EKÜMENİK Mİ ÖKÜMENİK Mİ?

Prof.Dr.Ahmet Mumcu!nun Türkler; Devlet ve Hukuk (Turhan Yayınevi) adlı kitabından iki alıntı yapacağım:

“Dünyada örgütlü bir cehaletten daha feci ve tehlikeli bir şey yoktur” (Johan W.Von Goethe)

“Cahillik kuvvettir” (George Orwel)

Benim de Cehaletin Rönesansı ve Egemenlik Cehaletindir adlı iki kitabım olduğunu belki biliyorsunuzdur.

Eski Ulaştırma Bakanı, Eski Başbakan, Eski TBMM Başkanı, R.T.Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adayı Binali Yıldırım her konuşmasında bir gaf yapıyor, fincancı dükkanını dağıtıyor. Suçun büyüğü elbette aday Yıldırım’ın danışmancılarında. Bay Binali Yıldırım, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yaş gününü kutlarken “Ekümenik Patrik” diye hitap etmiş. Binali Bey’in “Ökümenik Patrik”in ne anlama geldiğini bildiğini sanmıyorum. Danışmanları da bilmiyor. Ancak Binali Bey’i eleştiren medya erlerinin de konuyu bilmedikleri “ekümenik” demelerinden belli.

Hürriyet’te yazarken bu konuyu bizzat Patrik Bartholomeos’la konuştum ve tartıştım. Elbette uzlaşamadık ama o bana ABD Kongresi tarafından bastırılan “Ökümenik Patrik Madalyası” armağan etti. Patrik Bartholomeos hazretleri Bozcaada doğumludur, çok kültürlü, çok zarif, hümanist bir insandır. Kendisini sever ve sayarım ama ökümenik değildir.

Eski yazılardan üçünü bilgi ve ilginize sunuyorum.

Özdemir İnce

13 Haziran 2019

***

Siyah / Beyaz Yayınları

FENER RUM PATRİKHANESİ NEDEN ÖKÜMENİK DEĞİL

( Hürriyet4.12.2004)

Başbakanlık, kamu personeli için bir genelge yayınlayarak, Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik hakkında “Ökümenik” sıfatının kullanıldığı hiçbir toplantıya katılmamalarını istedi. Bunun çok açık anlamı şudur: Türkiye Cumhuriyeti devleti Fener Rum Patrikanesi’nin Ökümenik olduğunu  kabul etmiyor.

Peki nedir bu kabul edilmeyen ökümeniklik? Grekçe “Oikoumene” sözcüğünden gelen ökümenik (oecuménique) sözcüğünün üç anlamı vardır: 1.Evrensel; 2.Bütün kiliseleri içine alan; 3.Evrensel yargılama yetkisi.

Daha kolay anlaşılması için bir örnek vereceğim: Roma’da bulunan Papalık ökümenik bir makamdır ve Katolik Papa’nın ökümenik olduğu Türkiye tarafından da kabul edilmiştir.

Bir kilisenin ökümenik olmasının ilk koşulu, öteki kiliseler tarafından ve aynı mezhebin kiliseleri tarafından öyle kabul edilmesidir. Roma’daki Papa’nın bu sıfatı kabul ediliyor, ama İstanbul Patriği’nin bu sıfatı kullanması  kabul edilmiyor. Ancak, Fener Rum Patrikhanesi’nin  “Primus Inter Pares” (“Eşitler Arasında Birinci”) birinci sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamaktadır, ama bunun ökümeniklik ile hiçbir ilişkisi yoktur.

Hıristiyanlık tarihinde yedi Genel Konsil (Din Bilginleri Kurulu) toplantısı ve kararları çok önemlidir.   

-Birinci İznik Konsili:  325yılında toplanan bu Konsil, Kilise’yi yapılandırmıştır. Buna göre üç ökümenik kilise kabul  edilmiştir: Roma, İskenderiye ve Antakya… Bu üç kilise dışında hiçbir kilise ökümenik sıfatına sahip değildir.

-İkinci  Konsil (Konstantinopolis, 381): Kilise hiyerarşisi içindeRoma’nın önceliği kabul edildi. İkinci sıra İskenderiye’nin elinden alınıp başkent olduğu için Konstantinopolis’e verildi.

