EŞEĞİ BOYAMAK !

Avrupa toplumlarında burjuva sınıfının ve kapitalizmin gelişmesini protestan mezhebine, özellikle de kalvenciliğe bağlamak din propagandası yapmaktan başka bir şey değildir. Max Weber’in iddialarına karşın, burjuva sınıfının ortaya çıkışı ve kapitalizmin gelişmesi maddenin diyalektiğiyle ilgilidir. Uhrevi değil dünyevi bir olgu söz konusudur.
Max Weber ve tilmizleri dünya Yahudilerinin zenginleşip burjuvalaşmasını hangi protestanlıkla açıklayacaktır, Protestan Yahudilik (!) ile mi?
***
Peki Avrupa İstikrar Girişimi’nin uzmanları araştırmalarına hangi akıl ve cesaretle “İslami Kalvinistler. Orta Anadolu’da Değişim ve Muhafazakarlık” adını vermektedirler? Kayserililer parayı yeni mi keşfettiler?
Kuşkusuz hayır! Kayserililerle ilgili eşek boyayıp satmak hikayeleri boşuna çıkmamıştır. Kayserililerin ticaret yetenekleri deyimlerimize, atasözlerimize girmiştir.
Çevrenizde, yerleşim yerinizde bir araştırma yapın, Kayseri göçmeni bir zengini mutlaka bulacaksınız. Adana’dan, başta Sabancılar olmak üzere birkaç zengin Kayserili çıkmıştır. Mersin’dekiler o kadar zengin olamasalar bile hal ve vakitleri iyidir. Mersin’e kuruluşundan itibaren göçmüş olan Kayserililer ticari yetenekleriyle, tutumluluklarıyla ve tutuculuklarıyla bilinirler. Örneğin bütün dinlerin aynı mezarlıkta gömülmesine 1930’larda Kayseri göçmenleri karşı çıkmıştır.
***
Ben bir başka varsayımdan yola çıkacağım: Kayseri (Caesareia) bir Roma kentidir. Türklerin Anadolu’ya gelmesinden önce bir pagan, sonra da bir Hıristiyan kentidir. Marco Polo (1254-1324) gezi kitabında “Turcomanie” eyaletinden söz ederken, burada üç soydan insanların yaşadığını söyler (Livre de Marco Polo, Livre de Poche, S.84). “İlkin Muhammed’e tapan Turcoman’lar. Basit insanlardır bunlar, kendi dilleri vardır. Hayvancılık yaptıkları için iyi otlakların bulunduğu dağlarda ve yaylalarda otururlar. Turquan adı verilen çok iyi atlar yetişir bu bölgede. Bölgenin öteki sakinleri Ermeniler ve Rumlardır ki karışık olarak kentlerde ve kasabalarda yaşarlar. Ticaret ve sanayi ile geçinirler: Dünyanın en zarif, en güzel halılarını dokurlar. Ayrıca bol miktarda çok çeşitli, çok değişik ve güzel ipek kumaş ve başka şeyler de üretirler. Belli başlı yerleşim yerleri Konya (Conie), Sivas (Savast), Kayseri (Caserie)’dir.”
***
Bilindiği gibi Anadolu Türkleşirken, Ermeni ve Rum gibi kentli, meslek sahibi Hıristiyan yerliler Müslüman olmuşlar ve Sünni mezhebini seçmişlerdir. Bir yandan yeni Müslüman muktedi tüccar ve sanayi erbabı, bir yandan bunlardan etkilenen yeni Türk sakinler pagan ve Hıristiyan Kayseri’nin toplumsal gelenekleri olan ticaret ve sanayii sürdürmüşlerdir. Uzun sözün kısası, “Kayserili Tipi” en azından iki bin yıllı aşkın bir geleneğe dayanmaktadır.
***
Peki Kayserililerin kalvenistliği nereden çıkıyor? Avrupa İstikrar Girişimi’nin Kayseri sanayicilerin geleneksel başarılarını Naşibendilere ve Nurculara yamama, mal etme hokkabazlığından çıkıyor. (Devam edecek.)