“DEMOKRASİMİZLE YÜZLEŞMEK”

“Demokrasimizle Yüzleşmek” (Remzi Kitabevi) Emre Kongar’ın yeni kitabının adı. Bu kitabın onun en çok okunan kitabı olacağını tahmin ediyorum. Satışı en azından 200 bini bulur birkaç ay içinde. Bulsun ! Bulmalı !
Emre Kongar’ın benim tanıtmama ihtiyacı yok. Sığlığa, şaklabanlığa düşmeden çok okunma gizini yakalamış bir yazar. Hayranlık kazanıyor. Nasıl kazanmasın ?
Emre Kongar’ın 24 kitabı yayınlanmış Remzi Kitabevinde. Bu 24 kitap toplam olarak 325 basım yapmış. “Demokrasimizle Yüzleşmek”in künye sayfasında açıklandığı gibi her baskı 2 binlik bir tirajı ifade ediyorsa, 24 kitap toplam olarak 625 bin adet basılmış demektir. Daha fazla tirajların yapılması durumunda bu toplam bir milyonu geçer. Hayranlık uyandıracak bir durum !
***
Kitabın 4. bölümü olan beş buçuk sayfalık “Demokrasinin Tanımı ve İşleyişi Üzerine Bazı Kuramsal Anımsatmalar” bölümü, demokrasi konusunda okuduğum en doyurucu, en kapsayıcı metin. Bunun nedeni yazarın elli yıllık bireysel deneyimi olmalı. Çünkü bizim kuşak elli yıl içinde, Batı’nın birkaç yüzyılda yaşadıklarını yaşamak şansını paylaştı , bunun kaoslu burgaçlarını geçmek ve bunalımlarını sırtlamak zorunda kaldı. Demokrasi tutkusunun “demirkırasi”ye, onun da “kırat”a dönüşmesine tanıklık ettik.
Kendi deneyimlerimi de katarak kitabın bu bölümünden sık sık yararlanacağım bundan böyle. Bu nedenle, değerli dostum Emre Kongar’a şimdiden teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
***
Ülkemizin İslamcıları, eski ve yeni liberalleri, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, daha geniş çerçevede Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokrasiyi neden getirmediğini sorarlar. Cumhuriyetçiler, bu soru karşısında, kendilerini de doyurmayan cevaplar vermeye çalışırlar. 1923’te kurulan Cumhuriyet’in demokrasinin temellerini döşemeye çalıştığını söylerler. Ki haklıdırlar. Demokrasi için gereken altyapı olmaz ise demokrasi kurulamaz. Türkiye’de olduğu gibi devrim marifetiyle yukardan getirilse bile dikişi tutmaz.
Aynı hamlığa 1960’ların turfanda solcuları da düşmüş, Cumhuriyet’i kuran ve toplumsal devrimlerini yapan kadronun Lenin’in ve Sovyetler Birliği’nin izinden giderek Türkiye’ye neden komünizm ya da sosyalizmi getirmediğini sormuşlardı. Sormakla kalmayıp Mustafa Kemal ve arkadaşlarını acımasızca eleştirmişlerdi.
Bu eleştiri yapanlar, Karl Marx’ı sözde okumuş insanlardı ve Marx’ın önerdiği toplumsal modelin gerçekten sanayileşmiş toplumları işaret ettiğini anlayamamışlardı. Tarih, bir saatin altmış dakika olduğunu bilmeyen köylü sınıfıyla sosyalizmin kurulamayacağını kanıtladı.
***
Emre Kongar, demokrasinin temelinde sermaye ve işçi sınıfının varlığı ve sanayileşmiş bir toplum yapısının bulunduğunu yazıyor. (S.45) “Demokrasinin uygulanabilmesi için toplumun belli bir üretim, eğitim ve refah düzeyine ulaşmış olması gerekir” diyor. Ki 1923-1945 yılları arasında Türkiye’de bu malzeme yoktu.
Emre Kongar, toplumun yapılarının dinselleşmesinin, tarikatların siyasal güç kazanmasının demokrasiyi yok edeceğini de yazıyor. AKP destekçileri bu kitabı mutlaka okumalı.