ERMENİ ŞANTAJININ BİR BAŞKA YÜZÜ

Uzun zamandır düşünüp de bir türlü yazamadığım bir düşüncemi yazmak istiyorum:1915 Ermeni olaylarının okullarımızda ayrıntılı olarak okutulmamasının (olumsuz anlamda) kasıtlı olduğunu ileri sürerler. Bunu kedinin pisliğini örtmesine benzetirler. 1915 olayları, bu nedenle, tarihimizle yüzleşelim sofrasının baş mezesi olmuştur.
Cumhuriyet, hesabına kesilecek faturadan korktuğu için bu olayları irdelememe yolunu seçmiştir varsayımına karşı başka varsayımlar da var: Cumhuriyet, geleceği düşmanlık üzerine kurmama ilkesini benimsemiştir. 1923 yılında kurulan Cumhuriyet, 1925 yılında, Hatay dışında bütün sınırlar sorunlarını çözümlemiş, eski düşmanlarıyla barışma, barışık olma yolunu seçmiştir.
***
Ermeni fesadının sarsılmaz tarihsel gerçeklere dayanmadığı, hukuk açısından da güçsüz olduğu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.
Ermeni devleti ve diyaspora Ermenileri 1915 olaylarının karma tarihçiler tarafından incelenmesini istemiyorlar. 1915 olaylarına tarafsız yaklaşan tarihçilerin görüşlerini incelemeye değer bulmuyorlar.
Müzakere konusunda ise, “Türkler önce soykırımı kabul etsin, o zaman görüşme masasına oturabiliriz” diyorlar.
***
Ellerinde uluslararası mahkeme olanağı bulunduğu halde örneğin Lahey Yüksek Adalet Divanı’na gitmeyi akıl etmedikleri gibi, Türkiye’nin ve Türk görüşünü savunanların Lahey önerilerinden bucak bucak kaçıyorlar.
Ama bütün dünya parlamentolarının soykırımı kabul etmeleri için aralarında şantaj da olmak üzere ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
***
Bu konuları Luxembourg, Belçika ve Fransa’da birçok politikacı ile görüştüm. Ermeni fesadı şerriden korktuğum için politikacıların adlarına vermeyeceğim. Çünkü Ermeni fesatçıları bir mafya gibi, bir gangster gibi çalışmakta.
Ortak görüş şu: Ermeni fesadı, davasını bilim ve hukuk alanlarında kazanamayacağını biliyor artık. Önümüzdeki günlerde bilim ve hukuk bağlamında daha da zayıf düşeceklerini bilmekteler. Bu nedenle siyasal baskı ve şantaj yöntemini tercih ediyorlar, çünkü bilgisiz parlamentoların karar almak için ne bilimsel ne de hukuksal gerçek ve doğrulara gereksinimi var. Bu nedenle parlamentoları kışkırtıyorlar.
***
Ama Ermeni fesadını asıl korkutan Avrupa ve ABD’de “Türk varlığı”nın giderek güçlenmesi. Özellikle Avrupa’da Türkler ve Türk kökenliler politikada başarılı olmaya başladılar. Türk milletvekilleri, meclis üyeleri, yerel meclis üyeleri sayı olarak giderek çoğalmakta. Bir bakan bile var artık.
Türk kökenliler devlet memuru olarak bürokrasilerde yer almaya ve giderek yükselmeye başlıyorlar. Pek yakında güçlü bir aydın, sanatçı, teknik adam, akademisyen sınıfı, Türklerin yaşadıkları her ülkede ortaya çıkmaya başlayacak. Çıkmaya başladı bile.
Ermeni fesadının en büyük amacı, oluşacak Türk lobilerini yasalarla kuşatmak, elini ayağını bağlamak. Ermeni şantajının yeni yüzü bu ! Bunu son yolculuğumda iyice öğrendim!