DARBE İTİRAFI

Başyüce RTE,  baba ocağı Rize’nin Güneysu (Yunancası ‘Potami’) ilçesinde bulunan 1130 rakımlı Kıble Dağı’ndaki Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Camisi’nin açılışını açılışına katıldıktan sonra yaptığı konuşmada dünkü yazımızın son bölümünü doğrulamış. Bu konuşmayla ilgili olarak iki gazeteden iki manşet:                                                                                                                               “Erdoğan darbe yaptı” (Cumhuriyet, 15  Ağustos 2015)

“Darbe itirafı” (Yurt, 15  Ağustos 2015)

Şimdi o bölümü okuyalım:

[7 Haziran 2015 seçiminden sonra olan-biteni biliyorsunuz. Dün (13 Ağustos) AKP, CHP ile eşitlik ilkesine dayalı bir koalisyon hükümeti kurmayacağını açıkladı. Koalisyon kursaydı iktidarının yarısından yoksun kalacaktı. Başyüce RTE böyle bir şeyi kabul edemez. Aynı yolun yolcusu MHP ile koalisyon kurulursa sorun yok. Olmazsa erken seçime gayrı meşru bir AKP hükümetiyle gitmek için  her türlü gayrı meşru yola baş vuracak.Erken seçimden AKP iktidarı çıkmazsa gene koalisyon hükümeti kurulmayacak ve o zaman Başyüce kendi özel yönetimini kuracak. Türkiye’de bu darbeyi önleyebilecek herhangi bir güç var mı? Başyüce RTE’nin cumhurbaşkanlığına geldiği günden başlayarak ve tarafsız cumhurbaşkanı  olarak (!) AKP kongresini yönetmesiden ve seçim meydanlarında AKP propagandası yapmasından itibaren,  anayasayı çiğnemesine kim ve ne engel olabildi? TBMM mi, Anayasa Mahkemesi mi, Yüksek Seçim kurulu mu yoksa Yargıtay Baş Savcılığı mı?

“Başka çare kalmadığı ve ülkenin selameti için ülkeyi bizzat ben yöneteceğim!” derse…]

Şimdi de Başyüce RTE’nin yaptığı konuşmayla ilgili haberi bir gazeteden aktaralım:

[CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Rize Valiliğince organize edilen sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı yemekte, “Türkiye’de hâlâ 10 Ağustos 2014 seçimlerinin (cumhurbaşkanlığı) ifade ettiği anlamı kavramayan bir kesimin bulunduğunu” belirterek, salondakilere şöyle seslendi: “Beyler, Türkiye 10 Ağustos 2014 tarihinde milletin doğrudan cumhurbaşkanını seçmesiyle yeni bir döneme girmiştir. Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı elbette anayasada sınırları çizilen yetkiler çerçevesinde ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. Bu makamda kim oturursa yapacağı budur. İster kabul edilsin, ister edilmesin. Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir. Hem buna engel olup hem de ‘Cumhurbaşkanı her şeye karışıyor’ demek yağmurda yürürken ıslanmaktan şikayet etmekten farksızdır. Bunların durumu budur.”] (Hürriyet, 15 Ağustos 2015)

Başyüce  bir yıldır yaptıklarının anayasal ve yasal kaynaklarının bulunmadığını itiraf ediyor. Zamanı gelince, “Başka çare kalmadığı ve ülkenin selameti için ülkeyi bizzat ben yöneteceğim!” diyerek Akkondu Hükümeti kuracağını haber veriyor.  “Benim metazori (de facto) icraatımı yasallaştırmak TBMM’e düşer”  demeye getiriyor. Doğrudur, TBMM  ya  Başyüce RTE’nin eylemlerini yasallaştıracak ya da  “muhterem”i Yüce Divan’a göndermek için gerekeni yapacak.  Göreceğiz!

RTE,  “Hodri meydan!” diyor ki çok tehlikeli bir meydan okuma!

NOT:  İslami gelenekte 1130 metre rakıma cami yaptırmak yoktur.  Genellikle Ortodoks Hıristiyan geleneğine özgü bir durum. Demek ki söz konusu caminin yerinde bir zamanlar bir kilise varmış. Rize hıristiyan  olan halkı din değiştirince kiliseyi mescide çevirmişler.

ÖZDEMİR İNCE

15 AĞUSTOS 2015

 

“DARBE İTİRAFI” üzerine bir düşünce

  1. Geri bildirim: DARBE İTİRAFI

Yorumlar kapalı.