DİN HAKKINDA

Vakit gazetesinin Arşiv sayfası geçenlerde arkadaşımız Yalçın Doğan’ın sürmanşet vitrinine çıkardı : “Aydın Doğan’ın Marksist eskisi yazarı, özel işletmelerdeki ibadet yerlerinden rahatsız oldu. Yalçın’ın mescit düşmanlığı !” (02.09.07)
***
Yalçın Doğan, Ankara’nın Tunalı Hilmi Caddesinde bulunan ve sahibine karşın, sahibi istemediği halde, üst katı mescit haline getirilen lokantadan söz ediyordu. Dinci baskısı karşısında Ankara lokantalarının giderek içkisizleşmeye başladığını haber veriyordu. Ve hepimiz gibi, Cuma namazlarında sokaklara, caddelere taşan “Gösteri Müslümanları”ndan şikayet ediyordu.
Ben de Yalçın Doğan’ın düşüncelerini paylaşıyorum. Çünkü laik bir ülkede herhangi bir dinin mensupları mabetleri dışındaki kamusal alanda tapınma gösterisi yaparak başkalarını baskı altında tutamaz, rahatsız edemez.
Daha önce de yazdığım gibi laik bir ülkede 999 müslüman 1 Hıristiyandan, 1 Museviden, 1 ateistten daha fazla değildir. Müslümanlar “Nüfusunun yüzde 99,99’u Müslüman olan Türkiye” önermesine dayanarak kamusal alanları ibadet yeri haline getiremezler. Devletin güvenlik kuvvetleri bu türden girişimleri kamu düzeni adına engellemek zorundadır.
Müslümanlar sokakta namaz kılarken, Budistler aynı sokaktan dümbelek çalarak geçerlerse ne olacak ? Beyoğlu’ndaki kiliselerden önde rahip ya da papaz, en önde haç, Katolik ve Ortodoksların söyle bir dolaştıklarını düşünelim. Ortaköy ve Kuledibi sinagoglarını da unutmayalım.
***
Dindarlar laik bir ülkede dinlerinin ve kendilerinin saygınlığını korumak istiyorlarsa ilkin kendilerinin dinlerine saygı göstermeleri gerekir. Ülkemiz Müslümanları ne yazık ki gerekeni yapmıyorlar ve kendilerinden başka herkesin özen göstermesini istiyorlar.
Dinlerin içeriği, dogmaları kendi sınırları içinde ve bağlamında kesinlikle tartışılmaz. Özellikle laik bir ülkede dinlerin bu sınır ve bağlam içinde kalmaları gerekir. Bu sınır ve bağlam aşılırsa din ve dinler tartışılır hale gelir. Bu nedenle dindarlar, dinciler bu sınırlara çok dikkat etmelidir. Din ve dinler tartışılır hale getirilirse, o zaman başka cephelerden de bu tartışmaya katılanlar olur. Bu da dinlerin yararına olmaz. Kesinlikle !
***
2 Eylül tarihli Vakit gazetesinden birinci sayfa manşeti : “Secde kanserden koruyor. Bilim adamları, yeni yaptıkları bir bilimsel araştırmada, Allah’a secde etmenin insanı kanserden koruduğunu ortaya çıkardı.”
Güya Mısırlı bir biyoloji profesörü beş vakit namaz kılanlar, yedi organlarının yerle temas etmesi nedeniyle enerji boşalttıkları için kansere karşı korunuyorlarmış. Çevreciler ne diyor bu işe ? Demek ki termik santrallerin küllerindeki radyasyonun kanser yapmıyormuş. Halep orda ise arşın burada. Dünya Sağlık Örgütü’ne bir sorulsun bakalım Müslümanlar ile Hıristiyanların kansere yakalanma oranları kaça kaç ?
Böyle Müslümanlar yüzünden Allah’ın da, Hz.Pemgamber’in de, İslam’ın da işi çok zor !