DİKTATÖRÜN ILIMLISI, ILIMSIZI

“Türkiye Büyük Millet Meclisi, üyeleri sadece tek parti mensubu oldukları halde, Hitler döneminin Alman Rayhstag’ı gibi, ya da Doğu Berlin’deki Volkskammer gibi, politik nüfuzu sıfır olan bir evet efendimciler topluluğu hiç değildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, pek çok değişik, evet hatta birbirine zıt akım ve menfaatlerin çarpıştığı, tek bir parti çerçevesi içinde enine boyuna tartışıldıktan sonra bunlar arasında denge ve uzlaşma sağlanan bir arenaydı. Bu niteliğiyle tek parti sistemi, Türkiye’deki işleyiş tarzıyla hiçbir şekilde peşinde maiyeti olan bir ‘Führer’ devletine benzemiyordu. Bu sistem, devletin üst kademelerinden emir verilmeyen, yön verilen bir tür parlamenter demokrasi niteliğindeydi.” (Ernst E.Hirsch, “Anılarım”, Tübitak, 9.basım. S.301)
***
Yukardaki parağrafta neler yaptım bir bakalım : Cumhuriyet devrimlerine, yeni toplumun kuruluşuna ve Karşı Devrim’in ilk yıllarına tanık olmuş bir bilim adamı olan Prof.Hirsch’in “Anılar” adlı kitabından bir alıntı yapıyorum, kitabı yayınlayan yayınevinin adını ve alıntının sayfasını veriyorum. Tarafsız gazetecilik, entelektüel saygınlık bunu gerektirir. Okura, denetleme hakkı vermek gerekir.
21.08.07 tarihli Vakit gazetesinin Arşiv sayfasında bir sürmanşet : “Kendini ‘İyi bir Atatürkçü ve Atatürksever’ olarak tanımlayan Sami Selçuk yazıyor : Atatürk ılımlı bir diktatördü.”
Gazete, Atatürk’ün bir diktatör olduğunu kanıtlamak için Sami Selçuk’un 20.08.07 tarihli Star gazetesinde yayınlanan yazısından alıntılar yapmış:
“Cumhuriyet yedi yaşındadır. Atatürk, Yalova’da A.F.Okyar’a şöyle der : ‘Bugünkü manzaramız, diktatörlüktür. (…) Ben Cumhuriyeti kişisel yararım için kurmadım. Hepimiz ölümlüyüz. Ölümümden sonra, arkamda kalacak kurum bir diktadır. Ben ise millete miras olarak, bir dikta kurumu, bırakmak, tarihe öyle geçmek istemiyorum.”
“Peki nasıl bir diktatördü Atatürk ? Duverger’nin vurguladığı üzere, ılımlı bir diktatördü. Ölçüsü belliydi : Devrimlerin gerektirdiği oranda yasal yaptırımlara başvurmak.”
***
Yargıtay Onursal Başkanı, Prof.Dr.Sami Selçuk’un benim okumadığım Star gazetesinde yazdığını böylece öğreniyorum. Yazıyı internetten okudum. Sami Selçuk bu alıntıları nereden yaptığının bilgisini vermiyor. Bir hukukcu öğretim üyesine yakışmayan bir bilimsel ihmal. Yalova görüşmesi A.F.Okyar’ın anılarında yer alır ama bu konuşmanın olduğunu onaylayacak bir tanık yoktur. Demek ki güvenilir bir kaynak değil.
Kitap adı ve sayfa verilmediği için Maurice Duverger’nin 40 yıl önce yayınlanan kitaplarına göz attım. Atatürk’ün “Ilımlı Diktatör” olduğunun yazdığı bir satır bulamadım. Ama Mustafa Kemal’in Leninci yöntemler kullanan bir devrimci olduğunu, devrimci Kemalist diktatörlüğün demokrasinin alt yapısını hazırlamayı amaçladığını yazıyor Duverger. (Maurice Duverger, “Diktatörlük Üstüne”, Dönem Yayınları, 1965. S.72-76)
***
Atatürk laikliğini “laikçilik” olarak tanımlayan Sami Selçuk bir Atatürksever imiş. Pööh !