MS.395 yılında Roma’nın ikiye bölünmesi ve Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti olması dolayısıyla Konstantinopolis Piskoposluğu öne çıkartıldı. Örneğin,  451 yılında Kadıköy’de toplanan Dördüncü Konsil’dePapalık delegelerinin bulunmadığı altıncı oturumda Konstantinopolis’in ikinciliği onaylandı.

1054 yılında Ortodoks Kilisesi, Roma’dan tamamen ayrıldı. Ama Bizans döneminde Patrikhane’nin ökümenik sıfatı öteki kiliseler tarafından onaylanmadı..

-Osmanlı Devleti, Ortodoks uyruklarını Fener Rum Kilisesi’nin çatısı altında toplayıp “Millet” olarak kabul etti; Fatih Sultan Mehmet, Patrik’e vezir statüsü  ve “Millet Başı” unvanı verdi. Osmanlı, temel politikası gereği, Roma’ya karşı Patrikhane’yi desteklemiştir.

24. Piskopos zamanında İznik’te toplanan Konsil’in Konstantinopolis Piskoposluğu’nu Patriklik’e dönüştürüldüğü biliniyor. Ancak, bunun Ökümenlik’i kapsayıp kapsamadığını Katolik Roma’ya,  Atina ve Kudüs kiliselerinden başka Ökümenik Antakya Süryanî ve Ökümenik İskenderiye kiliselerine,  Habeş, Bulgar, Sırp, Rus, Ermeni ve Nasturî kiliselerine sormak gerekiyor. Büyük bir olasılıkla yanıtları dinsel açıdan olumsuz olacaktır.

Başka bir deyişle, aralarında ABD de olmak üzere herhangi bir dünyevî iktidarın İstanbul Patrikhanesi’ne “Ökümenik” sıfatı verme hakkı yoktur. İsteyen öteki kiliselere sorsun!…

***

Kaynak Yayınları

PATRİKHANE’NİN ÖKÜMENİK OLAMAYIŞININ KANLI TARIHÇESİ (Hürriyet, 2.12.2004)

Düne kadar Fener Patrikhanesi’ne lânet okuyan,  “Türk Ajanı” olarak suçladığı Patrik Bartolomeos’un Ortodoks dünyasının lideri olamayacağını ileri süren  Yunan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hristodulos, Patrikhanenin ökümenikliğiyle ilgili olarak, “Kendi kendime soruyorum komşularımızın aklı başında mı?” diye soruyor. Eleftrotopia gazetesine göre  Patrikhane’nin ökümenik unvanını  4. Konsil’in 28.maddesine dayanıyor.

Ancak, çok yalan olmasa bile, 28. kanon yürürlükte değil. Biz işin doğru tarihçesini yazalım:

1) Bilindiği gibi MS.325 yılında yapılan 1.İznik Ökümenik Konsili’nde üç apostolik (havariler tarafından kurulmuş) kilisenin (Roma, İskenderiye, Antakya) ökümenik olduğu kabul edilmişti. Konstantinopolis kilisesi böyle bir nitelikten yoksun olduğu için Iraklia (Hereclea, Ereğli)  Metropolitliği’ne bağlı sıradan bir Episkoposluk olarak kaldı.

2)  Bunu göz önünde tutan İmparator, II.Konstantinopolis Konsili’ni (381) topladı. İmparator’un önergesi üzerine Konstantinopolis Piskoposluğu’na Patriklik statüsü verildi. Antakya ve İskenderiye patrikleri, bu kumpasa karşı çıkmadıkları için, kendi kiliseleri ve halk tarafından  hain ilan edildiler. Roma da bu bölgesel konsilin verdiği kararı kabul edip onaylamadı.

3) 431’de toplanan Efes Ökümenik Konsili’nde üç ökümenik patrikliğin (Roma, İskenderiye, Antakya) hak ve yetkileri bir kez daha onaylandı; Konstantinopolis patriği afaroz edildi.

4) Kadıköy (Halkidona) Ökümenik Konsili (451):  İmparatorlukta dinsel güce mutlaka sahip olmak isteyen İmparator Marcian konsile başkanlık etti.  Yeni Roma (Konstantinopolis)’ya Eski Roma’nın ayrıcalıklarını vermek ve ikisini aynı hizaya getirmek için ünlü 28.kanonu Konsil’e sundu.  Kanonun üslubu son derece kapalıdır ve “Ökümenik” sözcüğüne yer verilmemiştir. Bu kanon Konsil’e zorla kabul ettirildi. Böylece Konstantinopolis Patrikliği, metinde açıkca belirtilmese de dolaylı yollardan ökümenik sıfatını almış oluyordu. Ancak Roma delegeleri bütün tehditlere karşın kararı onaylamadılar.

