DOĞRULARI KONUŞALIM

İSTEK Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yürütme Kurulu Başkanı Bedrettin Dalan da ÖSS’in kolaylaştırılmasını ya da kaldırılmasını istiyor. Kaldırılmasını istemesini anlamak mümkün de sınavın kolaylaştırılması kimin işine yarayacak ?
Üniversite öğrenimiyle doğrudan ilgili olan Bedrettin Dalan’ın bu konuda ilginç düşünceleri var: Bedava yüksek öğrenimin sosyal adalete aykırı olduğunu ileri sürüyor. (Vatan, 06.07.06) Böylece sosyal adaletin de postmodern bir tanımını yapmış oluyor:
“Türkiye’deki bütün üniversitelerin paralı yapılması. Üniversitenin eğitim ve olanaklarının arttırması açısından şarttır. Bedavaya yüksek öğrenim yapmak sosyal adalete aykırıdır. Devlet parasıyla okuyan bir insan kendi statüsünü yükseltir ancak toplumdan aldığını topluma ödeyemez.”
Bedrettin Dalan hiç kaygılanmasın, dünyanın her tarafında devlet okullarında bedava okuyanlar yüzyıllardır topluma olan borçlarını ödüyorlar. Bana inanmıyorsa, kendisini politikaya sokan Özal ailesine sorsun.
***
Bir mühendis okurumdan mesaj geldi. Soruna bir başka açıdan bakıyor:
“Üniversiteye giriş sınavlarını ister bir kez, ister yazılı, ister test yapın, ne değişir ? Ülke genelinde tüm okullardaki eğitim düzeyini aynı seviyeye getiremezseniz, gelir dağılımını adil bir düzeye çekmezseniz, hiçbir şey değişmez. Sonra da suçu YÖK’e, ÖSYM’ye yüklersiniz.”
“Kimi öğrenci velisi ekmeğe muhtaç, kimi öğrenci velisi yılda 10 milyar okula, bir o kadar da özel kurslara para veriyor. Sonra bu iki öğrenciyi aynı sınava sokuyorsunuz. Sınavı 50 kez tekrarlasanız sonuç değişir mi?”
“Herkesin diline pelesenk olmuş: ‘3 saatlik sınav hayatımızı belirliyor.’
Yılda 2 milyar dolar kazanan TELEKOM’u yılda 1,5 milyar taksitle ona buna peşkeş çek, öğretmenleri 500-600 YTL ile geçinmeye mahkum et, sonra da YÖK’ü eleştir.”
“NOT: Kamu kurumunda 32 yıllık yönetici durumunda mühendisim. 2006 temmuzunda 1.200 YTL olacak maaşım. Eğer göndermek istersem iki çocuğumun aylık çıplak kurs ücreti 700 YTL. Hadi yarışın ülkemin gençleri… Şu gerçeği görerek: Gelecek zenginlerindir. Hepinizin değil!”
***
YÖK’ün eski üyelerinden Prof.Dr.Mümin Köksoy ise soruna İmam-Hatip penceresinden bakıyor: “Sinsi bir şekilde getirilen bugünkü sınav sistemi ile Anadolu çocuklarının önleri kapatıldı. Zengin çocuklarının önü açıldı. Katsayı engeli düzeltilmeden Açık Lise ya da benzeri formüller çözüm getirmeyecektir.” (Vakit, 1 Temmuz 2006)
YÖK’e, ÖSYM’ye ve sınavlara karşı olanların çoğu İslamcı dünyanın insanları. İmam-Hatipliler için her şeyi kullanıyorlar: Merhameti, sosyal adaleti, toplumcu duyarlıkları. İmam-Hatiplilerin işi düze çıksa geri kalanlar umurlarında bile değil.
YÖK’ün Cumhurbaşkanlığı makamına sunduğu yüksek öğretim raporunu da İmam-Hatipler açısından değerlendirecekler.
Son sözümü söyleyeyim: YÖK ve ÖSYM yeniden düzenlenebilir. Ama, aslında YÖK ve ÖSYM sorunu temelde İslamcıların sorunu. YÖK ve ÖSYM İmam-Hatiplerin istila planına engel oluyor. Bu nedenle, İmam-Hatip okullarının alanı din hizmetiyle sınırlandırılmadan Türkiye’ye huzur yok!