FRANSA

Kanada Başbakanı Stephen Harper, Ermeni olaylarını “soykırım” olarak niteliyor… Fransa’da bazı milletvekilleri soykırım inkarının suç sayılmasını öngören yasa tasarısı hazırlıyor.
Soykırım saplantısından kurtulamayan, soykırımı politik yem olarak kullanan ABD ve Fransa’ya elbette müthiş kızıyorum. Fransa’ya yakışmadığını düşündüğüm bu bezirganca tavır kuşkusuz kalbimi kırıyor.
Ama haklarını da yemeyelim: Bu bezirganlığa, bu üç kağıtçılığa karşı çıkanlar da eksik değil bu iki ülkede. Ancak bu yasa tasarısıyla birtakım insanlar iyice pervasızlaşıyorlar.
***
Bu tasarı yasalaşırsa Fransa kendi özgürlük tarihi ile çelişecek ve sömürgecilik siyasetinin yüz karasını Ermeni yasası ile sileyim derken iyice yüzüne sıvayacak.
Aklı başında Fransız dostlarım Yahudi Shoah’ı (soykırımı) ile Ermeni kıyımını karşılaştırmanın deli saçması olduğunu söylüyorlar. Ama bunlar Fransız aydın sınıfı içinde çok sayıda değil. Hatta bu konu açılınca yüzleri geriliyor. Çünkü “Soykırım” öylesine bilinç altlarına sızmış ki çoğunun bundan kurtulmaya gücü yetmiyor.
***
Çünkü nüfusu 400 bini bulan Ermeni topluluğu, Fransa’ya tamamen entegre olmuş, tamamı Fransa vatandaşı. Fransa, Ermenilerin “Fransızlığı”ndan emin. Bu çok önemli. Ermeni topluluğu gündelik hayatın her alanında ve bütün mesleklerde çok etkin, önemli bir yere sahip: Ekonomide, medyada, politikada, edebiyatta ve bütün sanat dallarında, sinemada, tiyatroda, müzikte, sporda. Sağlam bir orta sınıf tabanına sahip.
Bu nedenle, her hangi bir olay ve durumda, sade Fransız’ın, bir Ermeni-Fransız’ın, bir Fransız-Ermeni’nin yanında yer alması çok doğal.
Ayrıca, Le Monde, La Liberation, Le Nouvel Observateur gibi etkili yayın organlarında karşı görüşlü yazı yayınlamak, yayınlatmak hemen hemen olanaksız.
Orhan Pamuk’un, Murat Belge’nin, Halil Berktay’ın, Baskın Oran’ın görüşlerine iştahla yer veren Le Monde geçen yıl gönderdiğim bir yazıyı okur sayfasında bile yayınlamadı. Üstelik arkadaşım olan bir Le Monde yazarı aracılığıyla vermiştim ve Fransa’nın 1919-1921 yılları arasında Çukurova’da Ermenilerle birlikte çevirdiği dolapları anlatıyordum.
Bu dolaplar Fransa tarihinin en kirli sayfalarında biridir, ama hiç kimse öğrenmek istemiyor, merak bile etmiyor.
***
Bereket versin Elizabeth Badinter gibi “Türk ya da Ermeni tarihçiler Türkiye’de ya da başka bir yerde soykırım varsa onu araştırsınlar. Ama bu konuda görüş bildirmek Fransız meclisinin işi değildir. Üstelik tarihi bir konuda konuşmanın sınırlarının yasayla belirlenmesi ve bunun cezai yaptırıma tabi tutulması asla kabul edilemez” diyen tarihçiler var. Var ama, Elizabeth Badinter’in gücü, eşi, etkin politikacı, hukukçu, yazar Robert Badinter’i bile inandırmaya yeter mi, bilemem.
***
Böyle bir ortamda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de iş gören büyük şirketlerin temsilcilerini makamına çağırmış “Türkiye’nin tezini destekleyin, yoksa karışmam haa!” yollu kulak çekip gözdağı veriyor. Bunun etkili olacağını sanmıyorum. O zaman Fransa da Avrupa Birliği taşını ileri sürecek. Nitekim birkaç gün önce Büyükelçileri konuştu.
Türkiye başka bir yöntem bulmalı. Ama “Tüccar ve tarikatcı hükümet” ile işimiz çok zor!