Kararı kuşkusuz Papa Leo da kabul etmedi ve İmparator Marcian’a 22 Mayıs 452 tarihli bir mektup yazarak, “Konsil’de kabul edilen 28.maddenin başta İznik Konsili’nin 6.maddesi  ve Konstatinopolis Konsili’nin 3.maddesi ile ters düştüğünü; binaenaleyh atalarının kanunlarının, Ruhü’l Kudüs’ün statüsünün ve eski zaman geleneklerinin çiğnendiğini ve Kitab-ı Mukaddes ile ters düşürüldüğünü, bu maddeyi kesinlikle kabul etmeyeceği”ni bildirdi. (Doç.Dr.Mehmet Çelik, “Türkiye’nin Fener Patrikhanesi Meselesi, Akademi Kitabevi, İzmir, S.66)

5) Patrikhane’nin Aziz Andreas tarafından kurulduğu  iddiası düzmece bir rüyaya dayandırılan yalandır. Zira Konstantinapolis kilisesi Aziz Andreas’ın ölümünden çok sonra kurulmuştur.

6) İmparatorun kilisenin statüsüne müdahaleleri,  Fener Patrikhanesi’nin ökümenik statü elde etme hırsı  imparatorluğun bütünlüğünü tehlikeye attı. Fener Patrikhanesi’nin dünyevî iktidar tutkusu Anadolu, Suriye, Filistin ve Mısır’da 100 binlerce Hıristiyanın ölümüne yol açtı.

7) 475 yılında tahta geçen İmparator Basilikos İmparatorluğun parçalanmasına ve daha fazla kan dökülmesine engel olmak için 476 yılında Konstantinapolis Konsili’ni topladı. Bu Konsil, aralarında ünlü 28.kanon da olmak üzere Kadıköy Konsili’nin aldığı bütün kararları gayrı meşru ilan etti. Ve bu kararları lânetledi. Fener Patrikhanesi’nin sözde ökümenikliğini iptal eden kararı perçinlemek  için Patrik aforoz edilerek kiliseden uzaklaştırıldı.

Bu kararın Fener Patrikhanesi ile ilgili olarak Hıristiyan âlemine mesajı şu idi: “Sen bırak ökümenik statüye sahip olmayı, biz seni patrikhane olarak dahi kabul etmiyoruz. Sen olsa olsa, Kutsal Kilise Kanunları gereğince, Efes’e bağlı sıradan bir Episkoposluksun!” (Doç.Dr.Mehmet Çelik, S.77)

8. 508 yılında Konstantinapolis’te toplanan Konsil, Patrikhane’nin ökümeniklik iddialarına bahane olan Kadıköy Konsili’ni  (451) bir kez daha lânetledi. İmparator bu sorunu  kesin bir çözüme kavuşturmak için, Kadıköy Konsili’nin özgün tutanaklarını getirtti. Üç yıl süren inceleme ve tartışmalardan sonra  Kadıköy Konsili’nde alınan kararlar yaktırıldı. Böylece, Patrikhane’nin  ökümenikliğinin sözde kanıtı olan  28.Kanon da yok oldu!…

Fener Rum Patrikhanesi’nin ökümenik olamamasının kanlı öyküsü burada sona ermektedir. Bu konuyu daha iyi kavramak isteyenlere Doç.Dr.Mehmet Çelik’in “Türkiye’nin Fener Patrikhanesi Meselesi” adlı kitabını tavsiye ederim. Bu kitaptan ben çok yararlandım. Dr.Çelik’e teşekkür ederim.

Ayrıca, çok merak ediyorum, Patrikhane’nin, aktardığım öyküye karşı bir öyküsü var mı acaba? Bu kanlı öykü “N’olur canım, olursa oluversin!” diyenlere ithaf olunur!

