DENİZ FENERLERİ VE MÜSLÜMAN KARDEŞLER

AKP’nin “seçimle gelip seçimle giden” bir parti olmadığı giderek anlaşılıyor: Deniz Fenerleri’nin de içinde yer aldığı özel yasalı Gıda Bankaları, özel okullar, özel medya, özel bankalar, özel sermaye grupları, imam-hatiplere özel statü kazandırma inadı, Fethullah’ın yarattığı iktidar zinciri… bütün bunlar, seçimle geldikten sonra gitmeme hesaplarının ip uçları.
***
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Görüş’ün tornasından çıkmış kadronun 1970’li yıllarda modeli Müslüman Kardeşler örgütü idi. Hepsi Seyyid Kutub’un, Mevdudi’nin kitaplarını hatmederek kendilerini yeniden İslamlaştırmışlardı. Bu birinci aşama idi. İkinci aşamada laik toplum içinde kendi İslami cemaatlerini yaratacaklar, Seyyid Kutub’un dediği gibi “İslamın insanlığa önderlik alanındaki beklenen fonksiyonunu yenibaştan gerçekleştirmesi için, bu ümmetin varlığını yeniden sağlamak” (Yoldaki İşaretler, S.5) gerekmekteydi.
İslami diriliş hamlesi nasıl başlar ?
“Bu hamleyi başlatmaya kesinlikle karar vermiş, bu yola koyulmuş olanların, yeryüzünün her köşesine çöreklenmiş olan cahiliye akımına karşı göğüs gerecek ve bu yolculuk esnasında çevresini kuşatmış olan cahiliye güçlerine karşı bir yandan belirli bir münasebet halinde olmayı ihmal etmeyen bir öncü cemaat teşkil etmeleri gerekir.” (Yoldaki İşaretler, S.7).
***
Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu imam Hasan el-Benna da aynı hedefi işaret etmekteydi. Hasan el-Benna Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savunuyordu.Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı. Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi.Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı.Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır’ın çeşitli, yörelerinde kurduğu okullar, fabrikalar, hastaneler ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna’nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.
***
Milli Görüş ve Fethullah hareketlerinin Hasan el-Benna’ın yarattığı modeli örnek alıp uyguladıklarını anlamamak için ebleh olmak gerekir. İlkin, Laik toplum içinde köprü başı olacak bir İslami cemaat yaratmak, ikinci aşamada bu cemaati, zamanla, toplumun tamamını denetim altına alacak yetenek ve olanaklarla donatmak. Üçüncü aşamada tek parti olarak iktidarın üzerine oturmak.
Müslüman Kardeşler düzenini kurarken kendi soygun düzenini de kuran AKP’nin böyle bir fesadı gerçekleştirmesi mümkün mü ? Soygun düzeni kurarak Müslüman Kardeşler idealine katkıda bulunan AKP, bu düzenin kendisine sağladığı maddi olanakları dağıtarak, neden Müslüman Kardeşler’den daha etkili olmasın ?
Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi laiklik karşıtı odak olarak ilan etmesinden bu yana Başbakan’ın tanık olduğumuz halleri üçüncü evrenin başlamış olduğu kuşkusunu güçlendiriyor.