DEMİRKIRATSİ OLMAYAN DEMOKRASİ

Birkaç gün önce yazmıştım: Anayasal özgürlüklere gelince, bu, hükümetlerin seçimle iş başına gelmesiyle ilgili bir şey değildir. Batı tarihinde kökleri derin bir geleneğe bağlıdır, bireyin özerkliğini ve onurunu, kaynağı (devlet, kilise, toplum) ne olursa olsun her türlü zorlamaya karşı korumayı içerir.
Anayasal Özgürlükçülük Batıda ve ABD’de bireyin hayat ve mülkiyet hakkını, din ve ifade özgürlüğünü savunmak için geliştirilmiştir. Bu ise, özgürlükleri güvenceye almak için iktidarın gücünün sınırlandırılmasını, yasa karşısında eşitliği, tarafsız yargı ve mahkemeleri, devlet ve kilisenin ayrımsını öngörür.
***
Kimileri Sıfırcı Hoca edasıyla kasıla gerine “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir !” demek ne demek diye soruyorlar. Ne demek olacak, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” tanımı demokrasinin tanımlarından biridir. Anlamı şudur: Egemenlik bir insana, bir aileye, bir sınıfa, bir kutsal güce, bir dinsel kuruma ait değildir, millete aittir !
Millet nedir? Irklar, soylar, etnisiteler, dinler, inançlar, inançsızlıklar karışımı ve toplamıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir ama millet referandum marifetiyle iş görmez. İrade temsilcilikleri aracılığıyla iş görürür.
Yani yasama erki (TBMM) ve yürütme erki (hükümet) ne kadar milleti temsil ediyor ise yargı erki (Mahkemeler) ve Cumhuriyet’in kurumları olan Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, YÖK de milleti temsil eder. Bu şu demektir: Egemenlik kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’ne, Danıştay’a, Yargıtay’a ve YÖK’e de aittir. Yanlış anımsamıyorsam mahkemelerde yargıçlar “Millet adına” karar veriyorlar.
Demokrasi sadece “oy” değildir. “Oy”a indirgenmiş demokrasi diktatörlük heveslerini gizler.
***
AKP’nin trajik örneğinde görüldüğü gibi: İktidarın ya da herhangi bir siyasal partinin Anayasa ve kurulu meşru devlet düzeni ve kurumlarıyla herhangi bir ideolojik sorunu olmayacak. Toplumsal anlaşma ve uzlaşma budur. Başbakan “mutabakat” sözcüğünü “pazarlık” anlamında kullanmaktadır ki Cumhuriyet hiç kimse ile pazarlık yapmaz. Başbakan R.T.Erdoğan’ın anlamakta güçlük geçtiği işte budur!
***
Her siyasal parti sistemin yapılarına ve kurumlarına saygı duyacak, bu kurumlar ve yapılar iktidarın ve çoğunluğun zorbalığına izin vermeyecek ve azınlığın haklarını inatla koruyacak.
Yıllar önce üst düzey bir Adalet Partisi yöneticisine, referandumla yeniden politikaya dönme hakkı kazanırlar ve iktidar olurlarsa Ceza Yasası’nın 141 ve 142. maddelerini ne yapacaklarını sormuştum. O da, “Sol iktidara gelir de 141 ve 142’yi kaldırmak isterse muhalefet etmeyiz!” demişti. Ben de : “Çok iyi, onlar da kendi 141 ve 142’lerini kaldırıp sizin için 141 ve 142 koyarlar!” demiştim.
Bu düşünce onu çok şaşırtmıştı. Demokrasinin, iktidarın (çoğunluğun), azınlığın haklarına saygı göstermek ve bu hakları vermek olduğunu tuhaf bir biçimde anlamıştı.
***
2006 yılında, demokrasinin tramvay raylarının üzerine yatma özgürlüğü olmadığını anlatmak zorunda kalmamalıydık. Bir de, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesinin, demokrasi ve kurumlarıyla çelişmemesi gerektiğini anlatmak…