Kaynak Yayınları

***

ÖKÜMENİK(LİK) NEDİR. NE DEĞİLDİR ? (Hürriyet, 3 Ocak 2009)

Cengiz Çandar geçen ay gene  öfkelenmiş, birilerine acımasızca ağzının payını veriyordu :

“Dışişleri Bakanlığı’nın basına yansıdığı kadarıyla ‘Azınlıklar Raporu”nun bazı gülünç değerlendirmeleri dikkatimi çekti. “Türkiye’de 270’in üzerinde gayrımüslim ibadethanesinin bulunduğu, bunlardan 108’inin Rum Ortodoks azınlığa ait olduğu’ kaydedilmiş ve ‘Patrikhane’ye Ekumeniklik verilmesinin söz konusu olamayacağı’ vurgulanarak Patrik Bartholomeos’un yabancı ülkelere yaptığı ziyaretlerde ‘ekumenik’ sıfatının kullanılmasına müdahale edilmediği” belirtilmiş.

Gülünç. Çünkü: Ekumenik sıfatı, Ortodoks Hristiyanlık ile ilgili. Ta 451 yılında Halkedon Konsülü adıyla bugünkü Kadıköy’de toplanan “Hristiyan Din Adamları Zirvesi”nin kararı uyarınca Konstantinopolis (yani bugünkü İstanbul) Kilisesi’nin konumu “Ekumenik” olarak belirlenmiş. Patrikhane’ye Ekumenik sıfatı verip vermemek, Türk Dışişleri Bakanlığı’nın yetkisinde olmadığı gibi, işi de değil. Fener Patrikhanesi’nin bu sıfatının yaklaşık 1500 yıllık mazisi var. Dolayısıyla, Patrik Bartholomeus’un yurt dışı ziyaretlerinde “Ekumenik” sıfatının kullanılmamasına müdahale edilmemesi de, Dışişleri’nin gösterdiği bir lütuf olamaz.” (Radikal, 14.12.2008)

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Cengiz Çandar’a cevap verir mi vermez mi, verirse nasıl bir cevap verir, bunu ben bilemem. Ancak, İstanbul Rum Patrikhanesi’nin ökümenik (“ekümenik” demek yanlıştır) olmadığını savunan ben, politik olmayan “Kilise” görüşünü yazacağım. Ancak bu görüşe Fener Rum Patrikhanesi’nin katılmaması çok doğal.

Bu konuda şimdiye kadar epeyce yazı yazdım. Yeterli olacaklarını düşündüğüm için sadece ikisinin adını vereceğim : “Fener Rum Patrikhanesi Neden Ökümenik Değil” (04.12.04); “Patrikhanenin Ökümenik Olamayışının Kanlı Tarihçesi” (12.12.04). Bu iki yazı ve öteki yazılar birçok site tarafından yayınlandığı için internette de bulabilirsiniz.

Grekçe (Helence) “oikoumene” sözcüğünden gelen ökümenik’in üç anlamı vardır : Evrensel; Bütün kiliseleri içine alan; Evrensel yargılama yetkisi.

Cengiz Çandar’ın da dediği gibi bazı kiliselere ökümeniklik sıfatı MS.451 yılında  Kadıköy Konsili’nde verilmiştir, ancak bu kiliseler arasında  İstanbul Patrikhanesi’nin adı bulunmamaktadır. Kadıköy Konsulü’nde üç kilisenin ökümenik olduğu kabul edildi : Roma, İskenderiye, Antakya. Bu üç kilise İsa’nın üç havarisi tarafından kurulduğu için ökümeniktir. Demek ki ökümenik olmak için ilk koşul bir havari (apostol) tarafından kurulmuş olmak. Havariler tarafından kurulan kiliseye “Apostolik Kilise” de denir.

Fener Patrikhanesi, Aziz Andreas’ın isim günü olan 30 Kasım’ı kuruluş günü olarak kutlamaktadır ama bu sonradan icat edilmiş bir şey.

Daha sonra Batı Roma’nın zayıflaması, Doğu Roma’nın (Bizans’ın) güçlenmesi nedeniyle İstanbul Patrikhanesi ökümenik sıfatına el koyup kullanmaya başlamış ise de bu durum Roma (Papalık) tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiştir. Bu red Roma’yla sınırlı değil. Kudüs gibi geleneksel, Atina ve Moskova gibi bölgesel kiliseler tarafından da kabul edilmemektedir. İstanbul’un ökümenikliği Kilise tarafından kabul edilmezken, ABD Senatosu bir madalyon bastırıp üzerine ökümenik  sıfatını yazmıştır.  Evrensel kiliselerin kabul etmediği ökümenik sıfatını Türkiye Cumhuriyeti neden kabul etsin ?