DİMİTROVGRAD, BİR ÜTOPYA

Bu ayın başlarında, önce, Alman Goethe Enstitüsü’nün “Yollarda-Avrupa Edebiyatı Türkiye’ye Gidiyor / Türk Edebiyatı Avrupa’ya Gidiyor” programı çerçevesinde Sofya’da idim.
Daha sonra, 10 yılda bir verilen “Penyo Penev Uluslar arası Şiir Ödülü”nü almak için Dimitrovgrad’a gittim. Ödülü verdiler, bir de kentin hemşerisi yaptılar.
Bilirim: Anadolu Ajansı tarafından dağıtılsa bile, medyamız ve basınımız benimle ilgili iyi haberlere karşı çok pinti davranır. Alışkınım! Bu kez, Sofya Büyükelçiliği tarafından resmen haberli olmasına karşın Anadolu Ajansı bana karşı sansür ya da ambargo uyguladı.
“Penyo Penev Uluslar arası Şiir Ödülü” her ay değil, her yıl değil, sadece 10 yılda bir veriliyor. İlk ödülü 2000 yılında Gürcü/Rus şair ve yazar Bulat Okucava almıştı. İkincisi bana verildi. Üçüncüsü ile 2020 yılında verilecek.
İşin şiirsel, yazınsal yönünü (önemi falan) edebiyat dergilerine bırakıp Dimitrovgrad’ı anlatmalıyım:
***
Dimitrovgrad’ın doğum tarihi bellidir: 2 Eylül 1947. Bu tarihten önce Dimitrovgrad diye bir kent yoktu. Ama şimdi bütün görkemiyle var. Kentin inşasını başlatan ilk kazmanın vurulduğu yerde şimdi bir anıt var.
Dimitrovgrad sosyalist rejimin gerçekleştirdiği bir ütopyadır: Üç köyün yerine bir sanayi kenti kuruldu. Sanayi kimyasal üretim konusunda yoğunlaştı. Şu anda (üç kuruşa özelleştirilen) önemli bir gübre üretim merkezi. 50 bin nüfuslu olan kentin ve sanayinin kuruluşunda gençlik brigadları çalıştı, ter döktü. Ütopya gerçekleşti ve kente, sosyalist Bulgaristan’ın kurucusunun adına (Gyorgy Dimitrov) izafeten Dimitrovgrad denildi.
Penyo Penev (1930) 17 yaşından itibaren Dimitrovgrad’ın kuruluşuna bir brigat üyesi olarak katıldı. Alın teri döktü. Sonra Sofya’ya gidip gazeteciliğe başladı ve 29 yaşında intihar etti.
Geriye birkaç kitap, Vladimir adlı bir çocuk bıraktı.
Vladimir 19 Şubat 1956 tarihinde doğduğuna göre babası öldüğünde 3 yaşındaydı. Şimdi çok ünlü bir ressam. Bana annesinin çalıştığı bankayı, annesi ile babasının hergün buluştuğu köşe başını gösterdi. Çok duyarlı bir insan olduğu için babasının intiharının nedenini sormaya cesaret edemedim.
***
Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’ın yeni rejimine göre Penyo Penev, uğruna savaştığı sosyalist rejimin ikiyüzlülüğünü fark edince intihar etmiş. Modern Bulgaristan’ın kurucusunun Sofya’daki anıt-mezarını dinamitle yerle bir eden, Devrim Müzesi’ni talan eden, kurucunun bütün izlerini (ad, heykel, büst, anıt, vb.,) silen, Penyo Penev’i (başlangıçta) ders kitaplarından çıkartan bir rejime ne kadar güvenilebilir?
Bulgaristan’da sosyalizmin yıkılışı uzun bir CIA+Soros hikâyesi. Konuya ilerde döneceğim.
Bir başka dünya mümkündür!