DİYANETTE HULLE YÖNTEMİ

Maaşallah ve nazar değmez inşallah! Diyanet İşleri Başkanlığı tıpkı emme basma tulumba gibi çalışıyor. Bir yandan personel alıp, belli bir ideolojik programa göre, başka yerlere başarıyla dağıtım yapıyor. Ben de her yıl, okumakta olduğunuz türünden en az bir yazı yazmak zorunda kalıyorum.
Her yıl bir muhalefet milletvekili, bu genellikle CHP’li olur, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu devlet bakanına bir soru önergesi verir ve o yıl ya da belli bir süre içinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan kaç personelin (imamın) öteki devlet kurumlarına geçiş yaptığını sorar. İmam-hatip lisesi ve ilahiyat fakültesi mezunları bazı görevler için açılan sınavlara kural gereği giremedikleri için amaçlarına, emellerine Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden kavuşurlar. Belli sayıda bir birlik başka yerlere gider, onların yerine de kısa bir süre başka yere gitmek üzere başkaları gelir. Aslına bakarsanız gittikleri yerlerde kendilerine gereksinim yoktur. Oysa bu kadrolara atanma bekleyen uygun nitelikli binlerce genç insan vardır.
***
Cumhuriyet gazetesinin (11.01.11) yazdığına göre: Gene bir CHP milletvekili, Ali Rıza Ertümür (Denizli) aynı soruyu sormuş. Soruyu bakan adına Diyanet İşleri’nin yeni başkanı yanıtlamış. Buna göre 2009 yılında, açıktan alım yoluyla 1700 kadrolu, 110 sözleşmeli olmak üzere toplam 1.880 personel işe alınmış. Bu sayı, 2010 yılında 2.162’si kadrolu, 686’sı sözleşmeli olmak üzere 2.648 kişi. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev alan imamlar yerlerinde rahat durmuyorlar, gözleri hep dışarıda. 1 Ocak 2002 ile 24 kasım 2010 tarihleri arasında, başkanlık personelinden 14 bin 941’i başka kurumlara atanmak istemiş. Başkanlık 2 bin 947 personelin geçiş yapmasına izin vermiş. Bu bağlamda, sekiz yılda, Milli Eğitim Bakanlığı’na 1076 imam transfer olmuş. İzin verseler en azından 12 bin imam MEB’na geçerdi diyeceğim ama, bu kadarı da ayıp olur, göze batar diye çekinmiş olmalılar.
İkinci sıra 395 kişi ile İç İşleri Bakanlığı’nda. Sağlık Bakanlığı 340 kişi ile ikinci, 230 kişi ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı üçüncü. Sonra sırada belediyeler ve üniversiteler var.
***
Bunun anlamı ne? Larvalar koza dönemini Diyanet İşleri Başkanlığı’nda geçirip kelebek olup başka yerlere mi uçuyorlar?
Bu transferler başta milli eğitim olmak üzere devlet kurumlarını İslamileştirmeyi amaçlamaktadır. Polis teşkilatının Fethullah cemaatinin eline geçtiği yıllardır söylenip iddia ediliyor. Milli Eğitim’e her yıl imam akını oluyor. Bununla yetinilmiyor, İlahiyat Fakülteleri’nde okuyan öğrencilere bir abrakadabra ile pedagoji sertifikası veren programlar kotarılıyor. Tevhid-i Tedrisat iğdiş edilerek “Milli” eğitim “İslami” eğitime dönüştürülüyor.
Amaç laik cumhuriyeti yavaş yavaş çökertmek!
Oysa Cumhuriyet, imam-hatip okul ve liselerini, ilahiyat fakültelerini aydın ve çağdaş imamlar, din adamları yetiştirmek için kurmuştu. Büyük bir olasılıkla aydın, çağdaş ve bilimci rahipler düşünülerek örnek alınmıştı. Ama program ters tepti: Bizim imamlar vali, kaymakam, laik okullara öğretmen oldu, matematik, fizik, kimya, biyolojiyi ve beden eğitimini İslamileştirdi. İslam ülkelerinin neden gelişmediğini soranlara lütfen bu yazımı okutun!