DEMOKRASİ NEYE BENZER?

Galiba Octavio Paz (bir başkası da olabilir) şiir şairine benzer demişti. Bu cümleden aldığı ilhamla Cemal Süreya “Şairin hayatı şiire dahil!” demiş ve bu söz dillere destan olmuş idi!
O hesap, demokrasi atı da binicisine göre kişner. Kimisi demokrasi (çamaşır) makinesi ile çamaşır yıkar, aklı evveller de yayık olarak kullanır makineyi! Ayran yapar!
Bir cemaatin polisten yargıya, eğitimden bayındırlığa devletin bütün yapılarını ele geçirdiği bir ülkede demokrasi değil onun gölgesi bile olamaz.
Bir il müftüsünün camisiz yerleşim yerlerini dinsizlikle suçladığı bir ülkede kesinlikle demokrasi olamaz. Demokrasi (varsa) gider dinci faşizm gelir.
“Gelmez” diyenin ya aklından zoru vardır ya da beyni ile midesi yer değiştirmiştir.
***
Çağdaş demokrasi kapitalist toplumlarda sınıf mücadelesinden doğdu. Avrupa’nın Hıristiyan Demokrat partileri tutucudur ama seçmeni “dindar olan halk / dindar olmayan laikler” diye ikiye ayırmazlar. Lider sultasına dayandığı için, seçkinlerini horlayan, lânetleyen halkın demokrasisinin sonu faşist diktatörlüğe varır.
Faşist diktatörlüğe varan halkın demokrasisi ilkin eşitlik, özgürlük ve kardeşliği yok eder. Ya da eşitlik, özgürlük ve kardeşlik’in bulunmadığı yerde sözde demokrasi faşizme ve diktatörlüğe dönüşür.
“Demokrasi” bir siyasal sistem değil, Aristo’nun öngördüğü gibi “demos”un (halkın) üstünlüğüne eğimli bir sınıflararası ilişki biçimidir. (Luciano Canfora, “Avrupa’da Demokrasi”, Literatür Yayınları, S.283)
Bu ilişkiyi reddeden, halkın üstünlüğü (milli irade) ideolojisini tapınç haline getiren, milli iradenin somutlaştığı yasama meclisinin eylemlerini her türlü denetimin dışında tutan anlayış, faşist değilse bile giderek faşizme varır.
***
Yaptığı yalapşap Anayasa değişikliğini referanduma götüren AKP’nin eylemlerine bakalım:
-Kuvvetler ayrılığına karşı olduğu için Anayasa Mahkemesi ve Danıştay denetimlerini ortadan kaldırmak istemektedir.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın denetim ve sınırlandırma yetkilerinin ortadan kalktığı ülkelerde varolan demokrasi faşizme dönüşür.
Üzerinde onlarca değişiklik yapılan 1982 anayasası ne kadar “12 Eylül Anayasası”? Bunu unutalım. AKP, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’yı iktidarın memuru haline getiren iki değişiklik yapıp Anayasa’nın 175 maddesini olduğu gibi bırakıyor. Pakette yer alan öteki yirmi küsur “elma şekeri” bir aldatmaca olup referandumluk bir iyileştirme değildir.
Demokrasi ile faşizm arasındaki farkı hissedemeyen “demos” kesimini demokrasi adına suçlayamayız. Sınıf bilinci olmayan halk “demos” değildir zaten. “Krasi”nin, “Yönetim”in önüne her sözcük yazılabilir o zaman.“Demos” demos olduğu zaman zaten böyle terslikler olmaz. Demokrasi gidince halk (demos) köleleşir, köleleşen halk ne kendini ne de demokrasisini koruyabilir. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!