DEMOKRASİ DERSİNDEN SIFIR !

23 Nisanda TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın yaptığı kışkırtıcı konuşmadan esinlenen İslamcı gazeteler ertesi gün pek neşeli ve muzaffer manşetlerle yayınlandılar:
Demokrasi Manifestosu (Zaman), Kamusal Alanda Yasak Olmaz (Yeni Şafak), İyi Ki Arınç Var (Vakit).
***
Kendini Meclis’in üstünde vehmeden kurumlar bulunduğuna dikkat çeken Bay Bülent Arınç, Parlamento yetkilerinin erozyona uğratılmasından yakınıyor. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni buna örnek gösteren Bay Bülent Arınç, ülkenin iç ve dış siyasetine büyük etkisi olan belgenin Meclis’in bilgisi ve denetimi dışında hazırlandığını söylüyor.
Bu cümle müthiş bir mugalata örneği. Neden mi ? Bakın neden:
Milli Güvenlik Kurulu, görev ve yetkileri Anayasa’nın 118 maddesiyle belirlenmiş bir anayasal kurum. Milli Güvenlik Kurulu: Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından kurulur.
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin altında AKP hükümetinin MGK üyesi olan bakanlarının imzası bulunmaktadır. Söz konusu belgeyi TBMM’ne getirmesi gereken sorumlu ve yetkilinin Bakanlar Kurulu olması gerekir. Bunu Bay Bülent Arınç bilmiyor mu?
***
Bay Bülent Arınç konuşuyor: “Türkiye’nin rejim sorunu yoktur. Türkiye, rejiminin Cumhuriyet olacağına, demokrasi olacağına 83 yıl önce karar vermiştir. Ülkede rejim sorunu değil, rejimin sahibi olma tartışması vardır. Ülke yönetiminde inisiyatif alanlarını genişletme ya da sahip oldukları gücü kaybetmeme tartışması vardır.”
Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesini pek anlamış görünmeyen Bay Bülent Arınç, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, Anayasa Mahkemesi’ni, Danıştay’ı, Yargıtay’ı eleştirmektedir.
Bir rejim varsa, kuşkusuz bu rejimin bir değil birden fazla Anayasal sahibi olacaktır, olmalıdır ve sahipler görev ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Bay Arınç, rejimin tek sahibinin AKP hükümeti olduğunu sanırım ileri süremez. İleri sürecek olursa, kendisini bilmem ama siyaset bilimciler bu rejimi demokrasi olarak değil diktatörlük olarak tanımlarlar.
***
Başbakan gibi Meclis Başkanı da Anayasa Mahkemesi’nden ve Danıştay’dan rahatsız. Anayasa Mahkemesi’nin yasama meclisinin eylemlerini denetlemesini, Danıştay’ın hükümetin idari işlemlerini denetlemesini bir türlü kabul edemiyor.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay seçilmişlerin işlem ve eylemlerini nasıl denetler ve sınırlandırır ? Bir ülkede özgürlükçü demokrasi varsa elbette denetler ve sınırlandırır.
Ama Yasama Meclisi ne Anayasa Mahkemesi’ni ne de Danıştay’ı deneyleyip sorgulayabilir. En fazlası bilgi alabilir. Bu da gerçek ve özgürlükçü demokrasi gereğidir.
ABD’de Yüksek Mahkeme’nin gücü Başkan’ın gücünün çok üzerindedir. Yüksek Mahkeme Başkanı yargılayabilir. Ama Başkan, Yüksek Mahkeme’nin kılına bile dokunamaz.
***
TBMM Başkanı Bülent Arınç yaptığı son öfkeli çıkışla demokrasi dersinden kocaman bir sıfır almıştır.