DAHA ÇOK DEMOKRASİ EFSANESİ

İnsan türü sözcüklerle, kavramlarla düşünür, konuşur ve yazar. Tanımı ve anlamı olmayan nesne (şey) ve kavram yoktur. Sözcük de dediğimiz kelime bir im (işaret)’tir. Siyasetçilerin konuştuğu, çoğu köşemenin yazdığı gibi tın tın öten, içi boş bir gaz tenekesi değildir.
Ancak cıhar (4) atıp şeş (6) oynayan tavlacıya benzeyen bizim politikacılar, düşünürcüler, profesörcüler, her türlü çeşitli yazıcılar ve yazmanlar, “magrip” (batı) derken “maşrık”ı (doğuyu) gösterirler.
Bu zevat gerçek politikacı, gerçek düşünür, gerçek profesör, gerçek yazar olamadıkları için, haslarından ayırmak amacıyla, böyle “cı, ci” ekleri takıyorum sözcüklere. Çaresiz !
***
Kürtçülük sorununda, “daha çok demokrasi” ve “demokratik açılım” kavramlarının üç aşaması vardır:
1.Bölgesel ya da yerel demokratik özerklik,
2.Türk+Kürt federasyonu,
3.Bağımsızlık, yani ayrılma.
Bütün sıkıntı ve kaos bu aşamalara denk düşen sözcük ve kavramların kullanılmamasından kaynaklanıyor. Dağdaki şakiyi övüyorlar, üzerine toz kondurmuyorlar, Serok Apo’yu Mandelavâri ev hapsine çıkarmak istiyorlar, ama şu üç aşamaya denk düşen sözcük ve kavramları (nedense) bir türlü bulup kullanmıyorlar.
Peki ve iyi de, aralarında Mersin de olmak üzere birçok kentin mahalle ve sokaklarda intifada ve ayaklanma provaların yapılması neyin nesi ? Genel ayaklanma hayali ?
Sözcükler, kavramlar masum değildir ! Masum olmadıkları için de örneğin “Anadilde eğitim” yukarda sıraladığım üç aşamayı da kapsar ve içerir.
***
Haa, PKK üyesi ve militanı gibi yazıp konuşanlar haklıdır da ben yanılmış olabirim. Demokratik Açılım ve Daha Çok Demokrasi benim sözünü ettiğim üç kavramı işaret etmiyordur. Bunlar, gerçekten rejimin daha demokratikleştirilmesi anlamına geliyordur. Kabul ! Ama o zaman bunların da içlerinin doldurulması gerekmez mi ? Bakın nasıl gerekir ?
1.1982 Anayasa’sı temel hükümler yerinde kalmak üzere çağdaşlaştırılmalıdır,
2.Siyasal partiler yasası değiştirilmelidir,
3.Seçim yasası değiştirilip, oy barajı tamamen kaldırılmalıdır,
4.Yerel yönetim yasası çağdaşlaştırılıp yerel yönetimlerin alanı, yetki ve sorumluluk payı genişletilmelidir,
5.Mevzuattaki bütün antidemokratik yasalar, yönetmelikler değiştirilmelidir.
***
Ancak, geçinmeye gönlü olan PKK’nın ve gönüllü temsilcilerinin bu beş maddeyi açıkca dile getirmeleri gerekmez mi ?
Bu gereklilik ve zorunluluk içinde PKK’nın “Bu beş koşulun yerine getirilmesi için 6 aylığına silah bırakıyorum, bunların gerçekleşmesi durumunda silahlarımı ve kendimi yasalara teslim edeceğim!” tarzında bir tehdidi bile kabul edilebilir.
Her şey ortada : PKK, Demokratik Toplum Kongresi ve Demokratik Toplum Platformu (İkisi aynı örgüt mü ?), yukarda arz ettiğim 5 maddeyi tercih ettiğini açıkca ilan etmez ise, bu, daha yukarıdaki üç maddenin tercih edildiği anlamına gelir. Ki, bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi’nin DTP hakkında verdiği yasal kararına isyan etmek fesatçılık, nifakçılık ve gevezelikten başka bir şey değildir ! (Yarın devam edeceğim).