DEMOKRASİ İÇİN DERKENAR

ABD’nin Kaliforniya eyaletinin Palm Springs kentinde yaşayan Yüksek Mimar A.K’dan ABD demokrasisi üzerine yazdığım yazıyla ilgili bir ileti aldım. Sizlerle paylaşmak istiyorum:
 ***
“ABD Baskanı belli konularda çok güçlü, ama pek çok konuda tek karar onun değil. Örneğin sizin de bahsettiğiniz Anayasa Mahkemesi üyelerini o öneriyor. Ama atama kararını Kongre veriyor. Başkan’ın önerdiği aday haftalar süren bir incelemeden geçiyor. Hangi konuda ne zaman ne söylemiş, nasıl kararlar almış her şey ortaya dökülüyor. 20 yıl önceki bir makalesi, yüksek lisansa baş vururken yazdığı makaleler, aklınıza gelebilecek her şey dokumante ediliyor. Azınlık, çoğunluk, bütün temsilciler önünde günlerce ifade veriyor ve sorularını yanıtlıyor. Ancak ondan sonra oylama yapılıyor. Başkan’ın daha bundan bir kaç ay önce gösterdiği aday, kendi partisi tarafından reddedildi.”
***
ABD Başkanı sadece Yüksek Mahkeme Yargıçlarını değil büyükelçileri de (belki başka görevlileri de) Kongre’ye öneriyor. Kongre adayı karşısına oturtup günlerce sorguya çekiyor. Lisede yazdığı kompozisyon ödevini, üniversitede katıldığı yürüyüşleri, anketlere verdiği yanıtları, lisans ve yüksek lisans tezlerini, yazdığı makale ve kitapları didik didik ediyor, röntgenini çıkartıyor.
Ve düşünceleri ABD’nin kuruluş ideolojisiyle uyumlu mu, ABD ve anayasa aleyhine herhangi bir girişimde bulunmuş mu, ABD çıkarlarını savunmakta zaaf göstermiş mi, komünizme bulaşmış mı? Kongre bunların hepsini araştırıyor. İkna olduğu zaman atamayı onaylıyor.
Başkan’ın ve adayın gençlik hatasından söz etmeye, “Bir zamanlar öyleydi ama değişti (değiştim) demeye” hakkı yok.
***
Bizim demokrasimize, demokratik atamalarımıza nasıl da benziyor değil mi?
Turan Yılmaz’ın kaleme aldığı “TAYYİP. Kasımpaşa’dan siyasetin ön saflarına” (Ümit Yayıncılık, 2001) adlı kitapdan bazı alıntılar yapacağım:
“Ben Müslümanım derken neyi kastediyorsam, şeriatçıyım derken de aynı şeyi kastediyorum.” (S.110)
“Üniforma insanın seviyesini yükseltmiyor. Eşeğe altın mücevherattan kolan yapsanız, semerini onunla bağlasanız, eşekliği değişir mi, değişmez. Yine eşektir…” (S. 113)
“Referansım İslam’dır. Her şeyden önce ben bir Müslüman’ım, attığım her adımda inancıma uygun olanı arıyorum. İslam, insanları bana sevmeyi emrettiği için seviyorum, bu bağlamda referansım İslam’dır…” (S.145)
***
Böyle bir insan “Ben değiştim. O söylediklerimi zemin ve zamana uygun olarak söyledim!” gibi açıklamalar yapıyor. R.T.Erdoğan, ABD Kongresi tarafından sorguya çekilseydi bu sözleri savunma olarak ciddiye alınır mıydı, kendisine görev verilir miydi? Ve kendisi, “Görüşü Anayasa ile bağdaşmıyor” olan birini Başbakanlık Müsteşarı yapabilir miydi?
Bu soruları R.T. Erdoğan’ın değiştiğini kabul etmeyi demokrasinin göstergesi sananlar yanıtlamalı. Ama bu arada demokrasinin laçkalık ve başıbozukluk rejimi olmadığını öğrenmeleri de gerekiyor.