrasi türleri yaratmaya kalkışıyorlar. Ama sadece hilkat garibeleri yaratıyorlar.
Madem ki Mehmet Barlas’ın dediği gibi “Şeriat Demokrasisi” oluyor, neden “Cumhuriyetsiz Demokrasi” olmasın ?
***
“Demokrasinin erekliliği yalnızca bireysel özgürlüğe saygı gösterilmesi değil de aynı zamanda ortak iyiliğin savunulması ise, demokrasi savunulmaya değer. Cumhuriyetçi içeriği olmayan bir demokrasi, içinde özel çıkarların ortak çıkara karşı dikildiği boş bir kabuktur. İşe bu yüzden, örneğin yarının Avrupa’sında hangi toplum modelinin üstün gelmesi gerektiğini bilmek ilgisiz kalınacak bir şey değildir. Fransız Devrimi tarafından başlatılan cumhuriyetçi fikir, yalnızca pazarın düzenleme düzeneğine bağlı Anglo-Sakson tarzı bireyci demokrasi içinde ortadan kalkacaksa, bu Avrupa’yı savunmak için hiçbir neden yoktur.” (Edgar Morin-Sami Nair, “Bir Uygarlık Siyaseti”, Om Yayınevi, S.248.)
“Cumhuriyetsiz Demokrasi” yazı başlığı bir yıldır “yazı taslakları” dosyamda içinin doldurulmasını beklemekteydi. Kitaplığımda bir kitap ararken bir kıyıda bulduğum “Bir Uygarlık Siyaseti”ni karıştırırken karşıma yukarıdaki satırlar çıktı. Beş yıl önce okurken altını çizmişim.
Dünyada birçok demokrasi türü var. Mehmet Barlas’a göre “Şeriat Demokrasisi” bile var. Ancak şu anda iki türlü demokrasi anlayışı çarpışıyor Türkiye’de.
Biri Anglo-Sakson modeli liberal demokrasi. Yani İkinci Cumhuriyetçilerin, Neo-liberallerin ve neoliberealizmin ücretli askeri eski goşistlerin ve İslamcıların demokrasisi.
İkincisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranların Cumhuriyetçi Demokrasisi. Yani 1789 Fransız Devrimi’nin, Cumhuriyetçilerin, Kemalistlerin, Solun, Sosyal demokratların, toplumsal devrimcilerin ve bütün laiklerin demokrasisi: Cumhuriyetçi Demokrasi.
***
En azından bu iki modelin varlığı liberal demokrasi anlayışının zorba siyasetini geçersiz kılmaktadır. Sosyal devleti savunan Cumhuriyetçi Demokrasi mi insancıldır, yoksa sosyal devletin ölümünü ya da idamını ilan Liberal Demokrasi mi ? Bu kadar basit !
Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası Liberal Demokrasi’yi değil Cumhuriyetçi Demokrasi’yi göstermektedir. Bireyci demokrasiyi değil, “ortak çıkarcı” demokrasiyi göstermektedir.
1982 Anayasası’nın 12 Eylül cuntasının kaleminden çıktığını ileri sürmek de geçerli değil. Çünkü bu Anayasa, Cunta’nın atadığı insanların kaleminden çıkmış olsa bile halkın yüzde 90’dan fazlasının oyu ile yürürlüğe girmiştir. Yani o metin, sağın pek sevdiği milli iradesinin ezici çoğunluğuyla Anayasa olmuştur. Ulusal İrade’ye saygı nerede ?
Ben bu Anayasa’ya ve Kenan Evren’e “Hayır” oyu atmıştım. Kaderin cilvesine bakın ki Liberal Demokrasi iddiaları, kendi oylarıyla yürürlüğe soktukları bu Anayasa’ya aykırı…