DARBE YOLUNDA İKİ MARS BİR OYUN!

Fethullah  Gülen konusunda birincisi Hürriyet’te (1 OCAK 2005), ikincisi 5 Haziran 2012  tarihinde Aydınlık gazetesinde yayınlanmış iki yazı okuyacaksınız. Birinci yazıda eleştirinin hedefi Said Nursi ile Fethullah Gülen’i göklere çıkartan, bunlara yeryüzünde yer beğenmeyen Prof.Dr. Şerif Mardin’dir. Şerif Mardin’i okuyan hangi fâni Said Nursi ile Fethullah Gülen’in kucağına düşmez? İkinci yazıda Fethullah Gülen’in ABD’de nasıl oturma izni aldığı anlatılıyor.

Tavlada rakibinin zar tuttuğunu farketmeyen ahmak oyunu elbette iki mars bir oyunla kaybeder. İş işten geçtikten sonra tavlayı yere çalmasının hiçbir hükmü yoktur.

 ÖZDEMİR İNCE

31 TEMMUZ 2016

***

2005,  DÜBEŞ!

Şansa bakın 2005 ( iki bin beş) tavlada dübeş ile tunç kafiye oluyor. Avrupa Birliği ile de “Kemiğin iliği” kafiyeli oluyor ama ilik de kemik de bizim.  Bu kötü haberden sonra isterseniz, nabızları şerbetleyen medya falcılarına inat, biz de Türkiye’nin 2005 kahve falına bakalım. “Vaziyetin durumu Et ve Balık Kurumu” diyerek fincanın ağzını havaya çevirelim:

Taştan oyulmamış fincanın iç cidarında, Mersin’deki Kanlıdivane’nin doruğundaki kaya kabartmalarına benzeyen üç adet zat-ı muhterem hurûc eylemiş! Üç mütefellis mütefekkir, üç fikr-i  galat Mesihi, üç mürşid-i hudâ-furûşân! (Üç müflis düşünür, üç yanlış düşünce Mesihi, üç ikiyüzlü sofular şeyhi!)

“Kimdir bu üç zât-ül hareke?” deyu istintâk ettim, yani “Kimdir bu üç kendi kendine hareket eden cisim?”  diye sordum.  Ki “Kimdir bu saygıya değer üç kimse!” anlamına  dâhi gelir. Siz bu üç yorumdan beğendiğinizi seçin!

Bu soru üzerine, bir “Beşinci Melek” boruyu öttürdü. Gökyüzünden yeryüzüne düşen bir yıldız gördüm. Ona Derinler Kuyusu’nun anahtarı verildi. Derinler Kuyusu’nu açtı. Kuyudan büyük bir ocaktan çıkarcasına duman çıktı. Kuyunun dumanlarından güneş ve hava karardı. Dumanın içinden çekirgeler çıktı. Yeryüzü akreplerinin yetkisine benzer bir yetki verildi bunlara. Çekirgelerden biri gelerek kulağıma fısıldadı:

“Şu sağ taraftaki zat,  âlem-i fânîde Fethullah Gülen olarak  tesmiye edilir. Muhterem, ihracat-ı fikr ile intihâlâtı birbirine karıştırdığı için Vilayet-ül  Müttehid-ül Emerikiyye’de yaşamaktadır. Çekirgenin uhrevî lisanıyla söylediklerinin yerleşik Türkçede anlamı şöyledir: “Bu sayın,  dışarıya düşünce gönderme (üretme) ile  düşünce yürütmeyi birbirine karıştırdığı için ABD’de yaşamaktadır.”

Bunun üzerine bir boru ikinci kez öttü.

Çekirge tekrar kulağıma konuştu: “Ortada duran zat-ı muhtereme Said Nûrsi, nâm-ı diğer ile Said Kürdî  denir. Kendisi bazı   fosmodern mürîdân tarafından “World’s best thinker” (Dünya düşünce güzeli) olarak seçilmiştir.   Boncuksuz kaldıkları için, sağdaki zâtın  ev sahibinin tavsiye ve tâlimatı üzerine pırtısında boncuk aramaktadırlar.”

Bunun üzerine bir boru daha öttü.

