DÜNYA (EMEKÇİ) KADINLAR GÜNÜ

Bursa’nın Ulu Cami’sinin bahçesinde dolaşan 63 yaşındaki bir kadının yanına yaklaşan iki genç erkek “Cennetten geliyoruz. Peygamberin torunlarıyız. Teyze, adak adamış, yerine getirmemişsin. Düzeltmeye geldik. Allah rızası için paranı ver” deyip 165 YTL’sini almışlar. Bununla yetinmeyip “Altın senin neyine” diyerek kadının kolundaki altın künyeyi de alan gençler, gözyaşlarına boğulan kadına bir de Kuran-ı Kerim hediye etmişler. Daha büyük günah işlememesi için olayı kimseye anlatmamasını da tembihlemişler. (Akşam, 01.03.08)
Meğer kadın Almanya’da yaşayan kızını görmek konusunda adak adamış ve adağını yerine getirmemişmiş… Gençlerin bir kadına yanaşıp “Teyze, bir adak adamış ama yerine getirmemişsin!” diyebilmesinin gerisinde “Kadınların adak adayıp yerine getirmedikleri” varsayımı bulunmakta…
***
“Selam teyze ben Hazreti Hasan!” diye kendisini selamlayan bir delikanlıya inanan kadın ile İslami inancı nedeniyle türbanlandığını ileri süren genç kız arasında hiçbir fark yok, benim gözümde ! Bunun neden ve gerekçelerini zahmete girip açıklamayacağım burada ! Aylardır yazdıklarım yeter de artar bile !
En zoruma giden, türban şaklabanlığını özgürlük adına yaptıkları iddiaları ! “Özgürlük” tekil yazıldığı zaman bile çoğuldur, kendisi de anlamı da çoğuldur. Türban konusunda “Özgürlük!” diye dayatacaksınız, hayatın ve dünyanın tamamında özgürlüğe engel olan, özgürlüğü yok eden ne varsa onun kölesi olacaksınız !… Ailenin, kocanın, babanın, ağabeyin, kurulu düzenin, adaletsizliğin, eşitsizliğin, düşmanlığın, otoritenin, dinin, kitabın, faşizmin kölesi!…
Sonra da, utanmadan, demokrasinin özgürlük savaşçısı olduğunuzu iddia edeceksiniz, iddia edecekler !… Psikiyatri kliniğinde tedavi olması gereken bazı çağdaş (!) kadınlar da güya, demokrasi ve özgürlük adına, bu fesada arka çıkacaklar. Cinnet manzaraları !..
***
8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” değil “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olduğu aklımdan çıkmış. Varlık dergisinin Mart sayısının “Kültür Gündemi” sayfalarındaki soruşturma gerçeği anımsattı. Özellikle de Oya Baydar’ın yanıt yazısı :
“1910 Uluslar arası Sosyalist Kadınlar Kopenhag Konferansı’nda Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edilen 8 Mart’ın anlamı ve içeriği, aradan geçen yüz yıla yakın zamanda neredeyse tümüyle değişti, günün içi boşaltıldı. Kapitalist sömürüye ve eşitsizliklere karşı tepki olan 8 Mart, şimdi kapitalizmin tüketim pompalamasının bir parçası oldu, 364 günü erkeklerin olan bir dünyada, yol-iz bilen işverenlerin kadın çalışanlarına kırmızı gül dağıtmayı ihmal etmedikleri, karısını döven erkeğin bile gülünü, çiçeğini unutmamaya çalıştığı, kadınlara resmi kutlama mesajları gönderilen bir güne, sevgililer günü gibi bir hoşluğa dönüştü.”
***
Köleliğin simgesi türbanı özgürlük ve demokrasi bayrağına dönüştüren akıl almaz sahteciliği düşündükçe, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden “Emekçi” sözcüğünün düşmüş olması şaşırtmıyor beni. Ama onmaz bir acı var içimde : Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü’nü kutladığımız kadınlarımızın bir kesiminin türban fesadının kurbanı, parçası ve aleti olmaları !…