GAYRI MİLLİ EĞİTİM BAKANI

Yazımın başlığını açıklayayım: Prof.Dr.Hüseyin Çelik, “Gayrı Milli Eğitim Bakanı” olarak işini çok iyi yapıyor hatta işini kendi elleriyle sabote ediyor, işine bilinçli olarak fesat karıştırıyor. Aslında bir “Din Eğitimi” bakanı olarak çok başarılı.
1923’ten bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına Hüseyin Çelik kadar içinden pazarlıklı, Cumhuriyet’e karşı fesatçı, onun kadar ideolojik komitacı bir bakan gelmedi. Gelmiş geçmiş en kötü bakandan daha kötü. Ülkeyi İmam-Hatiplerle donatanlardan bile kötü. Çünkü onların önünde ve karşısında bir Danıştay, bir Yargıtay, bir Anayasa Mahkemesi engeli, ciddi kamuoyu muhalefeti yoktu. İmam-Hatiplerin foyası henüz ortaya çıkmamıştı.
***
Bir Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı’nın, kendisini bağlayan Anayasa’dan sonra ezbere bilmesi ve bağlayıcı bir saygı duyması gereken bir yasalar toplamı vardır: Türkiye Cumhuriyeti Devrim Yasaları. Çünkü yol gösterici bir kılavuzdur bu yasalar. Milli Eğitim Bakanı bu yasaları gözü gibi koruyacağına, bir punduna getirip iğdiş ediyor.
“Teşbihte hata olmaz” demeden söyleyeceğim: Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr.Hüseyin Çelik’in benim gözümde, Danıştay cinayeti sanığı Alpaslan Arslan’ın babası MEB müfettişi İdris Arslan’dan hiçbir farkı yok. Milli Eğitim Bakanı da ne yapıyorsa “Milletin değerleri” adına yapıyor.
***
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kurucu Anayasası 3 Mart 1924 tarihli “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”dur: (Madde 4: Milli Eğitim Bakanlığı’ınca, yüksek din uzmanları yetiştirilmek için üniversitede bir ilahiyat fakültesi açılacak ve imamet ve hatiplik gibi dini hizmetlerin görülebilmesi için de ayrı okullar açılacaktır.)
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Bakanının bütün çalışmaları bu maddeye aykırı özellikler taşımaktadır. Amacı 4.madde ile saptanmış olan İmam-Hatip okulu Türk milli eğitiminin temel okulu haline getirilmek istenmektedir. MEB’nın çevirdiği bütün fesatlar da bu doğrultuda.
***
Sahuran Milletvekili Vasıf Bey ve elli arkadaşının 2 Mart 1924 günü TBMM’ne sunduğu Öğrenim Birliği Yasası tasarısının gerekçesi de şöyleydi:
“Bir devletin genel kültür ve siyasetinde, ulusun düşünce ve duygu itibariyla birliğini sağlamak için, öğrenim birliği en doğru ve en ilmi, çağdaş ve her yerde yarar ve iyilikleri görülmüş umdedir. 1839 Gülhane Hattı Hümayunu’ndan sonra açılan Tanzimatı Hayriye devrinde, Osmanlı saltanatı öğretime, öğrenim birliği esası ile başlamak istemişse de bunda başarılı olamamış, tam aksine, bu hususta bir ikilik ortaya çıkmıştır. Bu ikilik, öğrenim birliği açısından birçok kötü sonuçlar yaratmıştır. İki türlü eğitim, bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise duygu, düşünce ve dayanışma amaçlarına tümden karşıdır. Yasa önerimizin kabulü halinde Türkiye Cumhuriyeti’nde tüm kültür kurumlarının tek yönlendiricisi Milli Eğitim Bakanlığı olacaktır.”
***
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eylem kılavuzu Öğrenim Birliği Yasası ile Milli Eğitim Temel Kanunu olmak gerekirken MEB Prof.Dr.Hüseyin Çelik eğitimi ikiye ayırmış (İmam-Hatip mezunları ve ötekiler) ve Cumhuriyet’i İslamcı ideolojinin boyunduruğu altına sokmayı kendine ilke yapmıştır. Bu nedenle, Cumhuriyet için son derece tehlikelidir!