DİSK 42 YAŞINDA

1961 Anayasasında yazıyor olmasına karşın dönemin hükümetleri işçilere grev hakkı tanımaya yanaşmıyorlardı. Türkiye sendikacılık tarihinde 28 Ocak 1963 tarihinin çok önemli ve anlamlı bir yeri vardır : Kavel işçileri Anayasa’da ifade edilen grev hakkını ilk kez fiilen kullandılar. Yılbaşı ikramiyelerinin ödenmemesi, ücretlerinin azaltılmak istenmesi, işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapılması ve dört temsilcinin işten çıkarılması üzerine Kavel işçileri 28 Ocak’ta beş günlük oturma grevi başlattı.
Kavel işçileri grevinin DİSK’e giden yolda bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum. Sendika’nın örgütsel anlayışı bu grev ile “sosyal model” sendikadan siyasal (sınıfsal) çıkar ve haklar sendikacılığına evrilmeye başladı. Bu çok önemlidir ! Çünkü işçi sınıfı ya bir siyasal partiyi destekleyecek ya da kendi siyasal partisini kuracak, anlamına gelir. Kavel işçileri grevinin ilk ürünü DİSK’in kurulması oldu. Bugün Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 42 yaşına giriyor. Yani olgunluk yaşına… 12 Şubat 1967 günü TÜRK-İŞ içinde yer alan Türkiye Maden-İş, Lastik-İş, Basın-İş, Gıda-İş ve Türkiye Maden-İş (Zonguldak) sendikalarının ortak (kuruluş) genel kurulları İstanbul’da toplandı. 13 Şubat günü bu beş sendikanın delegelerinin ortak kararıyla Türkiye Devrimçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu, DİSK kuruldu.
***
DİSK 12 Mart ortamında ve sonrasında Anayasa ve demokrasiye aykırı yasaların iptali için uğraş verdi. İnsanca ve demokratik bir çalışma hayatını gerçekleştirecek bir düzen değişikliği anlayışına yöneldi. Grevleri yasaklayan, lokavtları serbest bırakan devlet politikasına karşı çıktı. 1973 genel seçimlerinde işçileri, köylüleri, esnafı, memurları ve tüm dar gelirli vatandaşları CHP’ye oy vermeye çağırdı. CHP yüzde 33.3 oy aldı, 185 milletvekili çıkardı.
12 Eylül askeri diktatoryası DİSK’i hedef alan baskıları, tutuklamaları, mahkemeleri, davaları, mallarına el koymaları ile konfederasyonu tarumar etti.
12 Eylül 1980 öncesinde DİSK’in 550 bin üyesi vardı. 12 eylül sonrası DİSK aklandıktan sonra Çalışma Bakanlığı’nın Ocak 1992’de yayınladığı rakamlara göre üye sayısı 81 bin 670 idi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 17 ocak 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğine göre üye sayısı 422 bin 785 kişi… Ama DİSK, Bakanlığın Avrupa Birliği’ne şirin görünmek için örgütlü işçi (!) sayısını abarttığı kanısında. Gerçek sayının 120-150 bin arasında olduğu düşünülüyor. Mevcut antidemokratik sendika yasalarından, örgütlenme özgürlüğünün olmamasından, noter şartı ve barajlardan dolayı, aktif
sendikalı ve gerçek üye sayısı eski düzeyine ulaşamıyor.
***
İşçi sınıfının sendikalar bünyesinde kendi sosyal ve siyasal haklarını savunup kullanamadığı ülkelerde demokrasinin yerleşip gelişmesi olanaksızdır. Ancak, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde sağcı ve dinci işçi sendikası yoktur ama bir hilkat garibesi olarak Türkiye’de vardır. Anadolu kobilerinde ve daha büyük işletmelerde işçiler sendikalara gireceğine tarikatlara girmektedir. Bir zamanlar işçi sınıfının sendikalaşmasının karşısında siyasal iktidarlar vardı, şimdi bir de dinsel tarikatlar var. Ancak her sorunu çözmek için daha fazla demokrasi isteyen “çok bilmişler”in bu acı gerçeği gördüklerini sanmıyorum. Ağalar ve beyler ! İşçisiz, emekçisiz demokrasi mutlaka faşizme dönüşür !