DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NDA MUCİZE !

Evet Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı mucize yaratıyor : Bir simyacı gibi imamları öğretmen haline getiriyor. İmamları mucize nefesiyle öğretmene dönüştürüyor.
Anlayacağımız Diyanet İşleri Başkanlığı hem simyacılık hem de hullecilik yapıyor !
***
Cumhuriyet gazetesindeki (07.09.09) bir habere göre, CHP Adana milletvekili Hulusi Güvel bütün bakanlıklara şöyle bir soru önergesi vermiş :
“2002-2009 yılları arasında ve yıllar itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda bulunan personelden bakanlığınızın merkez ve taşra teşkilatı ile bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşlara 657 sayılı Kanun’un 74.maddesi uyarınca nakil yaptıran personel sayısı kaçtır ?”
Bakanlıklardan gelen yanıtlarda, DİB personelinin ilk tercih ettiği bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı olduğu görülüyor. 2002-2009 yılları arasında 865 DİB personeli Milli Eğitim Bakanlığı’na naklen atanmış ve atananların 851 öğretmen olmuş.
Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan TRT Genel Müdürlüğü’ne (1), Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (3), RTÜK’e (2), Çevre ve Orman Bakanlığı’na (38), Kültür ve Turizm Bakanlığı’na (97), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na (3) ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na (7) personel naklen atanmış.
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonra 97 atama ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ikinci geliyor.
***
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 74.maddesine göre kurumların (yani Diyanet İşleri Başkanlığı ile öteki bakanlıkların) muvafakati (uygun görmesi) koşuluyla naklen atama yapılabiliyor. Yasaya uygun, öyle değil mi ? Öyle ! Peki Türkiye’nin üniversitelerinin Eğitim Fakültelerinden mezun binlerce öğretmen adayı işsiz gezerken Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı hangi temiz vicdan ile bu hulleyi yapıyor ? Bu atamalarda en küçük ahlak, en küçük etik kırıntısı var mı ? Yoooooookkk !
***
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Temel İlke ve Hedefleri şu cümle ile başlıyor : “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek (Anayasa md. 136), İslam Dini’nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek. (633 S.K. md.1).”
Bu okuduğumuz DIB’nın görünüşte temel ilke ve hedefleri. Onun gerçek ilke ve hedefleri Cumhuriyet’in laiklik ilkesini boş verip AKP iktidarının politikası doğrultusunda ve Siyasal İslamcılık’ın umdelerine sadık kalarak hulle atamalar yapılmasına yataklık ve aracılık etmek. Böylece milli eğitimin tepeden tırnağa İslamileştirilmesi operasyonunda suç ortaklığı yapmak.
Cumhuriyet’in savunmak için kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın böyle bir görevi var mı Sayın DİB Başkanı ? Tarikat ve cemaat egemenliklerinin sözünü bile etmiyorum.
İkinci sorum da şu : Kuruluş kanununuz ile Temel İlke ve Hedeflerinizde görevlerinizden birinin “İbadet Yerlerini Yönetmek” olduğu yazıyor ama size bağlı camilerin çoğunda imam ve müezzinler DIB’in ezan okunmasına dair genelgesine paçavra muamelesi yapıyor. Bu nasıl iştir Sayın Bardakoğlu ? Sizin başkanlığınızda Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Cumhuriyet’e ihanet ediyor Sayın Başkan!