DEVRİM / KARŞI DEVRİM

Bazı kurnaz tilkiler “Demokrasiyi ‘karşı devrim’ diye görmenin demokratikleşmeyi zorlaştıracağı açıktır. Tarihimiz bunun örnekleriyle dolu” (Taha Akyol, Milliyet, 31 Ekim 2008) diye yazıyorlar. Kesinlikle gerçek dışı, gerçekleri saptırıcı bir iddia !
***
Türkiye’de sayıları milyonları aşan bir kesim, 14 Mayıs 1950 genel seçimiyle başlayan Demokrat Parti iktidarını bir “Karşı Devrim”in başlangıcı saymaktadır. Bu insanlar, Demokrat Parti’nin kimi uygulamalarının, günümüz Anayasasının 174. maddesi tarafından korunan Devrim Yasaları’na ters düştüğü kanısındadır.
Nelerdir bu Devrim Yasaları, göz çıkartmaz, bir kez daha yazalım :
1. 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu,
2. 25 Kasım 1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun:
3. 30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun,
4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110.uncu maddesi hükmü,
5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın (rakamların) Kabulü Hakkında Kanun.
6. 1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun,
7. 26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun,
8. 3 Aralık 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
***
Bu 8 devrim yasası yürürlükte mi ? Yürürlükte ! Üstelik Anayasa’nın 174. maddesi tarafından korunmakta : “Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.”
Benim kendi adıma “Karşı Devrim” saydığım eylemler, Anayasa’nın 174.maddesinin içinde sıralanan Devrim Yasaları’na karşı yapılan girişimlerdir. Bu açıdan bakınca Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP, Milli Görüş Partileri ve AKP ve benzerleri karşı devrimci partiler olarak tanımlanabilir.
***
14 Mayıs 1950’de seçim kazanan Demokrat Parti’nin yaptığı şeyin adı demokrasi değil : Demirkırasi !
Demokrat Partinin köylücü politikasına, çarpık da olsa sanayileşme çabalarına kimse karşı çıkmıyor. Ancak DP’nin 1950-1960 yılları arasındaki yönetiminin demokrasi ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur. Bu kaç kez kanıtlandı. İstenirse aynı şeyi gene yapılır.
Demokrat Parti Türkiye’ye gerçekten bir şey getirmiştir, ama onun adı Demokrasi değil ancak Demokratur olabilir. “Demokratur” yani dikta salçasıyla sulanmış bir sözde demokrasi ! (Yarın devam edeceğim.)