ERDOĞANLAR DAYANIŞMASI

Kuala Lumpur’da yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantısında, Lübnan savaşıyla ilgili konuşma yaparken “Esas çözüm siyonist rejimin yok edilmesi” (Asıl çare İsrail’in ortadan kaldırılması” diyen İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın görüşüne herhangi bir tepki göstermeyen Başbakan Erdoğan, dönüş yolunda uçakta Türk gazetecilerle konuşuyor.
***
Ve Başbakan Erdoğan uçakta medyaya hal ve gidiş notu verirken “Geçen yıl aydın hareketi olmuştu, bana gelmişlerdi, ben de Diyarbakır’a gitmiştim. Yılmaz Erdoğan’ın mektubu da çok iyi oldu. Keşke böyle girişimler olsa, medya olarak destek verseniz” diyor. (Hürriyet, Enis Berberoğlu, 5 Ağustos 2006)
***
Başbakan, Yılmaz Erdoğan’ın kitch üslubunu ve kitch duygularını beğenmiş olabilir. Zevkler ve renkler tartışılmaz derler ya siz kulak asmayın bu söze, zevkler de renkler de tartışılır.Bu tartışma da estetik denen güzellik felsefesinin değerlendirme ölçülerine göre yapılır.
Yılmaz Erdoğan’ın “Yalvarıyorum” mektubu, metin olarak, edebi ve estetik değer ve güzelliği olmayan rüküşlükler salatasıydı.
Başbakan Erdoğan, Yılmaz Erdoğan’ın kaleme aldığı rüküş mektubu beğenmiş ve “Keşke böyle girişimler olsa” diye hayıflanıyor.
Böyle bir metni beğendiğine göre Başbakan’ın ciddi bir edebi zevki olduğundan söz edilemez.
Ancak Başbakan, Yılmaz Erdoğan’ın yalnızca üslübunu, yansılttığı duyguları değil ama aynı zamanda mektubun içerdiği düşünsel mesajı da beğeniyor.
***
Yılmaz Erdoğan’ın Başbakan Erdoğan tarafından onaylanan düşüncelerini anımsayalım:
-“Sebebini unuttum kavganın ve umurumda da değil siyasi tartışmalar. Bir tek şey için dua ediyorum her gece, her gündüz : Kimse genç ölmesin dağlarımızda” diyor.
-Kavganın nedeni ayrılıkçı terörist PKK’nın 22 yıl önce Cumhuriyet’in bütünlüğüne yaptığı silahlı saldırı değil mi ? Bu gerçeği unutmak ülkeye ve halka saygısızlık değil mi ?
“Kimse genç ölmesin dağlarımızda” cümlesi askeri ve güvenlik güçlerini değil PKK’yı kapsamaktadır. Edebi olduğu iddia edilen bu metinde kullanılan “dağ” sözcüğü, tıpkı “dağdakiler”, “dağdan inmesi gerekenler” gibi PKK’yı işaret etmektedir.
-“Silahlar susmadan sebebi konuşmaya imkan da yok lüzum da” diyor.
Yılmaz Erdoğan, PKK ile birlikte TSK ve güvenlik güçlerinin aynı anda silah bırakmalarını istiyor. Nerede görülmüş bir ülkenin meşru güçleriyle gayrı meşru çetenin aynı anda ve eşit koşullarda silah bıraktığı. Terörizmin nedenini konuşmanın imkanı da lüzumu da var.
***
Yılmaz Erdoğan, PKK terörizmini feodal kan davası düzeyine indirgiyor. Bir yanda TC aşireti, bir yanda PKK aşireti !… Kaymakam Yılmaz Erdoğan bir açık hava şöleni düzenleyip tarafları barıştırsa, el öptürse bari !
Başbakan Erdoğan’ın bu dört başı bayındır ilkelliği onaylaması şaşırtmaz beni, ancak kimi şair ve yazarların bu ilkel metnin tuzaklarını görememesi beni çok üzdü.
Elbette ne Mehmetçikler şehit olsun ne de PKK militanları ölsün ! Elbette analar yavruları için gözyaşı dökmesin. Bunu isleyenler açık-seçik ve harbi konuşur.
Yapılacak çağrının PKK’dan başka muhatabı yoktur. Muhatabı ikiye çıkarmak PKK amigoluğu yapmaktan başka bir şey değil. Adaşlar da dayanışma halinde bunu yapıyor !