“DEMOKRATİK LAİKLİK” SAFSATASI

Laikliğin bilimsel tanımını nasıl yaparsak yapalım, bu tanıma şu son cümleyi eklemezsek tanım eksik kalır: “Laiklik, devleti, bireyi ve toplumu dinlerin (her dininin) saldırısına karşı eşit oranda korumak zorundadır.” Bu cümlenin başına en klasik tanımı koyalım: “Laiklik din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır.”
Güzel ! Ama birinci cümleyi bu cümlenin arkasına eklemezsek, laiklik iğdiş edilir.
Bu tanımı, türban dünyasına aktarırsak, karşımıza şöyle bir cümle çıkar : Türban, sahte dinin, sapkın İslâmın birey ve toplum üzerine yaptığı saldırının simgesidir. Laiklik bu saldırıya engel olmak, bireyi ve toplumu özgürleştirmek zorundadır.
***
Demek bir de “Demokratik laiklik” var imiş ?… Laiklik kuşkusuz ne bir din ne de ideolojidir.
Ama tarafsız tanım yapmak zorunda olan sözlüklerde, laiklik, “Kurumlara dinsel olmayan bir nitelik vermeyi amaçlayan öğreti” olarak tanımlanmaktadır. Yani okulların, adaletin ve öteki toplum ve devlet kurumlarının dinsel referanslardan arındırılmasını amaçlayan öğreti. Cumhuriyet devrimlerinin dayanağı olan öğreti.
Bu öğreti ya uygulanır ya da uygulanmaz ! Uygulamanın da demokratik’i, antidemokratik’i olmaz. Safsata ve mugalatadır ! Pasif (edilgen) laiklik yoktur, laiklik aktiftir (etkendir).
Laiklikte “kızoğlan kız ama altı aylık gebe” durumları olamaz. Saf-kurnaz tilkiler bu durumu “laik sofuluğu” olarak sunmak istiyorlar ki laikliğe sofuca bağlı olmadan laik devlet ve toplum varlığını sürdüremez.
***
“Demokratik laiklik” gibi zırvalarla yıllardır boğuşmaktayım. Adam Sanat dergisinin Ekim 2004 (Sayı:225) sayısında yayınlanan ve Sami Selçuk’un bir yazısını eleştirdiğim “Laik Laiklik” başlıklı yazımı şöyle bitiriyorum:
“Laiklik konusunda zihinleri bulandırmak için bireyin ve toplumun özgürlüğünden, inancını yaşama özgürlüğünden söz ederler. Laiklik’in amacı o özgürlüğün önünü açmak değil tam tersine öteki bireylerin inanç özgürlüğünü, toplumun esenliğini ve toplumsal barışın varoluşunu sağlamak için söz konusu özgürlüğün sınırlarını belirlemektir. Paris Siyasal Araştırmalar Enstitüsü’nden Prof. Dominique Colas da benim gibi düşünüyor, ‘Laik devlet yurttaşını din baskısından korumalı’ (Cumhuriyet, 22.10.04) diyor.”
***
Zaman gazetesini mekan seçen taşra üniversiteleri yardımcı doçentlerinin yazmayı sevdiği gibi, “Dünyada uygulanan tek tip laiklik yok !” Doğrudur, yok ! Ama devleti, birey ve toplumu dinlerin baskısına karşı korumayan laiklik de yok !
Anladığım kadarıyla bireyi, devleti ve toplumu dinlerin faşistçe baskısına karşı korumayan laikliğe demokratik laiklik diyorlar. Neden olmasın referansı din olan bir laiklik’i demokratik laiklik (!) olarak düşünüyorlardır.
Özdemir İnce, “Laik olmayan laiklik demokratik (!) laikliktir” diyor.
Tartışalım mı ? Buyurun tartışalım !