Çekirge kulağıma üçüncü kez konuştu: “Sonuncu kabartma dâr-ül-fünûn müderrisinden Şerif Mardin beydir. Cumhuriyet muhalifi iklimde “İhvân-ı Cumhuriyet-i Sânî’nin peder-i mânevisi”  kabul edilmektedir. (Yani İkinci Cumhuriyetçilerin tinsel babası sayılıyormuş. Öİ.) Kendisi Said Kürdî’nin müridi olarak tanındığı için iki kez Türkiye Bilimler Akademisi’ne alınmamış. Şimdi, şimdilik adı belli olmayan bir akademi kurup başına bu  hocayı geçireceklermiş.”

(Yerim kalmadığı için fala devam edemiyorum. Veyl bu memlekete ki yeni yıl falında bu üç kabartma çıkmıştır! “Kendi düşen ağmaz!” demişler. Ama zırzır ağlıyorlar!)

NOT: Yayalara saygı göstermeyen şoför ve sürücülerin,  evimin önündeki çiçek tarhının üzerine otomobillerini park edenlerin, Cihangir sokaklarını köpeklerinin tersiyle kirletenlerin ve başkalarının sırtından kedi sevenlerin yeni yıllarını kutlamıyorum!….

(HÜRRİYET, 1 OCAK 2005)

***

FETHULLAH  HOCA’NIN  İLİM VE TEFEKKÜR  ÂLEMİ

Bu yazıyı Gülen cemaatinin Fenerbahçe’yi ele geçirme hayali söylentisi ve tartışmaları ilham etti. Bir iddiaya göre cemaate karşı Fenerbahçe’nin “İttihatçı” damarı direniyormuş. “İttihatçı” iddiasıyla Fenerbahçe’yi karalamak (!)  istiyorlar. Bunlar, kuşkusuz, teslimiyetçi, işbirlikçi ve Sevr’ci hainlerin (Osmanlı Ahrar Fırkası, Hürriyet ve İtilaf Fırkası) ahfadı olmalı. Ne mutlu Fenerbahçe’ye ki her zaman Kuvvayi Milliyetçi olmuştur!

DERİN F TİPİ

Hatırlarsınız, 2008 yılında Fethullah Gülen’in ABD’de oturma izni alması sorunu vardı. Artık yok! Halen Amerika’da olağanüstü yetenekli yabancı statüsüyle “sürekli mûkim” olarak  yaşıyor. Ama bu statüyü elde etmesi kolay olmadı. 1999’da “turist” vizesiyle ABD’ye giden Gülen, bu vizeyi daha fazla uzatmasının mümkün olmadığı noktada, bu kez farklı bir statüyle, dinadamlarına verilen “R” vizesi ile ikâmetini sürdürdü. “R” vizesinin de sınırına dayanınca, Gülen’in avukatları, sürekli oturma izni (Yeşil Kart) için başvuruda bulundular. Bu başvuru, önce ABD  Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri Bürosu tarafından reddedildi. Daha sonra, yine Gülen’in avukatları, Amerikan hükümetinin “ret” kararına karşı ABD mahkemelerine itirazda bulundular ve davayı kazanarak müvekkillerinin 2008’den itibaren “Yeşil Kart” sahibi olmasını sağladılar.

“Yeşil Kart Operasyonu”nunda CIA parmağı olduğu iddiaları var ama bu yazının konusu bu değil, Hoca Efendi’nin deha ve kerameti!
Bilim, sanat, iş, eğitim ve spor alanlarında olağanüstü saygınlığı olan, bu faaliyetlerini ABD’de sürdürmek isteyen ve ABD’nin de bu faaliyetlerden faydalanacağı kişilere verilen 1-140 statüsü vizesi istemeyi Fethullah Gülen’in aklına kim soktu acaba?  İşadamı,  tüccar kontenjanından anında vize alabilirdi. Mahkeme karşısında böyle ziyan olmazdı.

ABD BAL ALACAK ÇİÇEĞİ BİLİR (Mİ?)

Mahkeme dedim de aklıma geldi. Cingöz bir okurum, 2008 yılında,  ABD’nin FOIA (Freedom of Information Act – Bilgi Alma Özgürlüğü) yasasından yararlanarak “The United States District Court For The Eastern District of Pennsylvania” mahkemesinde görülen Fethullah Gülen davasının 122 sayfalık tutanaklarını göndermişti. Bu dava tutanağından iki örnek parça sunacağım:

 (Case 2:07-cv-02148-SD Document 31 Filed 06/18/2008 Page 8 of 26)’dan :

“Davacı kendisinin bilimsel çalışmalarını konu alan konferanslar düzenlendiğini ileri sürüyor ve İngiliz hükümeti (Lordlar Kamarası) tarafından düzenlenmiş bir konferansı örnek gösteriyor. Bunu doğrulayan bir kanıt yok. Davacı başvurusuna bu konferans tutanaklarını eklemiş. “Organizatörler ve toplantı mekanları” başlıklı listeye, yanıltıcı bir şekilde, Lordlar Kamarası eklenmiş ve belgeler oturumlardan birinin Lordlar Kamarası’nda yapıldığını gösteriyor ama bu konferansı ne İngiliz hükümetinin ne de Lordlar Kamarası’nın herhangi bir şekilde düzenlediğini, onayladığını, buna sponsorluk ettiğine dair bir bilgi  var.”

 (Case 2:07-cv-02148-SD Document 31 Filed 06/18/2008 Page 13 of 26)’dan:

“Davacının sunduğu kanıtlar iyice incelendiği zaman, kendisinin bir bilim adamı olmadığı, çalışmalarının ciddi bilimsel çalışma sayılamayacağı görülmektedir. Kendisi başka insanlara para karşılığında kendisiyle ilgili yazı yazdırarak akademik saygınlık kazanmaya çalışan dini ve siyasal bir kişidir.

*Dipnot : Amerikan Siyasal Bilim Derneği web sitesinde gelecek günlerde yapılacak onlarca konferansın listesi verilmektedir; bunların arasında Kasım 2008’de yapılacak ve davacıyı konu alacak (davacı üzerinde odaklanacak) bir konferans da vardır ve bu konferans seyahat, barınma, yeme-içme giderlerine ek olarak katılımcılara telif ücreti ödeyen tek konferanstır.”

HOCA’NIN ÜFÜRÜKLERİ

Okurun gönderdiği metnin altına 2008 yılının Temmuz ayında şöyle bir ek not düşmüşüm:

Fethullah Gülen açısından itiraflar, yalanlar ve saptırmalarla dolu bu dava tutanağı (tutanakları) onun  ipliğini pazara çıkartacak. Önümüzdeki günlerde bu konuya tekrar dönmek zorunda kalacağım. Bugünlük sözüm kendisini bir tür aydın, yazar, şair, filozof, pedagog, teolog olarak sunan ve bu sıfatlarla tanıtılmasını kurgulayann Fethullah Gülen’i “Dünyanın en etkili düşünürü” seçen  Foreign Policy ve Prospect dergilerine. Mahkemenin tutanaklarını okuyunca ne yapacaklar, yerin dibine geçmeyecekler mi ? Hele  zat-ı muhteremin, bir söyleşide (“Asrın Geçirdiği Tereddütler”, S.119), gerektiğinde kadınların dövülmesine ruhsat verdiğini öğrendikleri zaman?

HOCA TARTIYA  ÇEKİLİYOR

Aradan dört yıl geçti, köprülerin altından sular aktı da aktı, Hoca itibarına itibar, parasına para,  servetine servet kattı da kattı. Gözü olanın gözü çıksın vallahi!

Hoca Efendi  de  Recep Tayyip Beyefendi gibi aldı  yürüdü. Şöhretleri arzın ve asrın sınırlarını aştı, fezaya ulaştı!  Millet oturdukları minderin altında hikmet boncukları arar oldu. Bu süreçte biri ötekine arka çıktı. Cemaatleri için, biri Deli Dumrul’a öteki ise Allame-i Cihan’a dönüştü. Gözü olanan gözü çıksın billahi!

Derken, ülkemizin dünya çapında değere sahip Bilim ve Gelecek adlı dergisi  (densiz bir şekilde)   Ocak ve  Nisan 2012 sayılarını “F-tipi” âlim ve muallim Fethullah Hoca’ya ayırdı ve ardından “Hoca’nın İlmi” adlı bir kitap yayınlayarak Hoca’nın şanına şan kattı. Yarından itibaren bu konuda üç  yazı daha  okuyacaksınız!

(AYDINLIK, 5 HAZİRAN 2012)